İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Ceyhun Balcı - Teröre Bakış

Ekim 07, 2008 - CEYHUN BALCI, İLK KURŞUN

Aşçının “bu pilav daha çok su kaldırır!” deyişine benzer şekilde bizler de “bu terör üzerine daha çok yazı yazılır!” diyebiliriz.

Farkında olmalısınız! Son terör saldırısından sonra alışkanlık edinildiği üzere askeri ve her türden ayrıntıyla birlikte, askeri ayrıntılar ve özellikle de konunun uzmanlarınca tartışılması gerekenler kamuoyu ile sınırsızca paylaşıldı!

Saklansın mı?

Elbette hayır!

Karakolların yerlerinin değiştirilmesi, çelikten kalelere dönüştürülmesi türünden paylaşımlar elbette gerekli olabilir. Ama, böylesi konular başka önemli noktaların gözden kaçırılması ve üzerlerinin örtülmesi amacıyla kullanılıyorsa eğer, özenli olunmasında yarar var!

Terörü, eli silahlı birkaç bin sapkının etkinliğine indirgemek de hatanın en büyüğüdür.  Birincisi, eğer bu sav doğruysa çeyrek yüzyıldır başa çıkılamıyor oluşu Türkiye’nin gücü konusunda soru işaretleri yaratmaz mı? İkincisi, böylesine dar açılı bir bakış terör konusundaki resmin bütününü gözden kaçırmamıza yol açmaz mı? Böylelikle terör yalnızca askeri bir soruna indirgenerek zaman zaman yaşanan yoğunlaşmalar ve ses getirici eylemler teröre karşı savaş veren başta TSK olmak üzere bir çok kurumun süreç içine sorgulanmasına ve güven yitimine uğramasına yol açmış olmaz mı?

Teröre karşı askersel ve silahlı savaşımı göz ardı etmeksizin ve işin bu yanının önemini küçümsemeksizin bir saptama yapmakta yarar vardır : “Terör siyasi bir sorundur!”

Bu bakış açısı benimsendiğinde askersel etkinliklere ek olarak siyasi ve diplomatik girişimlerle de terörün bitirilebileceği gerçeği görülecektir.

Güncel duruma dönecek olursak eğer, teröristin katırlarla taşıdığı  ağır silahlarla  Irak’ın kuzeyinden saldırdığı söylenip durdu!

Oysa, neredeyse hiç sogulanmayan ve gündeme getirilmeyen bir konu daha vardı!

Irak’ın kuzeyi nasıl bir yerdi? Kimlerin desteği ve kollamasıyla kimler egemendi o coğrafyaya?

Bu soruyu sormak gerçeklere yaklaşmakla eşanlamlı bir edim olacaktır! Elbette, sağlıklı ve akılcı yanıtlarını da üreterek.

Geçen yılki Dağlıca baskınından sonraki günlerde “Bir Kürt kedisi bile vermem!” diyen ya da son saldırıdan sonra sınırımıza komşu Irak topraklarının “insansız” olduğunu ve kendilerinin bu durumda ellerinden gelen bir şey olmadığını söyleyen aşiret önderlerini anımsamakta yarar yok mu?

Birisi Irak Cumhurbaşkanı diğeri de bölgesel Kürt yönetiminin başında ve gerçekte feordal beyler olan bu kişilikleri mercek altına almak gerekmez mi? Her ikisi de normal koşullar altında düşlerinde bile zor görecekleri konumlara kimlerin desteği ile gelmişlerdi?

Sözde önderlerin ABD taşeronu olduklarını belirtmeye gerek var mı?

Araştırmayı ve sorgulamayı sürdürmekte yarar var!

Emperyalist ve onun maşasının Türkiye ayağını görmemek olmaz!

Irak’ın özellikle kuzeyinde yatırım yapan, inşaatları olan ve böylelikle terör yatakçıları ile kolkola olmakta sakınca görmeyen Türkler yok mu?

Biraz daha ileri gidelim!

Barzani sahipliğindeki ve denetimindeki sayısız şirket azımsanmayacak nicelikte ticari etkinliğini başta Mersin limanı olmak üzere Türkiye üzerinden sürdürmüyor mu?

Böylelikle anlıyoruz ki; sınır karakolları başta olmak üzere yurdumuzu koruyanlara açılan ateş yalnızca yurt dışından kaynaklanmıyor. Doğrudan ateş açarak olmasa da ateş edenlere her türlü desteği sunan yurt içi kaynaklı bir düzenek de karşımızda tüm yalınlığıyla yerini almış olmuyor mu?

Tüm bu bilgileri bir araya getridikten sonra Türkiye’nin teröre karşı askersel seçeneğe ek olarak siyasi, ekonomik ve diplomatik seçenekleri olduğu yadsınabilir mi?

Görüldüğü gibi ilgi bilgiyi, bilgi de çözümü üreten önemli kaynaklar!

İyi kullanıldığında askersel önlemler kadar işe yarayan aygıtlar.

Bugün sınırını koruma konusunda edilgenlik görüntüsü içine sokulan Türkiye, tüm olumsuzluklara karşın umarsız ve seçeneksiz değildir.

Yukarıda sıralanan kimi gerçeklerin devreye girmesinin önündeki önemli bir engel de ne yazık ki Türkiye kaynaklıdır!

Büyük ölçüde ekonomik ve siyasal kaynaklı işbirlikçilik bu önemli sorunda da kendini göstermektedir.

Terör, emperyalizmin günümüzde sıkça başvurduğu aygıtlardan biri olarak, yerel güçlerin maşalığı ve işbirlikçiliği yolu ile güçlenerek sorun olmayı sürdürebiliyor!

“Terör” sorununun “terörist” sorununa indirgenerek önemli bileşenlerinin gözlerden uzak tutulması sorunun çözülmesi bir yana karmaşıklaşmasına yol açmaktadır.

Teröre geniş açılı ve bütüncü bir yaklaşım hem sorunun çözümüne giden yolda  hem de dağ başında yurt savunması yapan insanımızın yaşamda kalması doğrultusunda önemli bir adım olacaktır.

Bu kadar zor mudur  bağımsız, akılcı ve kararlı bir duruş göstermek?

Ceyhun BALCI, 06.10.2008

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS