Mustafa Balbay - Gül’ü Kim Affedecek?
Ağustos 21, 2008 - CUMHURİYET, MUSTAFA BALBAY
28 Ağustos 2007 günü göreve başlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tüm Türkiye’yi kucaklayacak bir işlev üstlenip üstlenemeyeceğini daha ilk günden sormuştuk. Kamuoyu adına da bir süre zaman tanımak gerektiğini vurgulamıştık.
Acaba Gül AKP’nin Cumhurbaşkanı mı olacaktı, yoksa tüm Türkiye’nin mi?
Gül, daha ilk aylardan itibaren AKP’nin Cumhurbaşkanı havasını verdi. Bir yıldır AKP hükümetinin gönderdiği yasalardan sadece teknik olarak düzeltilmesi olanaksız yanlışlıklarla dolu bir iki yasayı geri çevirdi, o kadar.Gül’ün hükümetten gelecek her şeye evet diyeceği kısa zamanda anlaşıldıktan sonra gözler atamalara çevrildi. Hiç değilse burada bir ölçüde denge gözetecek miydi, yoksa AKP kadrolaşmasının daha üst düzeye çıkmasını sağlayacak çekincesiz adımlar mı atacaktı?
Bu konudaki nirengi noktası da rektör atamaları oldu. Gül’ün gerek Dışişleri Bakanlığı, gerek başbakanlığı döneminde şiddetle eleştirdiği YÖK şimdi başlıca kadrolaşma aracı. Ne YÖK’ün demokratikleşmesi, ne üniversite öğretim üyelerinin rektör oylarına saygı…
Hepsi rafta.
Gül’ün atadığı rektörler işe AKP’nin sloganlarıyla ve söylemleriyle başlayacak kadar ölçüsüzleştiler.
***
Bir yıl içinde Gül’ün hukuksal açıdan tartışıldığı iki konu vardı:
1- AKP’ye yönelik kapatma davasındaki durumu.
2- Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın mahkûm olduğu kamuoyunda kayıp trilyon davası diye bilinen dosyadaki yeri.
Kapatma davası gündemden düştü. Sonuçları çok tartışılan bu davada AKP’nin laiklik karşıtı hareketlerin odağı olduğu tescillendi, buna verilmesi gereken ceza konusunda bölünen mahkeme üyeleri sanığın lehine olan durumu öne çıkardı ve para cezası verildi.
Doğal olarak bu kararlar Gül ile de ilgili!
Kayıp trilyon davasında ise şöyle bir çelişki yaşanıyordu:
Refahyol hükümetinin Başbakanı Erbakan, Refah Partisi’nin kapatılmasından sonra Hazine’ye devredilmesi gereken yaklaşık 1 trilyon lirayı gerçek olmayan faturalarla harcanmış gibi göstermekten mahkûm oldu. 28 ay hapis cezası aldı. Aynı davada sorumlu olduğu mahkeme kararıyla belirlenen Gül’ün dosyası ise uzun yolculuğa çıkarıldı. Makam makam geziyor.
Aynı suçu işleyen eski Başbakan mahkûm, bakanı Cumhurbaşkanı!
Gül bu çelişkiyi bir başka çelişkiyle kapatmayı yeğledi. Önceki gün Adalet Bakanlığı’ndan kendisine gelen Erbakan’ın ev hapsine dönüştürülen mahkûmiyetini kaldırdı.
***
Gül ne yapmış oldu?
1- Kendisinin de mahkeme önünde sanık olması gereken bir davada karar verici oldu.
2- Tamamen siyasi bir karar aldı ve 1 yıldır yeri geldikçe vurguladığımız AKP’nin Cumhurbaşkanı unvanını derinleştirdi.
3- Bu tür siyasi konulara girmemeye özen gösteren cumhurbaşkanları geleneğini bitirdi.
4- Erbakan’a benzer konumda bulunan pek çok kişi var. Genel değil, kişiye özel bir tutum takınarak bir kez daha tarafsızlık tartışması başlattı.
Maddeler çoğaltılabilir, ki önümüzdeki günlerde de ek sorular gündeme gelecek. Örneğin Gül’ün dosyası ne olacak tartışmasını yaşayacağız.
Yeri geldikçe vurguluyoruz, Çankaya Köşkü Türkiye Cumhuriyeti devletinin en önemli, en üst makamlarından ve denge noktalarından biri. Gül daha birinci yılda bu makamın pek çok özelliğini erozyona uğrattı.
Bu gidişle Çankaya’nın adı yüksek rakımlı bir tepeyi değil, sığ bir AKP göletini andıracak!
ankcum@cumhuriyet.com.tr
Msutafa Balbay
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.