İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

İşte Başbakan’ın Doğan’ı hedef alma gerekçeleri - Sabahattin ÖNKİBAR

Eylül 15, 2008 - SABAHATTİN ÖNKİBAR, YENİÇAĞ

Tayyip bey önceki gün partisinin Beyoğlu ilçe kongresinde Aydın Doğan konusunu kastederek; “Bu bahsi artık burada kapatıyorum” dedi, ama dün gördük ki kapatmamış.
AKP’nin Şişli ilçe kongresinde Erdoğan’ın temel gündemi yine Aydın Doğan’dı.
Peki ama neden?
Erdoğan kapattım dediği bahsi dün tekrar niçin açtı?
Yazacaklarım tahmin değil, bilgidir.
Önceki akşam (cumartesi) Tayyip Erdoğan için araştırma yapan iki şirket Başbakan’a Aydın Doğan’la yaptıkları kavganın halka yansımalarını ve oradaki algılamaları gösteren  araştırmaları iletti.
Sonuç Tayyip beyi bayağı bir sevindiriyor, zira bize anlatıldığına göre halkın yarıdan biraz fazlası kavgada Tayyip beyi haklı görüyor. İşte bunun içindir ki Erdoğan “Bahsi kapattım” demesine rağmen dün konuyu tekrar gündemine aldı.
Diyeceksiniz ki bu bir kavga ve her kavgada olduğu gibi herkes az ya da çok yumruk alır. Dolayısıyla Tayyip bey az yumruk alsa bile böyle bir kavgayı neden sürdürsün?
Hadise şudur efendim:
Tayyip Erdoğan esmeye başlayan yolsuzluk rüzgârıyla yiyeceği silleyi birkaç yumruğa indirdi de ondan.
Hatırlayın Şaban Dişli olayında yolsuzluk belgelenmemiş miydi? Belgelenmişti.
Keza Deniz Feneri soygunculuğu bombasıyla AKP tıpkı 90’lı yılların başında SHP’nin başına gelen İSKİ ya da Ergün Göknel olayı benzeri bir hadiseyle yüz yüze gelmeyecek miydi? Gelecekti.
İşte Tayyip Erdoğan bunu gördü ve fırtınadan kasırgaya dönüşmesi kesin olan yolsuzluk rüzgârına, gündemi değiştirerek set olmaya çalıştı.
Birden bir düşman yarattı ve konuyu o mecraya taşıdı, yani hadiseyi AKP dünyasının yaptığı yolsuzluklardan Erdoğan-Aydın Doğan kavgasına dönüştürdü. Bu şekilde de AKP’nin yolsuzlukları ikinci plana ve kavgada kullanılan argümana dönüştü.
Evet Başbakan’ın Aydın Doğan’a hücumu gerçekte yolsuzlukları örtme teşebbüsüdür.
Öyle, çünkü yolsuzluk söylentileri ve buna karşı oluşan tepkiler artık Başbakan’ın kapısına kadar dayanmıştı.
Bülent Arınç gibi bir isim bile parti toplantısında iddialara açıktan isyan ediyordu.
İşte Tayyip bey hem partisinde başlayan sorgulamaları hem da toplumda oluşan algılamaları ters yüz etmek için ahali tarafından çok sempatik görülmeyen Aydın Doğan’ı hedefe oturtarak ve ondan bir düşman yaratarak partisinde birliği sağlamayı ve de hedef şaşırtmacası yaparak iddiaları bertaraf etmeyi tasarladı ve doğrusunu söylemek gerekirse bunu bir ölçüde de başardı.
Yani basit anlatımla Erdoğan’ın Aydın Doğan taarruzu gündem saptırma teşebbüsüdür.
Öyle, çünkü Deniz Feneri’nde dini-imanı kullanarak yapılan rezilliklerin vereceği tahribat Erdoğan tarafından hemen görüldü. O kadar ki üç gün öncesine kadar Deniz Feneri’ne  kalkan olan Tayyip bey, birden suçu olan cezasını çeker noktasına geldi.
Bütün bunlara ilaveten Erdoğan’ın Aydın Doğan’a yaptığı hücumun bir başka sebebi de toplumu kuşatan ekonomik buhrandır. Tayyip bey ekonomide derinleşen reel sektör krizini kamufle için yapay gündemler inşa ediyor.
Düne kadar ama müesses nizam karşıtlığıyla, ama hor görülme ve siyah olma istismarlarıyla mağdurları oynayıp parsa toplayan Tayyip Erdoğan artık bunları yapamayacağını ve etkili olamayacağını  görüp hakikatler ortaya çıkınca hemen bir düşman yaratıp onu topluma sunmuştur ki o da malum Aydın Doğan’dır.
Peki bu işin galibi Erdoğan mıdır?
Hayır değildir.
Erdoğan doğal bir halin sonucu olarak esmeye başlayan yolsuzluk rüzgârını bu şekilde atlattığını düşünse de artık mevsim dönmüş, yani yaz geçilmiş ve sonbahara yelken açılmıştır.
Malum sonbahar rüzgâr ayıdır ve esintinin şiddeti her gün yükselecektir…
Sonbahardan sonra ise kıştır.
AKP yolsuzlukları istismar ederek iktidar oldu ve zerre kuşkunuz olmasın yolsuzlukla geldiği gibi yolsuzlukla gidecektir.
Süreç başlamıştır.
Ülkeyi AKP’den kurtarmak isteyenlere bir kez daha söylüyoruz, bırakın şu laikliği, içki serbestisini, kadeh tokuşturma gibi şeyleri, bunlar AKP’yi büyütüyor. AKP’yi göndermek için iki konu  olmazsa olmazdır: 1) Ekonomik buhranı dillendirme, 2) Din-iman kamuflajıyla yapılan soygunları halka anlatma. 

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS