İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Türkiye artık ‘’sokaktan” yönetiliyor - Yiğit Bulut

Ağustos 26, 2008 - VATAN, YİĞİT BULUT

Aslında çok olumlu bir gelişme sokaktaki halk ne derse o oluyor!

Evet, sokak böyle düşünüyor, böyle oy veriyor, “sokak ülkeye hakim oldu” deniyor ama ülke böyle yönetilmiyor!

Örnek mi istiyorsunuz?

Amerikan gemilerinin geçişine, Türkiye’deki “faiz” seviyesine, yabancı gıda kartellerinin istediği düzenlemelerin yapılmasına, petrol yasasına… Daha sayayım mı… Sokak asla ve asla karışamıyor. Hatta olanları bilmiyor. O zaman “Sokak yönetiyor” görünümlü başka bir yönetim ortaya çıkıyor!

Ülkede “sokak” haricinde bir de “establishment” var! Ne demek? Sözlüğe baksanız belki farklı anlamlarını da bulabilirsiniz. Ben, “yerleşik olan” anlamında kullandım.

Ne demek yerleşik olan? Cevabı aramadan size yeni bir soru sorayım: Bu ülkenin sahibi kim?

Herkese göre farklı. Kendini “establishment” yani “yerleşik olan” görenler için, “asıl sahip” onlar… ülkeyi aldıkları yüzde bilmemkaç oy ile peşlerine takıp götürebileceklerini sananlar için ise “öz ve tek sahip” kendileri.

Peki “sokaktan oy alıp” iktidar olduklarını iddia edenler daha doğrusu iktidarı “sokak” adına kullandıklarını söyleyenler belli… Diğerleri kim?

Kimine göre asker, kimine göre sermaye, kimine göre masonlar… Herkesin bir “aklileştirilmiş” döngüsü var…

Ben, konuyu “hükümet-Sermaye ilişkisinden” devam edeceğim. Sebebi açık. Bütün dünyada kriter bu. Peki, bugüne kadar olan “Karşı olma durumlarına” bakarsak Sermayenin en etkili temsilcisi TÜSİAD, “sokak adına iş yapıyoruz” diyen siyasi otoriteyi eleştiren söylemlerinde haklı mı?

TÜSİAD, hukuken bir dernek ve kanunların önünde “kanaryasevenler” derneğinden farklı..

TÜSİAD’ı güçlü kılan kanuni statüsünden çok üyelerinin kimliği…

Yaptığı uyarılara gelince…

TÜSİAD’ın genel görüşlerinin yüzde 51’inden fazlasına katılmamama rağmen gerek laiklikle ilgili uyarılar, “Türkiye Cumhuriyeti’ne” bağlı herkesin paylaştığı çekinceler. Bu açıdan bakınca halkın büyük çoğunluğunun görüşünü yansıttığını söylemek mümkün…

Peki hükümet, zaman zaman TÜSİAD ile neden sürtüşüyor?

Böyle bir sürtüşme çok doğal. Bir tarafta bugüne kadar her siyasi otoriteyle gücü bölüşmüş, kendi tabiriyle “establishment” bir yapı. Diğer tarafta “Yerleşik olan” dışı kalmış insanların, oylarıyla iktidara gelmiş bir hükümet. Böyle bir siyasi yapının seçim sisteminin yanlışlarındanda yararlanarak ele geçirdiği gücü paylaşmak istememesi gayet doğal…

TÜSİAD, hükümet ile çarpışırsa ne olur? Hangi vazo çatlar?

TÜSİAD’ın “laiklik, YÖK, turban, ortaöğretim, seçim sistemi” gibi konulardaki kaygılarını paylaşmasam da bir gerçeği buradan net olarak tespit etmem gerekiyor TÜSİAD’ın sokaktaki karşılığı yok. Evet, güçlü sermayelerin birleşmesiyle ortaya çıkmış bir yapı ama bu yapının içinden geçtiğimiz ortamda “Devlet” dediğimiz mekanizmayı kontrol etmeye en yakın aday olan “hükümet” dinamiğine ve bu dinamiği belirleyen “siyaset-sokak denklemine” etkisi neredeyse ‘sıfır’… Daha açıkçası 2002 krizi halkı “bu itilmiş uçlar ile identification” sağlayarak iktidarı ele geçirdi… Bu noktada bir tespit “Akp, bugün sokakta en çok karşılığı olan siyasi yapı olarak” görülse bile, onun da çok net bir açmazı var: Devlet ile arası iyi değil…

Sonuç: Bu analiz daha çok uzar. Bu yüzden anahtar bir cümleyle size veda etmek istiyorum “hangi vazo kırılır” diye merak ediyorsanız Bundan sonra “sokakta gerçek karşılığı olan” ama gerçek karşılığı olan, her alanda ayakta kalır… İşin sırrı ‘sokakta’ gizli…

Not: Türkiye’de gerçek bir “burjuvazi” yok ve maalesef Türkiye’deki “zenginler” gerçek bir burjuvazi gibi davranıp, gerektiğinde “ne oluyor” demekte çok tereddüt ediyorlar. İkinci darbeyi beklemek için sırtını kambur durumuna getirenler, tarihin karanlığında yok olup gidecekler… Ne diyelim, biraz tarih okusalar, gidişatı daha iyi anlarlar!

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS