Allah’ın adaleti - YALÇIN BAYER
Eylül 18, 2008 - HÜRRİYET, YALÇIN BAYER
‘Bu şarkı burada bitmez’
FRANKFURT’taki Deniz Feneri davası beklendiği gibi sonuçlandı; kuşkuların hepsi kanıtlandı.
Ancak geride cevabı ve cezası gereken bir sürü soru kaldı.
Zekeriya Karaman baştan ne kadar karşı çıkışlarla dalgayı üzerinden savuşturmaya çalışsa da gerçekler Alman yargısınca ortaya çıktı.
Deniz Feneri’nin Kanal 7 ayağı resmen kanıtlandı.
Bunları hákim dile getirdi. Ne kadar siyasi baskı olursa olsun, bunun Türkiye’de açığa çıkması gerektiğini açıkça söyledi.
CHP MYK üyesi Ali Kılıç’ın anlatımları şöyle:
“Hákim diyor ki… Her ne kadar siyasi baskı olsa da, bunun Türkiye ayağının açıklığa kavuşmasını umuyoruz… Bu basit bir suç olayı değil.
Siyasi bağlantıları bulunan ve masum insanları kullanarak politik ve ekonomik amaçlara ulaşmak için Deniz Feneri örgütlenmesi kurulmuştur… Ne yazıktır ki, böyle bir misyonu yerine getirememiştir.
Tamamen insanları yanıltmak için kurulmuştur.
Toplanan paralar özel şirketlerinin finansmanında kullanılmıştır; Kanal 7, Beyaz Holding gibi…
Bu paraların kullanımına Türkiye’de karar verilmiştir…
Hákim isimleri de açıkladı:
Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, Zahid Akman buna karar verenler…
Asıl suçlular Türkiye’de olduğu ve üç kişi talimatlara göre hareket ettikleri için cezaları az tutuldu.”
ARKADAŞLARINI KORUDU
Kılıç anlatmaya devam ediyor:
“Mehmet Gürhan’ın Türk hükümetinden yardım beklediği de mahkemede ortaya çıktı; bu siyasi bağlantıyı göstermiyor mu?
Bir başka ilginç yanı da, Gürhan’ın avukatının Türkiye’deki ortaklarını suçlaması… Bunun için ’müvekkilim suçsuzdur’ dedi ve ekledi: ’Türkiye’deki arkadaşları kendisini yanlış yönlendirmiştir.’
Ve yargının bir kanaati; Mehmet Gürhan her ne kadar bütün suçu üzerine aldıysa da bunu oradaki (Türkiye’deki) arkadaşları adına yaptığını biz mahkeme olarak biliyoruz; ancak kendisine inanmıyoruz.”
‘Modern dilencilik’
İZMİR’de Hisar Camii’nin önünde dilenenler birçoğundan daha haysiyetli ve şereflidir belki de… Hiç olmazsa yardımı kendileri için istemektedirler. Bu bağışta samimiyet vardır.
Müslümanlık deyince mangalda kül bırakmayanlar… ’İçenler, içmeyenlere baskı yapıyor’ diye hikáye anlatanlar… ’Fakir fukaraya, yardıma muhtaçlara yardım edeceğiz’ diye Almanya’da toplanan paraların akıbeti belli değildir.
Bunun adı ’modern dilencilik’ ve ’soygunculuk’tur.
Bir sendika düşünün, işçilerin alın teriyle kazandıkları paraları, götürüp siyasi rant sağlamak adına bir futbol kulübüne aktarmaktadır. (Yol-İş Sendikası ve Bursaspor.)
Eskişehir’de de aynı şeyler yaşandı. 2002 seçimlerinde Edirne’den milletvekili seçilen Sayın Unakıtan, son seçimlerde Eskişehirsporlu taraftarlara, “Siz isteyin Ronaldinho’yu getirelim” dedi. Ve bir şekilde Eskişehir Süper Lig’e çıktı.
Emniyet teşkilatında yardım makbuzları kesilir ehliyet için, pasaport için. Bu paraların da akıbetinden kamuoyunun haberi yoktur.
Milli Eğitim’de de bağışlar olur. Acaba bu paraların hesabı kuruşu kuruşuna verilir mi?
Özetle bu milletin kıçından donunu alsan ses çıkarmaz.
Ama Başbakan der ki: “Benim bir yanağıma vurdun, ötekini dönemem. Sen bizi uysal koyun mu sandın?”
Başbakan koyun değildir ama bizim milletimizin koyun olduğu her halinden bellidir.
Şikáyet etmek isteyenler de züğürt tesellisiyle, kimi kime şikáyet edeceksin, diye martaval okur.
Özetle komşunun kızı yaptı mı adı orospuluktur. Kendi kızı yaptı mı, biraz eğlendi denilir.
Bir ülkede bağımsız yargı olmazsa o ülkede diktatörlüğün ayak sesleri vardır.
AKP’liler eskisi gibi Almanya’ya gidemiyor
Başbakan’a göre; DF, dinci holdinglerden daha itibarlı
BAŞBAKAN ve bakanlar birçok kez Almanya’ya gittiler. ’Yeşil’ sermaye mağdurları hep karşılarına çıktılar; “Kaptırdığımız paraları kurtarın” diye yalvardılar.
Sayıları ister 500 bin deyin ister 800 bin…
AKP iktidarından umdukları desteği bulamadılar.
Çünkü bunların birçoğu Almanya’da camilerde bu konuda ’vaaz’lar vermişler; yüksek faiz vaatleriyle insanların ceplerini boşaltmışlardı.
Bu konudaki tepkilere bir keresinde Başbakan Erdoğan, “Para verirken bana mı sordunuz?” diye çıkışmıştı.
Bir de öğreniyoruz ki aynı Erdoğan ile Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Deniz Feneri hortumcularıyla yakından ilgilenmişler. Alman yargısını izlemişler.
Peki onlar kim, bunlar kim?
HÜKÜMETTEN HEDİYELER
Deniz Feneri kararından sonra hükümet bayram tatilini 9 gün olarak ilan etti; memur maaşlarının ayın 29’unda verileceğini açıkladı.
Hükümet, ’kömür’ ve ’bayram şekeri’ ile halkı sevindiriyor!
O başka ’Karaman’
AKP İstanbul il örgütünün iftarında tanıdığımız ’muhafazakár’ bir gazeteci dostumuz, “Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın kardeşinin Erbakan’ın özel kalem müdürü olduğunu” niye yazmıyorsun diye sordu. Biz dün yazdık… Ancak Mehmet Karaman aradı: “Biliyor musunuz…’ diyorsunuz ama benim Sayın Necmettin Erbakan’ın Özel Kalem Müdürlüğü’nü yaptığım (21 yıldır) doğrudur. Ancak Zekeriya Karaman’la akrabalık bağım yoktur. O Aksaraylıdır; ben de Samsunluyum. Türkiye’de binlerce Karaman soyadı vardır; her yerde karıştırılır” dedi. Biz de kendisine özür dilediğimizi söyledik. Erbakan Hoca’yı sorduk, “İyidir” dedi; bundan başka kendisine sormak istediğimiz sorulara yanıt vermek istemedi, Karaman, “Sizi sadece bunun için aramıştım” demekle yetindi.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.