Suriye’deki gibi etkin tavır koymalıyız - CAN ATAKLI
Ekim 06, 2008 - CAN ATAKLI, VATAN
Sevgili okurlar uzun tatili nihayet bitirdik. Ama bayramın sonunda yaşadığımız korkunç saldırı hem ağızlarda tat bırakmadı hem de toplumsal öfkeyi doruk noktasına çıkardı. Resmi söylem ise yine aynıydı: “Kimse merak etmesin, hesap sorulacaktır.” Elbette bu kimseyi tatmin etmiyor artık.
İnanç kalmıyor
Bu söylem kimseyi tatmin etmediği gibi herkesin yüreğinde kuşku bulutları da oluşmaya başladı. Bir taraftan her gün yapılan operasyonlar ve PKK’nın kökünün kazındığına ilişkin açıklamalar, öte taraftan neredeyse her gün askerlerimizin şehit olması. Bir de üstüne kanlı bir karakol baskını ve katliam gibi şehit haberleri. O zaman kime, nasıl inanacağız.
Kararlı davranmak
Oysa Türkiye’nin artık hamaset edebiyatı ve millete moral verme politikasını da gözden geçirmesi gerekiyor. Silahlı Kuvvetler’in gücünü öne sürerek güven verme çabaları, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın yurt dışı gezilerini iptal etmelerinin inandırıcı tarafı kalmadı. Türk halkı iktidar sahiplerinden artık kararlı bir çıkış istiyor.
Şahinlik değil
Elbette buradaki kararlılık şahinlik anlamına gelmiyor. Yani hemen Irak’a girelim, yerle bir edelim gibi bir macerayı kastetmiyorum. Ama Türkiye güçlü olduğunu ve gerekeni kararlılıkla yerine getireceğini göstermek zorundadır. Türkiye’nin özellikle ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra caydırıcı olma özelliğini kaybettiğini görüyoruz.
Suriye örneği
Sevgili okurlar hatırlayın, teröristbaşı Suriye’deydi. O zaman da Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik eylemler yapıyordu PKK. Ve bir gün Orgeneral Ateş, Suriye sınırına çok yakın bir yerde “Terörü ve başını korumaktan vazgeçin yoksa Türkiye gerekeni yapacaktır” dedi. Suriye bu kez Türkiye’nin çok kararlı olduğunu gördü ve teröristbaşını ülkesinden çıkardı. Sonucu biliyorsunuz, dünya teröristbaşına dar geldi.
Şimdi de yapılabilir
O halde sevgili okurlar, Türkiye aynı kararlılığı neden Irak’taki aşiret liderlerine karşı gösteremiyor. Tıpkı 1999’daki gibi örneğin aşiret liderlerine dersiniz ki “Sana 72 saat izin, bu olayın sorumlularını yakalayıp, terörü bitirmek için adım attın attın, yoksa karışmam.” Ama bunu yapamıyoruz, ki mutlaka başka nedenleri var. Bunları da hafta içinde sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
İşler sarpa sarıyor
Sevgili okurlar haftayı tatille ve sonunda çok acı bir olayla geçirince yolsuzluk haberleri de pek yer almadı medyada. Ama bu haftadan itibaren yolsuzlukların yine gündemde olduğunu göreceğiz. İktidar özellikle Güneydoğu’daki olaylar nedeniyle gündemi elinde tutmak isteyebilir. Ama işlerin sarpa sardığı kesin, bunu durdurmaya takatları yetmeyebilir.
Deniz Feneri parlayacak
Hükümeti ciddi sıkıntıya sokan Deniz Feneri olayı Adalet Bakanı’nın, kendisine yakıştıramadığım bir üslupla “Bana ne yaaa” sözleriyle yeni bir aşamaya girdi. Sayın Bakan “Bana ne” derken lafın ucunun hâkim ve savcılara gideceğini ve asıl onlara “Size ne yaaa” dediğinin farkındadır herhalde. Gerçi Mehmet Ali Şahin daha sonra sözlerini düzeltmeye çalıştı ama, ekrandaki görüntüsü hâlâ hafızalarda.
Çankaya Belediyesi
Bu arada sevgili okurlar, beklenmedik bir anda CHP’li belediyelerin birinde skandal patlak verdi. Ankara Çankaya Belediyesi’ndeki rüşvet iddiaları ortalığı sarınca AKP mal bulmuş gibi buna sarıldı. “Tencere dibin kara” sözünü doğrulatmak isteyen AKP’liler “Bunu da yazın” diye medyaya saldırdı. Çankaya olayı dinci olmayan medyada çok geniş yer aldı ve almaya da devam ediyor.
Dünya krizde
Türkiye yolsuzlukları tartışırken dünya gelmekte olan büyük krizin dehşetini yaşıyor. Türkiye şimdilik sakin. İktidar “Bir şey olmayacak” moralini pompalayarak tevekkül içinde bekliyor. “Türkiye de büyük bir krize girer mi?” Elbette panik havası yaratılmasın ama bu krizin Türkiye’yi etkilemeyeceğini söylemek için ekonomiyi hiç bilmemek gerek.
Kapitalizmin sorgulanması
ABD’deki ekonomik kriz nedeniyle kapitalizm üzerinde de şiddetli tartışmalar yaşanmaya başladı. Kapitalizmin öleceğini hiç sanmıyorum. Buna karşın belli ki ciddi bir revizyondan geçecek. Tabii kısa bir süre öncesine kadar “Serbest piyasa ekonomisini bir din gibi algılayanların” yanıldığı da ortaya çıktı. Demek ki Amerika gibi bir kapitalist dev bile gerektiğinde devletin gücünü göstermesinden yana olabiliyormuş.
Yenikapı’daki kazılar
Sevgili okurlar cumartesi günü Yenikapı’daki Marmaray kazıları sırasında ortaya çıkarılan tarihi eserleri yazmıştım. İstanbul’un tarihini 8 bin 500 yıl önceye götüren bu buluntular Türkiye için olduğu kadar dünya için de çok önemli. Türkiye’nin bunu çok iyi değerlendirmesi ve kısa vadeli çıkarlara bu hazinenin feda edilmemesi gerekiyor. Bu konuda toplumun her kesiminin duyarlı olmasını diliyorum.
Bektaşi fıkraları
Ramazan ayı boyunca klasik fıkraları bir kenara bırakıp Bektaşi fıkralarını paylaşmıştım sizinle. Çünkü Bektaşi fıkraları Anadolu insanının çıkarı için dini taassubu kullananlara karşı gösterdiği çok zarif bir protestodur. Fıkralardaki Bektaşi, din ve ibadetin insana ait olduğunu, bunu gösteriş için kullananların aslında ne kadar riyakâr ve sahtekâr olduklarını gösterir.
Fıkralar birikti
Tabii Ramazan boyunca Bektaşi fıkralarına yer verince köşenin diğer süsü fıkralar da birikti. Özellikle bu köşeyi hiçbir zaman fıkrasız bırakmayan sevgili okurum Yıldırım Tuna’nın fıkraları dağ gibi oldu. Pazar günleri bunları toplu halde sunarım artık.
Bayram tebrikleri
Sevgili okurlar bayram boyunca pek çoğunuzdan e-mail yoluyla kutlama mesajları aldım. Bunların yetişebildiğim kısmına cevap yazmaya çalıştım. Ama takdir edersiniz ki tüm mesajları yanıtlamak çok zor oluyor. Bu nedenle lütfen beni mazur görün. Bu vesileyle geçmiş bayramınızı tekrar kutlar, gösterdiğiniz ilgi ve sevgi için teşekkür ederim. Hepinize iyi haftalar dilerim.
***
Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem. Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum. Voltaire


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.