İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Nurten Akyazılılar - Ermeni Meselesi (1)

Eylül 07, 2008 - NURTEN AKYAZILILAR, İLK KURŞUN

Ermenistan-Türkiye maçı ile yeniden gündeme taşınan Ermeni meselesinin tarihi, siyasi/ekonomi ve hukuki boyutuyla geçen sene bu konunun değerli uzmanlarınca yaptığım söyleşileri meselenin özüne dair değişen hiçbir şey olmadığı için ve uzmanların verdikleri mesajlar son derece önemli olduğu için yeniden hatırlara sunmak istiyorum.

İlk olarak Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası’ndan Prof.Dr. Kemal Çiçek’in verdiği tarihi mesajlara dikkatlerinizi çekmek istiyorum:

 

“TÜRKİYE’DEN TOPRAK TALEBİ ERMENİSTAN’IN BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİNDE VAR”

Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası’ndan Prof. Dr. Kemal Çiçek, Ermenilerin soykırım yapıldığına dair kanıtlarının yetersizliğinden dolayı rahatsız olduğunu, bu sebeple de Fransa’daki yasa tasarısı ile meselenin tartışılmasının engellendiğini söyledi. Tehcir döneminde Ermenilerin Doğu Anadolu Bölgesindeki toplam nüfus içerisinde  % 18’lik bir oran ile azınlık teşkil ettiğini belirten Çiçek, “Patrikhanenin vermiş olduğu rakamlara göre tehcirden dönen Ermenilerle birlikte 1921’de Anadolu’da yaşayan Ermeni sayısı 700 bin civarındadır. Bu rakam, tehcir öncesi için öngördükleri 1 milyon 700 bin Ermeni’den geriye kalan 1 milyon kişinin öldüğünü göstermez. Dünyanın pek çok yerine dağıldıklarına dair elimizde belgeler var. BM Mülteciler Komisyonu 1922 yılında dünyada 1 milyon 200 bin civarında Ermeni’nin hayatta olduğunu tespit etmiştir. Halep Amerikan konsolosluğunun Ermenilerin akibetleri ile ilgili hazırladığı raporda ölmüş olduğu sanılan pek çok Ermeni’nin çeşitli kamplarda yaşadığı ortaya çıkmıştır” dedi.

 

“AMERİKAN VE ERMENİ TARİHÇİLER DE KUKLA MAHKEMELERDE DÜZMECE KARARLAR ALINDIĞINI BİLİYORLAR”

Osmanlı tarihinde iki ayrı dönemde kurulan mahkemeleri Amerikalıların da Ermenilerin de çok iyi bildiklerini fakat aradaki farkı bilinçli olarak ayırt etmediklerini vurgulayan Çiçek, “1911-16 savaş yıllarında Osmanlı Hükümetince kurulan mahkemelerde Ermenilere kötü muamele eden, görevini suistimal ederek Ermenilerin ölmesine veya öldürülmesine zemin hazırlayan kişiler yargılandı. Mondros mütarekesi imzalandıktan sonra işgalci kuvvetlerin, Osmanlı Hükümetine dayatma sonucu kurdurduğu mahkemeler ise savaş döneminde hükümette olan İttihat ve Terakki’den intikam alma amacıyla kurulmuş ve o şekilde fonksiyon göstermiş mahkemelerdir” diye açıkladı. Ermeni tarihçilerin ikinci dönemdeki bu kukla mahkemelerde Ermeni soykırımının Osmanlı Mahkemelerince de tescil edilmiş gibi gösterdiklerine dikkat çeken Çiçek, “Düzmece mahkemelerin sanıklara savunma hakkı tanımayıp tamamen iddianamelere göre cezalandırılmıştır. İddianamelerdeki bilgiler mahkeme tarafından olay yerinde incelemelerle araştırılıp doğrulanmış değildir. Mesela hiç Yozgat’ta bulunmamış bir Ermeni, Yozgat’ta Boğazlayan kaymakamı hakkında tanıklık yapabilmiştir. Ermeniler, ne bu mahkemelerin tekrar çalışmasını, ne de bu tanıklarla ilgili derin bir araştırma yapılmasını kabul ediyorlar. Yalancı tanıklarla kararlar alındığını bildiğimiz için bu mahkemelerin kararlarını biz tanımıyoruz” dedi. Bütün bu kurmaca mahkemelerin önemli ve halkımız tarafından bilinmeyen ayrıntısının Ermenilerin iddia ettiği gibi soykırım yapıldığına dair kurulmadığının altını çizen Çiçek, “Bu insanlar görevlerini suistimalden ve 1. Dünya Savaşına Osmanlı ordusunu gereksiz yere sokmuş olmalarından dolayı mahkum olmuşlardır” dedi. Almanya’da görülen Talat Paşayı öldüren Tehleryan davasında sanığın suçu kesinleşmiş olmasına rağmen, Osmanlı İmparatorluğunun o dönemdeki politikalarının sorgulandığı bir mahkemeye dönüştüğünü belirten Çiçek, “Sanığın ailesinin tehcir sırasında kurban olmasından dolayı geçirdiği travma sonucunda bu cinayeti işlediği yani olay sırasında akli dengesi yerinde olmadığı için serbest bırakıldı. Oysa elde ettiğimiz bilgi ve belgelere göre Tehleryan’ın ailesi tehcir sırasında kurban olmamıştır. Tehleryan’ın Ermeni terör örgütünün tetikçisi olduğu ve hiçbir zaman o yörelerde bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Bu deliller davanın tekrar görüşülmesi ve Türkiye’ye iade-i itibar yapılması bakımından çok önemlidir” diye konuştu.

 

“AB, TÜRKLERE KARŞI KURULMUŞ BİR HIRİSTİYAN BİRLİĞİDİR”

Özellikle Fransa’nın Ermeni soykırımın tanınması konusundaki dayatmacı tavrının sebeplerini Prof. Kemal Çiçek şöyle yorumladı:

Birinci sebebi; Ermenilerden özür diliyor çünkü 1919’da savaş bittikten sonra Çukurova’yı işgalleri sırasında Ermenileri kullandılar, onları Türklerle karşı karşıya getirdiler ve daha sonra da Ankara Anlaşmasını imzalayıp Ermenileri perişan, yüzüstü bırakarak gittiler. 1921’de Ermeni Patrikhanesi’nin ‘Fransızlar Ermenilere soykırım yapmıştır böyle yüzüstü bırakarak’ dediğinin belgeleri var. İkincisi ise; AB felsefe olarak 16.yüzyılda Türklerin Avrupa’da ilerleyişine karşı Hıristiyan birliği oluşturulması amacıyla çıkmıştır. AB’nin kurucularından olan Fransa her ne kadar laik olduğunu söylese de AB’nin bu tarihi alt yapısına hala bağlıdır. Bu bakımdan AB’nin bir Hıristiyan Birliği olduğu ve Türklere karşı kurulduğu fikrini bilinçaltında barındırmaktadır. Türkiye’nin AB’ne girmesi Avrupa Ekonomi Topluluğu’nun kurulmasındaki rolünden dolayı aslında hukuki hakkıdır. Fransa bu hukuki hakkı Türkiye’nin elinden almak ve Gümrük Birliği’nden elde ettiği haklarını layıkiyle kullanabilmesini engellemek için Ermeni soykırımını koz olarak kullanmaktadır”.

 

“ERMENİ-TÜRKİYE SINIRINI AÇMAK DOĞRU OLMAZ”

Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınırları çizen Kars Anlaşmasını Ermenistan kendilerine zorla dayattırıldığı gerekçesiyle resmen onaylamadığından fiilen ortada bir sınır varken hukuken iki ülkenin onayıyla kesinleşmiş bir sınır olmadığını belirten Prof. Kemal Çiçek, “Bu anlaşmayı kabul etmedikleri gibi Bağımsızlık Bildirgelerinde Doğu Anadolu’dan ‘Batı Ermenistan’ diye ifade etmeleri ve bu bildirgeye Amerika’nın da açık olmasından dolayı Türkiye’den toprak talepleri olduğu aşikardır; bu konu önemle takip edilmelidir. Toprak talebi aşırı milliyetçi Ermenilerin yaptıkları bir olay olmayıp, resmen Ermenistan’ın bağımsızlık bildirgesinde vardır” dedi.

 

Ermenistan’ın Kafkasya Bölgesi’ndeki genişleme çabalarının da göz ardı edilmemesi gereken önemli bir uluslararası sorun olduğuna dikkat çeken Çiçek, “Azerbeycan topraklarının % 20’sini işgal ettiler. Denize açılmayan bir Ermenistan’ın yaşama şansının zor olduğunu düşünerek, Ahırkelek bölgesindeki Ermenileri Gürcistan’da isyana kışkırtmaktalar. Türkiye, Azerbeycan’daki bu işgale şu andaki gibi, ilişkileri dondurma noktasına getirme gibi bir nokta koymazsa, yarın Ermenistan’ın hedefi Gürcistan olacaktır ve bu da Kafkasya’nın tamamen ateş çemberine girmesi demektir” diye konuştu.

 

AB’ne girme sonuçlarını düşünmeden sınırların açılmasının istenmesinin yanlış olduğunu önemle vurgulayan Çiçek, sınırların açılmasının barış getirmeyeceğini belirterek, “ABD’nin, BOP kapsamında Büyük Ermenistan kurulmasını amaçladığı biliniyor. Müslüman dünyasını bölerek Batı’nın yararına iş yaptıklarını düşünüyorlar. Ülkemizin asıl hatası Ermeni meselesinin Amerikan lobisine ya da Avrupa parlamentosuna geldiği zaman harekete geçmek. Oysa Ermeniler kendi sözlerini dünyaya anlatmak için 50 senedir sistemli çalışıyor. Türkiye de aynı şekilde sistemli ve bilimsel çalışmalarla karşılık vermesi gerekir” dedi

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS