İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Ceyhun Balcı - DİSK Tarihi

Eylül 22, 2008 - CEYHUN BALCI, İLK KURŞUN

Tarih gerçek anlamda yazılınca gerçekler gözler önüne seriliyor. Söylentilere ve elbette söylencelere dayanınca nesnellik aranıp da bulunamayacak duruma geliyor.

DİSK Şubat 1967’de kurulduğunda başta ABD olmak üzere Batı sendikal bölünmeyi kendi işine yarayacak bir fırsat olarak görmekteydi.

Diğer yandan, o zamanın tek işçi sendikası olan Türk-İş’in ABD ve  elbette onun yeşil doları ile içli dışlılığı DİSK’in farklı bir sendikal örgütlenme konusundaki başat dayanağıydı.

DİSK’in açılımındaki “devrimci” sözcüğü o yıllarda Mustafa Kemal devrimciliğinin uzantısı olarak açıklanmaktaydı. Ayrıca, hemen her toplantının önde gelen marşı da “dağ başını duman almış” sözleri ile Gençlik Marşı idi.

Başlangıçta o yılların yükselen değeri olan ve 1965 seçimlerinde şaşırtıcı bir şekilde TBMM’ye giren, onunla da kalmayıp milletvekili sayısı ile ters orantılı bir etkinlik içinde olan parti DİSK’in kullanmaya çabaladığı bir örgütlenme idi.

12 mart muhtırasına destek olarak kaleme alınan şu satırlar anlamlı ve önemli sayılmalı!

DİSK Atatürk devrimlerinin ve Anayasa ilkelerinin korunmasında, uygulanmasında ve geliştirilmesinde  Türk Silahlı Kuvvetlerinin yanında olduğunu belirtmekten kıvanç duyar.

Parlamentodan çıkarılan Anayasaya aykırı kanunlar ve hükümetin ısrarla yürüttüğü Anayasa dışı uygulamalar, sosyal patlamalara yol açan tutum ve davranışlar, memleketi bir kardeş kavgasının eşiğine getirmiştir.

İşte böyle bir ortamda memleketin beceriksiz ellerde emekçi halkımızın da perişanlığını arttıracak bir yuvarlanmayı gören ve Türk milletinin bağrından oluşan Silahlı Kuvvetlerinin bu vahim durum karşısında aldığı kararlar işçi sınıfımızın  devrimci  kesiminde büyük bir ferahlık yaratmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tanıdığı hakları en cesur şekilde kullanan Türk Silahlı Kuvvetlerinin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak, Atatürk devrimlerini hâkim kılmak ve Anayasanın öngördüğü reformları gerçekleştirmek, özellikle Anayasamızın temel ilkelerine yürekten bağlı kılmak yolunda görev başında olduğunun radyolardan ilânı karanlık ufukları aydınlığa kavuşturmuştur.

Hiç kuşku yok ki; kişi ya da kurumların geçmişleri onları sonsuza dek ipotek altına almamalıdır. Ama, geçmişteki son derece önemli kimi hatalar, günümüzde de sürdürülüyorsa  görmezden gelinmemeli!

DİSK tarihindeki bir başka köşe taşı söylenceye dönüşen 15-16 haziran 1970 direnişlerine ilişkindir. Bu direnişlerin örgütleyicisi sanıldığı gibi DİSK değildir. Bu gerçek bizzat o dönemin DİSK yönetimince dillendirilmiştir.

Bu konuya ilişkin bir başka çarpıcı bilgi de, 15-16 haziran eylemlerine yol açan yasal düzenlemelerin sonradan DİSK Başkanı olacak bir sendikacı önderliğinde yaşama geçirilmiş olduğudur. Elbette, söylencelerde bu türden rahatsız edici bilgilere yer yoktur!

Kuruluş sırasında etkin olan partinin gerilemesi ile DİSK’in bir partiden yararlanması dönemi yerini partilerin DİSK’ten yararlanması dönemine bırakmıştır.

O dönemin çelişkileri, kimi partilerin DİSK içindeki mutlak egemenlik çabaları ayrışmayı başlatan sürece dönüşmüştür. Kuruluşu ile sendikal hareketin bölünmesi sonucuna yol açan DİSK çok geçmeden başka ayrılıkların da kaynağı konumuna düşmüş olacaktır.

Bu arada, kişisel çıkar sağlanması konusunda bir şey söylenemese de, DİSK bir günlük gazetenin desteklenmesi ve başarılabilirliği fazlaca irdelenmeden yaşama geçirilmeye çalışılan bir konut üretim girişimi ile de üyelerinin parasal katkılarını çarçur etme şanssızlığını da yaşamak durumunda kalmıştır.

Satır başlarıyla anılan ve daha nicesi sayılabilecek tarihsel gerçekliğin bugüne bağlanması da kaçınılmaz!

DİSK’in bugün takındığı tavır ve giderek belirginleşen güç kaybı bir yandan olaylara bakışındaki yanlışın diğer yandan da köklerinden kopuşun belirtisi gibidir.

2008 Türkiye’sinde DİSK gibi bir işçi sendikasının sergilemekte olduğu “kan kaybı” irdelenmeye değerdir.

Her şeyden önce acı da olsa gerçektir ki; DİSK günümüz Türkiye’sinin sorununu anlamamış gibi görünmektedir!

Anlamış olsaydı duruşu da, söylemi de ve elbette eylemi de farklı olurdu!

Giderek ülkemiz gerçeğine dönüşmüş olan “cemaatçilik” başta DİSK olmak üzere hemen her kurumun bindiği dalı kesen önde gelen tehlikedir.

Bu görülmedikçe ve gereği yapılmadıkça, ne DİSK ne de başka kurumlara yaşam hakkı söz konusu bile ol(a)mayacaktır!

Ceyhun BALCI, 19.09.2008

(*) DİSK TARİHİ, Efsane mi, gerçek mi?  (Canan ve Yıldırım KOÇ) kitabı bu yazıya  esin kaynağı oldu.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS