Nilgün Cerrahoğlu - Rusyada Krizi Hissetmiyorsunuz
Eylül 01, 2008 - CUMHURİYET
Moskova-St. Petersburg kahveleri, barları, restoranlarındaki havayı özetleyecek tek cümle şu: “Vur patlasın çal oynasın!”
Dünyanın bir Rusya-Karadeniz-Kafkasya krizi mi var? Rus kentlerinde zerre kadar hissetmiyorsunuz…
Daha önce de bahsettim. Beş yıldızlı oteller dışında yabancı yayın organlarına ulaşma imkânı yok zaten. Sıfır. Rus gazeteleri de bilmece gibi. Mümkünü yok. Kiril alfabesini “olsa olsa metoduyla” sökemiyorsunuz…
Okuma-yazmanız böylelikle tek hamlede sıfırlanmış oluyor ve bu “kâbus zamanlarda” kendinizi kuş gibi hafiflemiş hissediyorsunuz. Okuyamadığınız, erişemediğiniz tüm kötü haberlerden azade olmak gibi bir duygu bu. Acayip stres alıyor.
Bir yandan; “turist kontenjanından mazeretim var!” diyerek teselli buluyor; bir yandan da dünyanın en sıcak krizlerinden birinin ortasında, krizin başaktörü olan bir ülkede -değişen hiçbir şey yokmuş gibi-Kremlin kapısında yığılan Amerikalı ve Çinlilerle müze gezmeyi yadırgıyorsunuz…
Dünyanın sekizde biri
İlginç olan şu ki: Gürcistan savaşı, Kafkas krizi, Batı’yla itişip kakışma, Karadeniz’de donanma… gibi konulara “ortalama Rus” da “turist”!.. Rusya’nın kıyısında köşesinde, eteğinde, uzak, ırak bir noktacığında yaz günü kopan bu gürültü patırtıyla kadar ilgilenmiyor…
Uçsuz bucaksız bir ülke Rusya. Yüzölçümü yerkürenin sekizde birine eşitmiş! Moskova’dan, St. Petersburg’dan bakıldığında; Abhazya, Güney Osetya, Gürcistan; dahası AB bile, “coğrafi teferruat” gibi gelebiliyor insana…
“Ortalama Rus”un derdi kaldı ki çok başka ve başından aşmış. Emekliyse 100-150 Avro aylıkla yaşam kalım mücadelesi veriyor. Lise öğretmeniyse 300-350 Avro ile ay sonunu getirmeye çalışıyor. Mühendisse ayda 400 Avro’ya talim ediyor. Uluslararası sorunlar; kafasındaki son öncelik. İlk önceliği mutfak meseleleri alıyor…
Gerçekte haber, haberde gerçek yok!
“Dünyayla” ilgilenen Ruslar ufacık bir azınlık olduğu gibi; uluslararası siyaseti izlemek konusunda da sınırlı kaynaklara sahipler…
Rusya’da Sovyet dönemi yıllarından beri yaşayan bir yabancı gözlemci; “Sovyet döneminden bu yana basında değişen fazla bir şey yok!” diyerek anlatıyor “haber” konusundaki kuraklığı: “O devirde malum iki güçlü yayın organı vardı: ‘Gerçek’ anlamına gelen ‘Pravda’ ile ‘Haberler’ manasındaki ‘Izvestia’… Sansürü anlatmak için şu espri yapılırdı: ‘Pravda/Gerçek’te haber yok. İzvestia/Haberler’de gerçek yok!’ Bugünkü durum da öz itibarıyla aynı. Gazete sayısı gerçi çok ama gazetelerde haber yok. Dedikodudan geçilmiyor. Ortalama Rus, ‘dedikoduyu’ haber sanıyor. Olup bitenden haberdar olabilmek yalnız interneti izlemekle mümkün. Yalnızca ‘haber’ izlemek amacıyla internete bağlananlar da, belli düzeyin üzerinde elit kategori Rusya’da. İnsanın özel merakı ve zamanı olacak, buna gelir ayırabilecek vs…”
Krizin turnusol işlevi
“Vatan-millet-Sakarya!” Putin’in generalleri arkasında hizalanan “ortalama Rus”; Şanghay İşbirliği Örgütü’ndeki en yakın ortaklardan bile “aranan kanın” temin edilemediğinden habersiz bu şartlarda. Ülkenin -Sovyet döneminden bu yana- uluslararası arenada ilk kez böylesine yalnız bırakıldığının farkında değiller…
“Aman canım ne gam? Nasılsa dünyanın gazı, petrolüne sahipler. Vanayı bir kestiler mi?” demekle olmuyor bu işler.
Yeni küreselleşme şartları; “ortalama Rus”a da -yerkürenin 1/8’ine de yayılsa- memleket meselelerine “turist kalmanın” maliyetinin yüksek olduğunu er ya da geç hatırlatacak.
Dün bir, bugün iki. Kriz ayını doldurmadı. Yabancı sermaye kaçıyor, borsa düşüyor; Merkez Bankası döviz rezervleri -11 milyar Avro’luk rekor erimeyle- son on yıldır görülmemiş düzeylere geriliyor!
Üstünlükleri denli büyük zaafları olan “nevi şahsına münhasır” bir dünya Rusya.
Son kriz; kuzey komşumuzun üstünlüklerinin zaaflarına ağır basıp basmadığını gösteren turnusol iş-levi görecek.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.