Mümtaz Soysal - Gereksiz Dikleşme
Eylül 01, 2008 - CUMHURİYET, MÜMTAZ SOYSAL
DEVLET Bakanı Sayın Kürşad Tüzmen, herhalde dış ticaret konusunda bakanlığına düşen sorumluluğun etkisiyle olacak, önce dikleşip eserek köpürdü; ama, bereket, sonrasında temkinli ve ılımlı olmaya çalıştı. Geçen gün, “Bu durumu Rusya-Gürcistan çatışmasında Rusya’ya destek verilmemesine bir misilleme olarak görmek istemem” diye konuştu.
Durum şu: Ticaret gereği Rusya’ya giden Türk “TIR”larına gümrükte güçlük çıkarıldığı, bazılarının Rus makamlarınca yirmi gün kadar bekletildiği söylenmekteydi. Sayın Bakan, olabildiğince diplomatik ve nazik bir dille, “İnşallah Rusların bu tutumu bizim Gürcistan sorununda Moskova’yı desteklemeyişimize karşı bir misilleme değildir” demek istemiş.
Böyle duyarlı bir konuda tam kanıya varabilmek için bazı sorulara açık yanıtlar bulmak gerekiyor: Gümrüklerdeki güçlük, sadece çatışma döneminde mi çıkmıştır? Ankara, son olayda böyle bir tepkiyi haklı kılacak kesin bir taraf tutuş mu sergiledi ki destek verip vermeme ve misilleme sözleri ediliyor?
Öyle değilse, başka ülkelerin araçlarına gösterilmeyen güçlüğü Türk araçlarına göstermenin gerisinde hangi nedenler yatmaktadır?
Bu tür soruların yanıtı şu bakımdan önemli: Türkiye Cumhuriyeti’nin nüfus yapısı, neredeyse yarı yarıya, çeşitli etnik kökenli Müslüman göçmenlerden oluşur. On dokuzuncu yüzyılın ve yirminci yüzyıl başlarının Osmanlı Devleti Balkanlar’da toprak yitirdikçe ya da Kafkaslar Rusların genişleme alanı oldukça, etnik açıdan, bu her ne demekse yalnız ırken Türk kökenli olanlar değil, olmayanlar da Müslüman oluşlarının etkisiyle o dönemin tek bağımsız İslam devleti olan Osmanlı’ya sığınmışlardı. Bu tarz göçler Cumhuriyet döneminde de sürdü. Şimdi Türk vatandaşı olanlar burada herhangi bir etnik köken ayrımına tabi tutulmazlar ama, yine de kökenlerinin bilinciyle, tıpkı etnik yapısı biraz bize benzeyen ABD’de olduğu gibi, geride bıraktıkları toprakla ve toplumla ilgilenir, hatta bir biçimde yardım gereğini hissedip olumlu bir şeyler yapmak isterler.
Çeçenistan olayları sırasında benzer durumlar dolayısıyla Rusya’yla yaşananlar zihinlerden silinmiş olamaz. Dolayısıyla, Kafkaslar karıştıkça Moskova’nın kuşkulu titizliği de doğal olarak artacaktır. Acaba “TIR”ların geciktirilmesi bununla mı ilgilidir?
Kıssadan hisse: Bölgeye yönelik Türk dış politikası, NATO’nun “çemberleme” politikasına işkillenerek bakan Moskova’nın duyarlılıklarını yok saymaktan ve yangın kıvılcımlarına körükle gitmekten uzak durmak zorundadır. Hatta, bundan öteye, NATO’nun bölgedeki yanlışlarını düzeltmek de ona düşer.
Uzaklardan gelenler bir gün gider, komşular hep kalır.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.