İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Paşa için çeteci diye tepinip verilen madalyaya suskun kalan Ergenekon demokratları! - Sabahattin ÖNKİBAR

Eylül 02, 2008 - SABAHATTİN ÖNKİBAR, YENİÇAĞ

Üşenmedim, besleme matbuat kelamşörlerinin Şemdinli İddianamesi sürecinde yazdıklarını taradım.
Tamamına yakınının kaleminden asker karşıtlığı, pardon demokrasi (!) damlamış!
Büyükanıt Paşa’ya  ve dolayısıyla askere hücum edenlerden yayımlanan Genelkurmay bildirisine ateş püskürenlere kadar AKP medyasında neredeyse anonim bir tavır vardı.
Hükümete ortak çağrı şuydu: “Şemdinli çetesinin peşini asla bırakmayın.”
Sonra malum süreç yaşandı.
Başlangıçta bu işin peşini asla bırakmayacağız diyen AKP’nin lider kadroları bilinen popülistlikleriyle patinaj yapıp geri adım attı ve Şemdinli olayı bumeranga döndü, yani iddia sahibi savcıyı yedi.
Ve bugün.
Yaşar Paşa’ya çete mensubu imalarında bulunan ve Şemdinli bağlamında demokrat kesilip kıyametler koparan kalemleri günlerdir izliyorum, tek bir satır yok.
Neyi mi yazmıyorlar?
Çeteci dedikleri Büyükanıt’a Bakanlar Kurulu’nun teklifi ve Cumhurbaşkanı’nın onayıyla Devlet Şeref Madalyası’nın verilmesini.
Fehmi Koru’dan Nazlı Ilıcak’a, Ali Bayramoğlu’ndan Mehmet Altan’a, Ali Bulaç’tan Taha Akyol’a, Abdurrahman Dilipak’tan Ahmet Taşgetiren’e, Mümtaz’er Türköne’den Emre Aköz’e, İsmet Berkan’dan Hasan Karakaya’ya, Ergun Babahan’dan Cengiz Çandar’a dincisi-dönmesi-liberali AKP’li tek bir kalem açık açık  dününe sahip çıkacak biçimde bu madalya olayına tavır alamadı.
Hayır hayır yanlış anlaşılmasın, biz Yaşar Paşa’ya madalya verilmesine asla karşı değiliz, tersine bu kesim Büyükanıt Paşa’ya çete reisi imasında bulunduğunda ona göğsümüzü siper etmiştik. Söylemek ya da deşifre etmek istediğimiz bu sözde demokrat kesimin takındığı çifte standartlı tavrın komikliğidir.
Öyle ya Yaşar Paşa ya çete reisidir ya da değildir.
Dün reis idiyse bugün tersi olamaz.
O halde verilen devlet madalyasını sorgulamanız gerekmiyor mu?
Efendim yargı onu akladı da diyemezsiniz, zira ortada böyle bir şey yok.
Şu halde soruyorum niye susuyorsunuz?
Neden biriniz, yahu bu madalya neyin nesidir demiyor, diyemiyor!
AKP lider kadrolarının tasarrufları din buyruğu mudur ki sorgulamadan ve eleştiriden muaftır?
Niçin bir taneniz ortaya çıkıp Yaşar Paşa’ya alınan trilyonluk zırhlı aracı sorgulamadınız?
Bu mudur ahlaklı, ilkeli ve demokrat olmak?
Bu şekilde nasıl inandırıcı olabilirsiniz?
Demek ki sizin için demokrat olmanın olmazsa olmaz koşulu AKP liderliğiyle paralel düşünmektir.
Sevsinler sizin demokratlığınızı!
Peki bu kesim niye mi böyle davranıyor?
Tamamı değil, ama çoğu AKP sayesinde mamalanıyor da ondan!
İftira mı ediyorum?
TMSF’den kimler kaç yüz milyar aldı açıklansın o zaman?
TRT’de kimlere hangi ücretlerle programlar yaptırılıyor açıklansın?
Tahayyülüne bile ufuklarının yetmeyeceği mama ya da statüye  kavuşan bu güruh böyle davranmayacak da ne yapacak?
Kimi milyarlar, kimi mebus olma, kimi saygınlık ve statü, kimi patronuyla Başbakan arasında köprü olma, kimi de güya İslam’a hizmet peşinde olan bu takımdan fikri ve vicdani hür davranışlar elbette beklenemez.
Bunların demokratlığı Ergenekon simsarlığı gibidir… Gün gelir şartlar değişir, ondan bile vazgeçerler.

SINIF ATLADI…
Fehmi Koru Hürriyet için küpe takar mı?
Oda TV’ye göre Fehmi Koru saçlarını uzatır ve at kuyruğu yaptırırsa şaşırmamalıyızmışız!.. Başkalarını bilmem, ama 20 yıla  yakın bir süredir Fehmi’yi yakından tanıyan ve onunla pek çok defa yurtdışı seyahatleri yapan biri olarak ben şaşırmam. Oda TV’deki bu hükmün karinesi, Fehmi’nin marka gözlük, yani Ray Ban’ın klasik modeli Wayfarer’ı kullanmaya başlamasıdır. Benim karinem ise Fehmi’nin para ve statüyü bulduktan sonra kestirdiği bıyığı, giydiği elbiselerin markası ya da Taksim’de entellere yakın yerde ev alması değildir. Benim temel karinem Fehmi’yi hırsı ve kompleksleriyle tanımamdır. Bakın Fehmi asla bir Abdurrahman Dilipak, Ali Bulaç, Ahmet Taşgetiren ya da Hasan Karakaya değildir. Bazıları bilmez ama Fehmi onları adam yerine bile koymaz. Tamam asla ve kat’a o camiayı  incitmez ve düşman kazanmaz da, onlarla dostluk da kurmaz. Fehmi’nin ekürileri geçmişten bugüne Cengiz Çandar, rahmetli Yavuz Gökmen, Ali Bayramoğlu ve Yavuz Onursal’dır. Fehmi kendindeki sosyal yetersizlikleri o tür arkadaşlıklarla kapatmaya çalışır. Son dönem, yani AKP ile sınıf atlayınca bilinç altındakileri açığa çıkarmaya başladı ve bıyık kesme gibi şekli değişikliklere girdi ve de gittiği lokantaları değiştirdi. Hacı Arif Bey’den Papermon’a tırmandı. Ayrıca benim bildiğim Fehmi futbol maçlarını da hiç mi hiç sevmezdi, ama şimdi yeni sınıf mensubiyetinin gereği olarak maçlara bile gidiyor… Diyeceksiniz ki bırak maçı adam yıllar yılı şeytan mabudu gibi sunduğu Bilderberg’e bile gitti… Doğrudur, Fehmi’nin İslamcılığı ondan dolayı hiçbir zaman amaç olmamış, hep araç olarak kalmıştır… Fehmi’yi Hürriyet’e genel yayın müdürü yapsınlar emin olun küpe bile takar… Var mısınız iddiaya?

TAKİPSİZLİK…
Baykal askere kızgın mı?
Gazi Orduevi’ndeki 30 Ağustos resepsiyonunda sohbet ettiğim Deniz Baykal’ın askere karşı husumeti veya kırgınlığı yok, lakin sanki biraz inançsızlığı var gibi geldi bana. Açık bir şey söylemedi, ancak askerin sadece konuştuğunu ve de konuştuklarını takip etmediğini ima etti. Deniz beye göre  komutanların söylemleri yüzde yüz doğru, ama bu söylemlerin tahakkuk etmemesi, yani bunların takip edilmemesi toplumda hayal kırıklığı yaratıyormuş. Baykal’ın meramı Cumhuriyet’e karşı start alan tehditlerin lafla savuşturulamayacağı, tersine bu konuda somut adımların atılmasının gereğidir. Buradan hareketle Deniz bey TSK’dan söylemlerinin takipçisi olmasını istiyor… Baykal’la ayaküstü yaptığım mini sohbette aldığım hava CHP liderinin Hilmi Özkök sonrasında, yani Yaşar Büyükanıt döneminde de askerin durumu idare ettiği biçimindeydi. Doğrusu bu ya, biz de Deniz beyle yüzde yüz  mutabıkız. Dahası, biz Yaşar Paşa döneminde TSK’nın imaj bağlamında Hilmi Paşa döneminden bile daha fazla aşındığı kanaatindeyiz… Hilmi Paşa’nın bakışı ve üslubu belliydi ve bekleneni yaptı. Oysa Yaşar Paşa son bir yıldır AKP paralelliği görüntüsüyle toplumu hayal kırıklığına uğrattı.

ALTERNATİF MODEL…
Mesut Yılmaz ne yapacak?
Medyada Mesut Yılmaz’ın yeni siyasi oluşum bağlamında bu ay içinde harekete geçeceği haberleri var. Tamam Mesut beyin Japon modelini esas alan, yani parti içinde koalisyon kurarak bütün eğilimleri bir araya getirme formülü yakın geçmişte konuşulmasına konuşuldu da bu model bugün için sıcak gündem maddesi değildir. Öyle, çünkü böyle bir model için her şeyden önce zemin yok. Mesut bey herkes gibi AKP’nin kapatılacağını düşündüğünden Eylül’e alternatif bir işaret vermek istemişti. Kapatılma olmayınca zemin de ortadan kalktı. Dolayısıyla Yılmaz’ın böyle bir yapı arayışında öncelikle zemini ya da iklimi arayacağı mutlaktır. Tam bu noktada bir parantez açıp Mesut beyin bu arayışta kendine ikbal aramanın ötesinde amaçlarının olduğunu söylemeliyiz. Yani, Yılmaz’ın Japon modeli hikâyesi kendine liderlik yolunu açmak için değil, AKP’ye alternatif bir model yaratmak içindir. Hiç kimsenin laf ve mavra üretmenin dışında zerre bir şey yapmadığı bu ortamda  Mesut beyin bu arayışı veya çabası takdire şayandır. Yeni arayışlar bağlamında vereceğimiz bir başka not da Abdüllatif Şener’in liderliğine Mesut beyin soğuk olmadığını tekrardan belirtmek olacaktır.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS