Cüneyt Arcayürek - Öyle Değil, Böyle
Eylül 06, 2008 - CUMHURİYET, CÜNEYT ARCAYÜREK
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, tutuklu iki emekli Orgeneral Şener Eruygur ile Hurşit Tolon’a geçmiş olsun dileklerini iletmek için bir korgenerali görevlendirmesine kafayı takarlar.“Uzun süre hizmet veren iki emekli komutana TSK adına yapılan” ziyarete olmadık anlamlar verirler.Oysa; Orgeneral Başbuğ, emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın hem bünye içinde hem de kamuoyunda yadırganan tutum ve davranışlarını bir ölçüde “telafi eden” davranışını:Yok yargıya müdahale imiş, yok ihsas-ı rey imiş, yok yargı açısından kabul edilebilir bir durum değilmiş, yok Ergenekon davasını görecek olan mahkeme etki altında kalırmış, yok F tipi muhtıra imiş gibi yorumdan çok, askere saldırıya bir bahane olarak nitelenecek değerde yazılar, açıklamalar yaparlar.Hatta yarı dinci yarı demokrat ama AKP’ye (RTE’ye) bağımlı bir gazetede hasta bir bünyenin ruhsal dengesizliğini sergileyen bir kalem; Orgeneral Başbuğ’un insan olarak, kurum olarak, asker olarak bir görevi yerine getirmesini sindiremez ve ağdalı bir dille:“…Askerin geri dönüş hamlesi ve vesayet manzarası ne olursa olsun yılların askeri politikaları, yaptıkları tüm tahribatlarla demokrasi ve hukuk önünde hızla hesap verme noktasına doğru ilerlemektedir…” diye yazar.Kapatma davasını görüşen Anayasa Mahkemesi’ne ve bağımsız yargıya; Avrupa Birliği yetkililerinin, ABD’nin resmi açıklamalarla saldırılarına, tehditlerine tek bir gün, birkaç satırla olsun karşı çıkmazlar.Batılıların aşağılamalarını iltifat diye niteleyip sineye çekerler…***Ama bunlar, Türkiye’nin onurunu temsil etmekle görevli olanın ABD ve AB dayatmalarına boyun eğerek Erivan’a gitme kararını alkışlar ve överler.Çankaya’dakinin, Refah Partisi’nin üstelik dış sorunlarla ilgili (Erbakan’ın) genel başkan yardımcısı olduğu günlerde TBMM tutanaklarında hâlâ canlılığını koruyan söylemlerini anımsamazlar.Askere ve yeni komutana on parmaklarında on kara ile saldırmayı marifet, daha doğrusu yalakalık görevi bilenlerin, her birinin geçmişi de bellidir. Bu nedenle Çankaya’daki AKP’linin cemaziyülevvelinden söz etmezler, edemezler.Çankaya’dakinin Ermenistan’la ilgili geçmiş yıllardaki söylemlerini anımsatan gerçekleri görmezden ve duymazdan gelirler.Çankaya’daki, henüz Abdullah Gül iken Erbakan hocalarının İslam Cumhuriyeti derslerine uygun konuşmalarıyla ünlendi.Bugün Erivan’a gitme telaşında olan Çankaya’daki AKP’li, on beş yıl önce Ermenistan’a ve zamanın Demirel hükümetine şiddetle ve nefretle karşı çıkıyor:“…Hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın (Özal’ın) cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir……Siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ‘Bunların müsebbibi Türkiye’dir’ diye demeçler verecek, o kardeşlerimiz katledilirken ‘Avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuştur; fakat Ortadoğu’nun, Asya’nın haritaları nihai şeklini almamıştır’ diye açıklamalar yapacak, Kars’ın, Ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam Türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız…”On beş yıl önce bu sözleri Meclis kürsüsünden söyleyen adam, on beş yıl içinde Türk-Ermeni ilişkilerinde bir milimlik değişiklik olmamasına karşın… on beş yıl sonra, “…o adamların başkentine gitmeye ve ellerini sıkmaya hazırlanıyor!..”***İçerideki dışarıdaki yalakalar beyinleri yıkamaya çalışıyor ama, kimileri gerçekleri göstermekten çekinmiyor.Deniz Baykal; Ermenistan’la ilişkileri olumlu düzeye taşıyacak “hiçbir değişiklik olmadığına” dikkat çektikten sonra; “Değişen”diyor,“…o gün (on beş yıl önce) söylediklerini unutan kişinin, günümüzde Cumhurbaşkanı olmasıdır…”Erivan gezisini iki cümleyle özetliyor:“…Gitmişken soykırım anıtına da çelenk koysun… Böylece kendisini bu geziye yönlendirenleri veya gitmeye ikna edenleri daha mutlu etmiş olur…”Onuru ile oynanan 74 milyonun mutsuzluğuna karşı!


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.