Gül’ün Ermeni seyir defteri!..
Behiç Kılıç
18 Nisan 2009Yıl 1993… Özal’ın vefatı sonrası… Devrin Başbakanı Demirel, cenaze törenine Ermeni devleti temsilcilerini de davet etmişti…
Bu duruma, o dönemin yükselen yıldız politikacılarından biri, ateşli bir biçimde karşı çıkmıştı…
Konuşmasıyla tüm Türk milletini heyecanlandırmış, takdir toplamıştı bu dinamik politikacı… Şöyle diyordu Demirel’i ve hükümetini hedef alarak;
“Hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, Ermenistan Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhurbaşkanının cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir. …Sizin yüzünüzün ne kadar yumuşak olduğunu bildiği için cesaret bulmuş ve Türkiye’ye gelmiştir. Siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ‘Bunun müsebbibi Türkiye’dir’diye demeçler verecek; o kardeşlerimiz katledilirken, ‘Avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuştur; fakat Ortadoğu’nun, Asya’nın haritaları nihai şeklini almamıştır’ diye açıklamalar yapacak; Kars’ın, Ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam Türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız..”
Bu milliyetçi muhafazakar vatanseverin kim olduğunu hemen belirtelim…
Abdullah Gül…
Tekrar edelim tarih 1993…
Göstere göstere
Tabii aradan sular aktı gitti, geldik 2009 yılına… Değişim gelişim ve işte o nokta…
Abdullah bey Türkiye’nin önüne düşmüş vaziyette Ermeni sınırını geçiverdi…
Üstelik 1993’deki Karabağ daha da kapkara bir durumda öyle orada durup dururken!..
Kendilerinin bir milli maç vesilesi ile yaptığı Erivan gezisi vardır biliyorsunuz.. Tabii en çok Azeri kardeşlerimizi yaralayan o gezi sırasında, en doğru tahlili yapanlardan birisi de Iğdır 1. Dünya Harbinde Ermeni Çetecilerin Katliamına Uğramış Mağdurlar Derneği Başkanı Cafer Zor olmuştu.. Zor, “Bu ülke, bugün halen ulusal sınırlarımızı tanımamakta direnmektedir. Ecdadımızı kendilerine karşı soykırım uygulamakla suçlamakta ve devletimizden toprak talebinde bulunmaktadır. Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal etmiştir. Bu ziyaretin Ermenilerin, Azerbaycan topraklarına karşı uyguladığı işgale meşruiyet kazandırmasından endişe ediyoruz. Bu ziyaret Ermeni tezlerini güçlendirecektir. Bir adım sonra, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önüne Sınır Kapılarının Açılması dayatmasının konulmasından endişe ediyoruz” demişti…
İşte buyrun!..
Değişimin tırmanışı
Gazeteci Selda Öztürk Kay, Yeniçağ’da, Gül’ün Ermeni meselesi ile ilgili çeşitli tarihlerde verdiği demeçlerini de yansıtan bir yazı kaleme almıştı.. Bu yazıdan alarak biz de Gül’ün periyodlarını hatırlayalım dedik..
İşte durum…
“(Dışişleri Bakanlığı Şehitlerinin anıldığı törende-2004): Ümit ediyorum ki sözde soykırım davalarını kendilerine politika görenler, bu terör olaylarını hatırlarlar, bugün sempati duyduğu bazı grupların aralarından nasıl teröristler çıkardığı, üstelik de en medeni geçinen ülkelerde bu terörleri nasıl icra ettiklerini hatırlar ve bu oyunlara gelmezler.
(Gazetecilere yaptığı değerlendirme-2005): Ermeni meselesi bizim canımızı acıtacaktır, acıtabilir. Bunun için daha gerçekçi bir çalışma içindeyiz. Daha sonra da bazı süreçlerin meydan okuyarak üstesinden geleceğiz.
(Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşmeleri sırasında-2006): Ermeni ithamlarını ve bu tahrifatın 3. ülkelerle olan ilişkilerimizi bozma tehlikesini, önümüzdeki 10 yılın en önemli meselelerinden biri olarak görüyorum. Yargı yoluna gitme dahil her şeyi düşünüyoruz.
(Cumhurbaşkanı sıfatıyla Azerbaycan Milli Meclisi’ne hitap ederken-2007): Ermenistan’ın bir yandan Türkiye’ye karşı hasmane davranışlar içinde bulunmasının, bir yandan da Azerbaycan’ın topraklarını işgal altında tutmasının bugünkü durumun sebebi olduğunu artık tüm dünya görmelidir. Ermenistan 1915 olaylarının yorumlanmasını başka ülkelerin parlamentoları nezdinde takip etmeyi sürdürdükçe, ilişkilerin normalleşmesiyle ilgili bir gelişme beklenmemelidir.
(Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın daveti üzerine Köşk’ten yapılan açıklama-2008): Anılan maç, sportif bir karşılaşmanın ötesinde, önemli fırsatlar sunan bir anlam taşımaktadır. Bu maç vesilesiyle yapılacak ziyaretin bölgede yeni bir dostluk ikliminin oluşmasına katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. ”
Ne demiş büyüğümüz; “Dün dündür…”