Nurten Akyazılılar - Köksal, “Petrol ve Doğal Gaz Konusunda Gelecek Denizlerde”
Eylül 11, 2008 - NURTEN AKYAZILILAR, İLK KURŞUN
Bilindiği gibi ABD yıllardır Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi stratejisi güdüyor. Strateji kapsamında SSCB’nin dağılması ardından petrol ve doğalgaz zengini Kafkas coğrafyasında kurulan bağımsız devletlerde tek tek Soros destekli renkli, çiçekli devrimler yaptırıldı. ‘Amaçlar için her yol mubah’ mantığıyla hareket eden Amerika, stratejisinin Ortadoğu coğrafyasına yönelik kısmında ise renk aramayıp direkt bölgeyi kana boyadı. Bütün bunların başlıca sebebinin Kafkas, Ortadoğu ve Afrika bölgelerinin yeraltı ve yerüstü madenlerince son derece zengin olması toplumca fikri sabittir. Ki bir gün petrol tükense bile her şeyden önemlisi bu bölge Amerika kıtası gibi küresel ısınmadan etkilenmeyecek ve şimdi çok dikkate gelmese de geleceğin önemli enerji kaynaklarından biri olacak olan güneş enerjisi bu coğrafyada her daim olacak. Bütün bunlar ABD’nin gözlerini kamaştırıyor; çünkü bu zenginliğin sahibi olan güç dünyaya da hükmedebilecek.
Fakat bir süredir Putin liderliğinde oldukça toparlanan Rusya da büyük satranç tahtasındaki derin hamlesi için pusudaydı. Gürcistan’ın AB-D desteğine güvenerek Güney Osetya’ya inmesi üzerine hamlesini gerçekleştirdi ve şimdi bu büyük satranç tahtası üzerinde oldukça kritik stratejilerle oynanıyor.
Ne de olsa Amerika bu kadar zaman BOP’ne son derece ciddi yatırımlar yaptı; pes etmek istemiyor. Rusya da ‘Artık tek güç sen değilsin; bu coğrafyada ben de önemli bir aktörüm, beni çiğneyemezsiz’ diyor.
Peki, Türkiye ne yapıyor? Bu satranç tahtasında sadece basit bir piyon mu? Bir strateji geliştirebilecek mi?
AKP Hükümeti, İran ile enerji sözleşmesini imzalayamadı. Rusya ile ticarette ekonomik sıkıntılar yaşanıyor. Tabii bunda Amerikan savaş gemilerinin ardı ardına boğazlarımızdan geçerek Karadeniz’e süzülmeleri de etken oldu ama muhtemeldir ki Rusya ile yaşanan bu sürtüşmenin de kamuoyuna detayları açıklanamayan öncesi vardır.
BTC boru hattında meydana gelen patlama ve Gürcistan-Rusya savaşı, enerji nakli konusunda gözleri tekrar Rusya ve İran’a çevirdi. Azerbaycan petrolünün İran üzerinden Avrupa pazarına ulaştırılmasına başlandı bile. Kazakistan da Rusya üzerinden nakledecek doğalgazını. Türkiye bu süreçte beklemede kaldı. Oysa Rusya, NABUCCO projesine karşı atağını 2007 sonunda Moskova’da imzalayarak yapmıştı bile; Kazakistan ve Türkmenistan ile Orta Asya doğalgazını Rusya üzerinden Avrupa’ya sevkiyatını sağlayacak Hazar doğalgaz boru hattının 2010’da inşaası tamamlanarak faaliyete geçmesi öngörülüyor.
Ve Türkmen basınında yer alan son habelere göre ise ABD, Türkmenistan ile irtibatını derinleştiriyor. Türkmen lider Berdimuhamedov da ülkesinin enerji kaynaklarının kullanımı için dünyanın ileri gelen enerji şirketleri ile işbirliğine hazır olduğunu belirtiyor.
