İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Deniz Feneri, ampul gibi ’aydınlatıyor’ - Yalçın BAYER

Eylül 03, 2008 - HÜRRİYET, YALÇIN BAYER

OKTAY (Ekşi) Abi dün gündeme getirdi; Deniz Feneri’nin Almanya’daki din üzerinden yaptığı para dolandırıcılığının öyküsünü anlatırken “AKP hükümetlerinin ve özellikle savcılarımızın bu bilgileri ihbar kabul edip etmeyeceğini doğrusu merak ediyoruz” diyordu.

Almanya’daki savcıların gördüğünü Türkiye’deki savcılar ve AKP hükümeti görmüyor 

Deniz Feneri ve Almanya bağlantılarını çok yazdık; gerçekten ne AKP iktidarı duydu, ne de Cumhuriyet Savcıları! Deniz Feneri’ne dokunmak biraz değil epeyce ’zor’du.

Kim denetler bilinmez ama Deniz Feneri’nin F. Gülen cemaatinden başka en örgütlü bir ’yardım gücü’ olduğu AKP çevrelerinde dahi konuşuluyor.

Almanya’dan kuryelerle Türkiye’ye gönderilen milyonlarca dolar/marklarla (sonra Eurolar) ilgili Alman Savcılığı’nın ihbardan 1.5 yıl sonra ortaya çıkardığı ’dolandırıcılığı’, o zaman AKP’de bakan olan Erkan Mumcu daha önceden biraz fark etmişti ama gündeme getirmeye nefesi yetmedi; belki de yettirilmedi.

ERBAKAN KURDURDU AKP’NİN ETKİN GÜCÜ OLDU

Milli Görüş, daha doğrusu Erbakan tarafından kurdurulmuştu Deniz Feneri; ancak 2002’deki FP-AKP ayrışımında, kuruluşun yöneticileri Tayyip Erdoğan’ın yanında yer aldılar. Neden mi? Tayyip Bey, televizyoncu olmayan bir gruba Büyükşehir Belediyesi’nin o zamanki yerel televizyonunu vermişti.

AKP döneminde büyüdü, 100 milyon dolarların üzerinde ’ciro’ya sahip oldu. Ankara ve İzmir’de şubeler kurdu. Lojistik hizmetleri için Ümraniye ve Zeytinburnu Belediyeleri, arsalarını ’kaçak’ olarak Deniz Feneri’ne tahsis ettiler. Ankara’dakini de, Esenboğa’ya gelip gidenler görüyorlar.

Cerrahpaşa Camii’nin karşısındaki ’medreseyi’ dahi Deniz Feneri’ne tahsis etti Vakıflar… Deniz Fenercileri bugün ’kamu’ yararına kuruluş olduğu için vergi ödemiyor; çünkü her şeyde vergiden muaf… Araçlarında resmi plaka taşıyor. Neden mi?

’Hayır’ kuruluşu olduğu için…

Derneğin yurtdışındaki örgütlenmesi ise ayrı tüzel kişilik olarak gerçekleşti.

Deniz Feneri hiçbir şeyden çekinmiyor; bugün hálá televizyonlara reklamlar veriyor; kimse de “Almanya’da olanlardan hiç haberiniz yok mu?” diye sormuyor.

İşte organik bağ

DENİZ Feneri’nin, 1996’da Ramazan ayında ’furya halinde’ başlayan yardım programlarıyla gündeme geldi. Bir yıl sonra dernek oldu. 1999 depreminden sonra Almanya’da atladı. Frankfurt’taki duruşma sürerken belirtelim; Almanya’daki Milli Görüş ile Türkiye’deki arasında resmi bir bağlantı olmayacağı gibi aynı durum Deniz Feneri ile söz konusu… Ancak isimler yanyana getirilince iki örgüt arasında organik bir bağ olduğu açıkca görülüyor. Deniz Feneri’nin, 1998’de kurulan Frankfurt’taki merkezi ile Kanal 7’nin adresleri aynı yerde olduğu gibi yönetimi ve çalışanları da aynı kişilerden oluşuyordu. Zaten isimlere bakıldığında bu fark ediliyordu: Zekeriya Kahraman, Mustafa Çelik, İsmail Karahan, Mehmet Gürhan ve Zahit Akman... Büyükşehir Belediyesi, İSMEK adlı meslek eğitim kurslarını kimlere ihale ediyor; Başbakan kimleri medyayı denetlemenin başına getiriyordu? Bu isimler iki yıldan beri neden Almanya’ya gitmeye cesaret edemiyorlar. ’Karagümrük Yanıyor’ dizinden tanınan Uğur Arslan, Türkiye’deki programından sonra Almanya’ya giderek programını orada sürdürmüş; bu sayede ’bedelli askerlik’ten yararlandıktan sonra dönmüştü. Bugün Kanal 7’de yine Ramazan programları yapıyor ve Fox TV’de bir sanatçıyla ’evlilik’ programına çıkıyor.

Erdoğan’dan övgüler

BAŞBAKAN Erdoğan, iki yıl önce AKP grubundaki bir konuşmasında, Güneydoğu bölgesindeki sel felaketinden söz ederken, insanı yardımların bölge halkının mağduriyetini azaltmaya büyük katkıları olduğunu belirttiği Deniz Feneri Derneği ile Kızılay ve bölgede çalışan diğer yardım kuruluşlarına teşekkür ederek, başarılar dilemişti. (Kızılay’ın, Deniz Feneri’nden ne kadar rahatsız olduğunu bir bilseniz…)

Deniz Feneri, yine AKP hükümeti döneminde Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernek statüsüne alındı.

Bu durumda, topladığı yardımlardan başka para da toplayabilme olanağına kavuştu ve yaptığı tüm ticari faaliyetlerinde de vergiden muaf oldu.

Yani Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Yeşilay gibi yarı resmi derneklerin yıllardır elde ettiği hakka bir anda kavuşmuş oldu. Böylece AKP’nin devlet imkánlarını kullanarak oluşturduğu ’sadaka kültürü’nün sivil toplum örgütleri arasındaki en güçlü halkasını Türkiye’deki Deniz Feneri oluşturdu.

Aynı ayrıcalık Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne gösterilmedi.

İhbarı, avukat bir Milli Görüşçü yaptı

DENİZ Feneri ile ilgili ihbarı Berlin’den, avukatlık yapan eski Milli Görüş’çü Abdurrahim Vural yaptı. Berlin İslam Cemaati Başkanı olan Vural, bunu bize doğruladı iki yıl kadar önce doğruladı ve “Evet bir yıl önce suç duyurusunu ben yaptım, polis ve savcılığa belge ve bilgiler sundum. Sonunda da iddialarımın doğruluğu ortaya çıktı” dedi.

Vural bugün hálá şöyle konuşuyor:

“Bunların yaptıklarına dayanamadım. Dini duygulara hitap ederek insanları istismar ediyorlardı. Onlara önce yardım ediyorlar, ev tutuyorlar, yemek veriyorlar, giydiriyorlar. Bunu da Kanal 7’de bütün insanların merhamet duygularını istismar edecek şekilde yayınlıyorlar. Ondan sonra gelsin zekát paraları, kurban paraları… Paraları daha sonra da Kanal 7 ve Yimpaş’a aktarıyorlardı. İnsanların dini duygularını kullanarak milyon Euro’lar toplamasının engellenmesini istiyorum. Bu vurguna yeter artık diyorum.”

Av. Vural yaptığı çeşitli açıklamalarda Almanya’da Kanal-7 ile iç içe olan ’sözde yardım derneklerinin’ Müslüman ülkelerde (Pakistan, Afganistan, Somali, Eritre, Bosna, Mora, Sudan, Endonezya, Filistin vs. gibi) sel, deprem açlık gibi felaketlerden beslendiğini, bu ekiplerin hemen yardım kampanyası açtıklarını ve bu yolla büyük paralar topladıklarını söylüyor.

Deniz Feneri’nin acaba o zaman Almanya’da kaç üyesi vardı?

Hiç…

Çünkü internetinde üye başvuru formu vardı; ’yalancıktan’da olsa..

Üye olamazdınız…

Kanal 7’nin çalışanları, Deniz Feneri’nin kurucuları idiler. Sayıları da 15’i geçmiyordu.

Tezgah böyle oluşturulmuştu.

Alman Adalet Bakanlığı’nın titiz çalışması sonucu sanıklar yargı önünde.

Duruşmalar üç gündür sürüyor.

Deniz Feneri’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş, ’bülbül gibi’ konuşuyor.

Türkiye’den çok kişiyi korkutuyor.

Bu kuruluşa inanıp yardım edenler de şok geçiriyorlar.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS