Yolsuzluklar ve AKP - Oktay EKŞİ
Ağustos 19, 2008 - OKTAY EKŞİ
DENİZ Baykal, “AKP, bu rüşvet olayıyla yolsuzluğun odağına oturdu” demiş ve kanımızca doğru söylemiş.
Şaban Dişli olayı ortaya çıktığı zaman Başbakan Erdoğan’ın yapması gereken ilk şey, “hukukun” yanında olduğunu ortaya koymaktı. Ama o buna hiç yanaşmadı. Tam tersine sessiz kaldı.
Oysa şimdi ortada “siyasi nüfuzunu
kullanarak iş takip etmekle ve bu nedenle ilgililerden 1 milyon ABD Doları almakla” suçlanan bir “Yardımcısı” var.
Sadece o olsaydı kendisi için daha kolaydı. Oysa bir de Dişli’yi savunarak olayı partiye mal eden AKP Meclis Grubu Başkanvekili Bekir Bozdağ var.
O nedenle Şaban Dişli olayı artık “AKP’li bir milletvekili” ile ilgili iddialar olmaktan çıkmış, doğruca AKP’yi ilgilendiren bir “yolsuzluk” veya “nüfuz suiistimali” konusuna dönüşmüştür.
Bizim bu satırları yazdığımız dakikalarda AKP’nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’nun toplanması ve bu konuyu ele alması beklenmekteydi.
O toplantı yapılırsa ne karar alındığını birlikte okuruz. Ama peşinen söyleyelim ki Başbakan ve Genel Başkan Tayyip Erdoğan bu tür olaylar karşısında net ve kararlı bir tavır koymadıkça, partisini hedef alan “yolsuzluk” iddialarının kesilmesi mümkün değildir.
Gerçi yolsuzluk iddialarının sadece bazıları Şaban Dişli olayındaki gibi “kişileri” hedef almaktadır. Bu iddialar AKP iktidarı yandaşlarından “dişli” olanların ya rüşvet aldığını veya iş takibi yapan şebekeler aracılığıyla “malı götürdüğünü” ifade etmektedir.
İkinci grup yolsuzluğun bilinen şekli, “İhaleyi sana veriyoruz ama ihale bedelinin yüzde şu kadarını -10’unu, 15’ini- şu bankadaki şu hesaba yatırman şartıyla” denerek yürütülmektedir.
Bu para birileri tarafından paylaşılıyor mu yoksa Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim masraflarını karşılamak amacıyla bir yerlerde biriktiriliyor mu o çok da belli değildir.
Söz konusu paraların parti için alındığı iddiası bu işin içinde olanlar arasında yaygındır. İnsanlar “parti için” kesilen paranın “bir dava uğruna” harcanacağı varsayımıyla hareket edince yapılan yasadışı işlem sanki meşru imiş gibi algılanmaktadır.
Zaten Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelince ilk iş olarak Kamu İhale Yasası’nı değiştirdiğini ve bu işi tam 15 kere tekrarladığını dikkate alınca, yukarıda söylediklerimize şaşırmak için sebep kalmaz.
Demek oluyor ki AKP’nin yolsuzluklarla gerçekten -samimiyetle- mücadele etmesini beklemek için sadece iyi niyetli bir kişi olmak yetmez, geri zekálı olmaya da ihtiyaç vardır.
Aksi söz konusu olsaydı bugüne kadar “yaptığı yolsuzluk nedeniyle cezalandırılmış” bir tek olsun örnek görürdük. Oysa yok.
Merhum Turgut Özal bile “yolsuzluğa, rüşvete” sanki karşıymış gibi davranmak gereğini duymuştu. Bu nedenle Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’ı feda etmişti.
“Yolsuzluklara damardan girdiğini” söyleyen Tayyip Erdoğan’da o kadarını bile hálá göremedik.
Bekleyelim bakalım MKYK kararını versin, sonra konuşuruz.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.