Türkiye, İran ile enerji sözleşmesini bir şekilde imzalayacak mı? 2011’de bitecek enerji sözleşmesi Rusya ile yenilenecek mi? Türkiye, İran ve Rusya’dan doğalgaz ve petrol alamazsa ne olacak? Türkiye bu satranç tahtasında nasıl bir strateji izlerse bu işten yara almadan çıkar? Bütün bu sorularımızı senelerdir yurtiçi ve yurtdışı petrol arama ve çıkarma işi yapan, mesleğin duayeni, PET Holding yönetim kurulu başkanı petrol mühendisi Dr. Güntekin Köksal ile yoğun iş ve seyahat programı arasında kısaca değerlendirme imkanı bulabildik. Konuya dair kısa ve öz açıklamalarda bulunan Köksal, özellikle TPAO çalışmalarına dikkat çekerek, TPAO’nun hiçbir zaman kendi başına bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
“TPAO, gelirini tekrar petrol arama-üretme faaliyetlerine ayırmalı”
Uzun yıllar kısıtlamalar nedeniyle yurtiçi yatırım bütçesi dar tutulan TPAO’nun gerekli yatırımları yapamadığını ifade eden Köksal, “Artan petrol fiyatlarıyla birlikte TPAO’nun yurtiçi ve yurtdışı üretimlerinden sağlanan gelirler 1 milyar Dolar’ı aşmış durumda. TPAO bu paraları tekrar arama ve üretim faaliyetlerine kanalize etmek durumunda. Bunun için ya yurtdışında arama ve üretim projelerine girecek ya da bu paraları yurtiçinde petrol aramalarında kullanacak” dedi.
Yurtiçinde kara alanlarında potansiyelin daralmış durumda olduğunu kaydeden Dr. Güntekin Köksal, “Kara alanları yeterince arandı ve bu alanlardan günde 40.000 varil civarında bir üretim yapılıyor. Bu miktar, Türkiye’nin günlük 550.000 varillik ihtiyacını ne ölçüde karşılayabilir? Ancak deniz alanları hala bakir; gelecek denizlerde… Özellikle, son yıllarda Karadeniz’de Akçakoca açıklarında yapılan gaz keşfi çok büyük bir rezerv olmamasına rağmen oldukça cesaret verici” diye açıkladı.
TPAO’nun misyonu gereği fazla finansal risk almadan hareket ettiğini belirten Köksal, bu durumda yabancı sermayeyi deniz alanlarına bir an önce çekmesi gerektiğini vurgulayarak, “TPAO, denizlerin potansiyelini ortaya çıkarmalı ve enerji açısından ülkeyi rahatlatmalıdır. Türkiye’nin petrol mevzuatının elverişliliği, artan petrol fiyatları ve diğer ülkelerdeki ağır ekonomik şartlar dikkate alındığında, Türkiye’nin deniz alanları mutlaka yabancı yatırımcıların ilgisini çekecektir. Gerek Karadeniz gerekse Akdeniz’de bu sene yapılacak iki ve üç boyutlu sismik çalışmalar bu yönde çok faydalı olacaktır” dedi.
Rusya’nın enerji kaynakları açısından Türkiye ve Avrupa Birliği için çok önemli bir ülke olduğunu ifade eden Güntekin Köksal, “Rusya ile Türkiye arasında Batı hattından gelen yıllık 16 milyar m3’lük gaz alımı için imzalanmış olan sözleşmenin süresi 2011 yılında sona erecek. Her iki taraf da süre sonunda bu sözleşmeyi yenilemekte isteksiz davranıyor” diye görüşünü açıkladı.
“Irak Gazı Türkiye’ye Akmalı”
Türkiye’nin gaz alım kaynaklarını olabildiğince çeşitlendirmesi gerektiğine dikkat çeken Köksal, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Halen Rusya, İran, Azerbaycan’dan boru hattı yoluyla Cezayir ve Nijerya’dan LNG yoluyla gaz alımı yapıyoruz. LNG, boru hattına göre daha maliyetli. Rusya ve İran’dan gaz alamazsak kısa vadede en uygun kaynak Azerbaycan’daki Şahdeniz projesinin 2. Stage gazı ve diğer kaynaklar; yani, Irak ve Türkmenistan gazları. Irak’ın gaz potansiyeli gerek Türkiye gerekse Avrupa için çok elverişli; çünkü Avrupa için Cezayir ve Norveç gazlarından sonraki en ekonomik gaz. Türkiye için ise en ekonomik gaz olabilir. Bu konuda 1997’den beri geliştirilmeye çalışılan, yılda 10 milyar m3 ve daha ileri aşamalarda 16 milyar m3 doğalgaz sağlayacak, Irak-Türkiye gaz ihraç projesi var. Bu proje ne yazık ki politik nedenlerle hayata geçemedi. Bu sürede Mavi Akım, İran ve Azerbaycan projeleri hayata geçti. Türkmenistan ve Irak gaz projeleri olmadı. Bu projeleri hayata geçirebilseydik bugün bu kadar zor durumda olmazdık”.
“Türkiye, Öncelikle Sağlam Enerji Stratejisi Geliştirmeli”
Enerji kaynakları üzerine Türkiye’nin yararına olabilecek bir politika belirlenebilmesi için öncelikle çok sağlam bir strateji geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Köksal, “Daha uzun bir süre birincil enerji tüketimimizi karşılama yolunda fosil yakıtlara bağlı kalacağımız aşikar. Doğal gaz, temiz ve kalorisi yüksek bir enerji kaynağı ancak giderek pahalılaşmakta, tüketim miktarı artmakta, politik gerginlikler teminini zora sokmakta ve fiyatları da olumsuz etkilemekte. Bu nedenle, öncelikle olmazsa olmaz enerji ihtiyacımızı yerli kaynaklarlarımızdan sağlamanın çaresine bakmalıyız; kömür, hidroelektrik, rüzgar, jeotermal vs. gibi. Sonra, Irak gazı bir an önce Türkiye’ye akmalı; bunu Suriye üzerinden götürmeye çalışıyorlar. Bu yanlış ve Türkiye’nin enerji koridoru vizyonuna aykırı. Türkmen gazını mutlaka Türkiye üzerinden Avrupa’ya pazarlamanın yolunu bulmalıyız. Ve tabii ki gaz aldığımız ülkelerle ticari ilişkilerimizi olabildiğince geliştirmeli ve enerji faturamızı hafifletecek şekilde ticaret hacmimizi artırmalıyız”.
Kısaca Dr. Güntekin Köksal kimdir?
Güntekin Köksal 77 yaşında olmasına rağmen halen son derece aktif ve halen işinin başında. Pek çok basında yer bulan, Başbakana yaptığı açık mektupta belirttiği üzere kendi ifadeleriyle Köksal:
“Devlet bursu ile Avrupa’da okudum. Maden ve petrol konularında 2 master yaptım. Yurda döndükten sonra 10 senesi Batman’da olmak üzere 17 sene TPAO’da çalıştım. 34 senedir de 1974′te kurduğum Pet Holding şirketlerini yönetiyorum. SSCB, Almanya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Yemen’de başarılı yatırımlar yaptım. Halen Türkiye, Kuzey Irak ve Yemen’de çok değerli sahalarda petrol üretimi yatırımlarım var. Senelerce üniversitelerde hocalık yaptım. Konferanslar verdim. Hâlâ da üniversitelerde konferanslar veririm.”
Holding’in Kuzey Irak’ta üç ayrı petrol sahası bulunuyor. Talabani bölgesinde 800, Barzani bölgesinde de 400 kilometrekarelik alanda arama ruhsatları var. Bölgede petrol bulduklarını kaydeden Kösal, daha önce basına yansıyan açıklamalarında bu bölgedeki iş sahasında Kürtlerle çalıştıklarını ve sorun yaşamadıklarını ifade etmişti. Türkiye’nin Kürt devletiyle iletişim kurması gerektiğini de ifade ederek, bunun devlet politikasıyla çelişip çelişmeyeceği sorusuna, “Köprünün altından çok sular geçti. Yeni duruma göre strateji oluşturmalı” yanıtını vermişti. Kavga gürültüyü anlamsız bulduğunu ifade eden Köksal, “Ben olsam kavga edeceğime daha fazla petrol arama hakkı almaya çalışırım ama düşünen kim” demişti. Pet Holding’in Yemen, Karadeniz ve Mardin’de de petrol arama faaliyetleri var.
Türkiye Genç İşadamları Derneği Ankara Şubesi’nin aktif üyesi olan kızı Zeynep Köksal da, Türkiye’nin Kuzey Irak operasyonunun gündeme geldiği günlerde, “Ülkeniz yoksa siz de yoksunuz. Devlet isterse Kuzey Irak’taki 40 milyon dolarlık yatırımımızı sileriz” şeklinde bir açıklama yapmıştı.



Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.