Orhan Erinç - Bize Özgü Bir Barış Günü
Eylül 01, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN ERİNÇ
Almanların, Polonya’ya saldırdıkları tarih olan 1 Eylül 1939’un günü ve ayı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında “Barış Günü” olarak ilan edilmiş.
Özel günlere merakımız nedeniyle iki ayrı dil bayramımız olması gibi, barış günümüz de iki tane.
Araştırmacıların verdikleri bilgiye göre son yıllarda Barış Günü’nün 1 Eylül’de kutlandığı iki ülke var. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.
Bize özgü Barış Günü nedeniyle dernekler, sendikalar ve çeşitli platformlar bugün yurt çapında etkinlikler yapacaklar. Dilerim barış içinde geçer.
***
Aslında 1 Eylül’ün Barış Günü olarak belirlenmesi kararı da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun.
Ancak genel kurul daha sonra Barış Günü’nün tarihini değiştirmiş ve 30 Kasım 1981 tarihinde eylül ayının 3’üncü salı gününü kabul etmiş. Ancak bu tarih, yıllara göre eylül ayının değişik günlerine rastlayınca, kargaşayı gidermek için 21 Eylül’de sabitlenmiş.
Bu kararın alınmasından 160 ülkeden biri olan Türkiye’nin de olumlu oyu var.
Ancak anlaşılıyor ki bizimkiler 1 Eylül’ü değiştirmeyi uygun görmemişler. Olasıdır ki Nazizm ve faşizm karşıtlığının simgesi olarak algılıyorlardır.
***
Dünyanın pek çok ülkesi çatışma ve gerginlikler nedeniyle zor günler yaşıyor.
Bizim açımızdan da özel günler yaşıyoruz. Irak’ın kuzeyindeki durulmamışlık ve terör örgütünün saldırganlığı yetmezmiş gibi, Kafkasları da başımıza yeni bir dert olarak eklemiş durumdayız.
Gürcistan’a insani yardım götürdüğü açıklanan savaş gemilerinin, Montreux’nün izin verdiği 21 gün sonrasında Karadeniz’i terk etmemesi halinde Türkiye’nin düşeceği durumun ne olacağı sorusuna yanıt bulmak için kafa yoran bilim insanları ve politikacılar huzursuz günler yaşıyor.
“Önce konuşup sonra düşünme” geleneğini sürdüren yöneticilerimiz de sanırım kara kara düşünüyorlardır.
Önceki Genel Sekreter Kofi Annan, 2005 yılında yayımladığı mesajda şöyle demişti:
“Dünya Barış Günü, tüm dünyada, tüm ülkelerin ve tüm insanların düşmanlıkları ve savaşı 24 saat süreyle durdurdukları, küresel ateşkesin ilan edildiği gün anlamına geliyor.”
Dünyadaki görüntünün, Annan’ın dile getirdiği beklenti ile ne kadar bağdaştığı da tartışmalara açık.
Ancak Annan’ın bu özel günü yalnızca savaş karşıtlığı ile sınırlamadığı da ortada.
Zaman zaman savaş kadar, hatta ondan da acımasız bir şekilde gündeme gelen düşmanlıklar da özellikle insanların en önemli dertlerinin başında geliyor.
Türkiye açısından bakarsak, hukuk, siyaset ve yandaş medya, insanlar arasında düşmanlık yaratılmasını körükleyen bir görev üstlenmiş gibi görünüyor.
Dilerim aklımız başımıza tez zamanda gelir.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.