İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Dr. M. Galip Baysan - KIBRISLILARIN SESSİZ ÇIĞLIKLARI

Eylül 15, 2008 - DR.M.GALİP BAYSAN, İLK KURŞUN

Kıbrıs’ta uzun yıllar beklenen ikili barış görüşmeleri tekrar başladı. Kronik bir hastalık halini almış olan ve Türkiye – AB ilişkilerinde en önemli engellerden biri kabul edilen bu sorunun halledilmesini, hatta neye mal olursa olsun mutlaka çözülmesini isteyen çevreler büyük bir mutlulukla ve dikkatle gelişmeleri izliyorlar. Özellikle hükümete yakın bazı köşe yazarlarından küçük Kıbrıs Adasının 70 Milyonluk Türk Halkının kaderini etkilemesine izin verilmemesi konusundaki uyarıları da unutmuyoruz.Ben de tabii ki Kıbrıs’ta Türk Halkının menfaatlerine uygun gelecek bir çözümü yıllarca beklemiştim, ama Hıristiyan Batı Dünyasının 2004 yılındaki tek yanlı oyunu, Birleşmiş Milletlerin önerisi ile ortaya konan barış planını Türklerin Kabul etmesine rağmen dışlanışı ve Rumların barış planını itelemesine rağmen ödüllendirilir gibi veya inadına AB’ye kabul edilmesi, bütün iyi niyetlerimi buharlaştırdı. Bu konudaki görüşlerimizi tabii ki zaman zaman, fırsat buldukça sizlere sunacağız. Ancak iki liderin görüşmeleri konusunda ilk izlenimimiz; ne yazık ki Kıbrıs Türklerinin birkaç yıl içinde Yunanlılar ve Batı Dünyasının istediği noktaya getirilmiş olduğu şeklindedir. Görüşmelere başlayan iki liderden Türk Lider görüşmelere ve gerekirse taviz vermeye ve alabilirse tabii ki bazı tavizler almaya hazır bir görünümdedir. Rum liderse Türk tarafının bu hevesli halinden istifade ile, oldukça iyi planlanmış taktiklerle muhtemel birleşme halinde belirli bir süre sonunda, Türk varlığını tamamen pasifize edecek bir ortam yaratmadan nihai adımlar atmayacak gibi görünmektedir.Türkiye için Jeopolitik ve Stratejik açıdan büyük önem taşıyan böyle bir adanın kaderini sadece Kıbrıs Halkının belirleyebileceğini söylemek doğru olmaz. Ada hem Türk, hem de Helen Dünyası için çok önemli bir değere sahiptir. Tek başına birinin eline geçmesi diğerine büyük zarar verir. Galiba bu önemi Kıbrıs Türkleri de iyi anlamış olmalı ki son günlerde Adada Kıbrıslı Türkler arasında bazı kıpırdanmalar başladı. Bu gün bunlardan birini, görüş ve felsefelerini sizlere tanıtmak istiyoruz.         Kıbrıs Türklerinden bu aşamada Rumlarla anlaşmaya pek taraftar görünmeyen, KKTC’nin ilelebet yaşamasını, Türkiye’nin garantilerinin sulandırılmamasını ve Türk askerinin Ada’dan çıkmamasını isteyen ve bu uğurda mücadele etmeye kararlı bir “KKTC Milli Varoluş Konseyi” oluşturulmuştur. Aşağıdaki bildiri bu Konsey tarafından yayınlanmış olup aynı zamanda Memorandum olarak, gerekirse halkın imzasına açılması tasarlanmaktadır. Bildiriyi orijinal haliyle sunuyoruz.  Dr. M. Galip Baysan 

           MİLLİ  KONSEY

       KIBRIS TÜRK MİLLİ (VAROLUŞ) KONSEYİ        Adres: 3, Ankara sok. Lefkoşa.  İrtibat: millikonsey@hotmail.com 

            MİLLİ MANİFESTO       Yavruvatanın Anavatan’dan koparıldığı 1878’den beri emperyalist güçlerin desteğinde Enosis amaçlı olarak Rum-Yunan ikilisi tarafından halkımıza fasılasız uygulanan ve halen devam etmekte olan baskı,  zulüm ve eritme politikaları sonunda 1955’te başlayan EOKA saldırıları karşısında halkımızın TMT öncülüğünde verdiği kurtuluş savaşını, katlandığı fedakârlık ve buna rağmen uğradığı haksızlık ve adaletsizliği,1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin cebren ve hile ile ve silah yoluyla ikinci bir Helen devletine dönüştürme çabalarını,        Halkımızın 1963 – 74 döneminde maruz kaldığı katliam ve soykırım uygulamalarını,       Enosis’i def ve halkımızın bağımsızlık ve hürriyetini tesis etmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Temmuz 1974’de gerçekleştirdiği Barış Harekâtı’nın hedef, ruh ve özünü,        Halkımızın yeniden sömürgeleştirilmeye karşı sahip olduğu direnme, devlet olma, kendi devlet çatısı altında hür ve bağımsız yaşama hakkını,        Türk Milletinin Yakındoğu ve Doğu Akdeniz’de sahip olduğu, vazgeçilmesi imkânsız yüce ulusal çıkarlarını,       Halkımızın ayrılmaz ve kopmaz parçası olduğu Türk milletine beslediği güven, şükran ve bağlılık duygularını,       Kıbrıs mücadelesinin yalnız Kıbrıs Türk halkının değil, topluca Türk milletinin ulusal davası olduğunu,       Güney Kıbrıs’ta değişen iktidarlara rağmen Rum-Yunan ikilisinin Enosis hedefinin asla değişmediğini,        Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı ile Adanın bütününe egemen bir Rum devleti arasında herhangi bir fark bulunmadığını,       EOKA ve İngiliz sömürgeciliğine direnen ve kurtulan halkımızın Rum-Yunan sömürgeciliğine asla boyun eğmediği ve eğmeyeceğini,       Halkımızın Atatürk ilke ve devrimleri ve İstiklal Savaşı ile yakılan tam bağımsızlık meşalesinden aldığı ilhamı,       İkili müzakere örtüsü altında, emperyalizmin güdüsünde ve yörüngesinde yürütülmekte olan pazarlığın yarattığı ve kaçınılmaz olarak daha da yaratacağı telafisi imkânsız tehlike, yıkım ve yok oluş sürecini,       Hayati önemi haiz olgular olarak dikkate almak suretiyle,a)          Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini tayin hakkına sahip bağımsız ve egemen bir halk olduğunu,b)          Ortaklık devletinden cebren dışlandığı tarihten itibaren bu haklarını kullanarak kendi kendini idare ettiği ve 20 yıl mücadele ve sabırdan sonra kendi toprağında kendi devletini oluşturduğunu,c)          25 yıldan beri hür ve bağımsız bir devlet hayatı sürdüğünü,d)          Tek halk ve egemenliğin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden ve onun vatandaşlığından feragatin örtülü bir teslimiyet teşkil ettiğini, e)          “Birleşik Kıbrıs” maskesinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırma ve halkımızı Rum-Yunan sömürgeciliğine terk etmekten başka bir sonuç doğurmayacağını,f)           Rum liderliğinin “Birleşik Kıbrıs”tan neyi hedeflediğini gördükten sonra bu teşhisimizin kanıtlandığını,g)          Halkımızın şu anda uzlaşma ve AB üyeliği aldatmacasıyla devletsiz, topraksız, vatansız, egemenlikten yoksun ve kısa sürede eritilmek üzere önce basit bir azınlık, sonra da bireyler düzeyine indirgenecek köle bir varlık haline getirilme şeklinde hayati bir risk karşısında bulunduğunu,     Dünya ve tarih önünde bir kez daha ilan eder ve deriz ki:1.  Vatan’ın, devletin ve egemenliğin tamamı, halkımızın bağımsızlık ve hürriyeti acil tehlikededir,2.          Tehlike kapıya dayanmış, ateş milli bir felaket olarak bacayı sarmıştır,3.          Bu yangını şimdi ve derhal söndürmek tarihin ve milletin Kıbrıs Türkü’ne yüklediği ulusal vecibedir,4.           Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde vatan ve egemenlik bir bütündür, parçalanamaz; vatana, devlete ve egemenliğe ortak aranamaz,5.          Kıbrıs Türk’ü direnecek, vatanını, devletini, egemenliğini   savunacak ve koruyacaktır,6.          Ulusal mücadelelerde tehir yoktur, “bekle-gör” politikaları gaflet ve dalalettir,7.          Devleti, vatanı, bağımsızlığı, egemenlik ve hürriyeti halkımızın azim ve kararı kurtaracaktır.8.          Kıbrıs’ta 1974’ten beri var olan barışın devamı ve kalıcılığı Kıbrıs Türk Halkının egemen, eşit bir halk olarak kabul edilmesine , “Tek Halk-Kıbrıslılık” yalanından vazgeçilerek Çek-Slovak örneği bir ortaklık kurulmasına bağlıdır. Rum yönetimine Kıbrıs Trükleri’nin ve Kıbrıs’ın meşru devleti, hükümeti olmadıkları, olamayacakları kesin şekilde duyurulmalı, Türk tarafından esirgenen eşit muamele uygulanmalı, Türk Halkının 1963’ten beri uğradığı maddi ve manevi zarar ve kayıplar tazmin edilmelidir.  O zaman şimdidir. Ya şimdi ya da hiçbir zaman…                      Milli Konsey adına                                                                        Kamil Özkaloğlu 

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS