İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Ali Sirmen - Rusya-İran-ABD Üçgeninde AKP

Ağustos 19, 2008 - ALİ SİRMEN, CUMHURİYET

Kuzey komşumuzda meydana gelen olaylar, bir başka komşumuz İran’ın devlet başkanının ülkemizi ziyareti, son gelişmeler üzerine, Rusya-İran-ABD üçgeni arasına sıkışmış olan AKP’nin içinde bulunduğu durumun ele alınmasını gerektirdi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, hatta ondan önce, rejimin temelinin atıldığıKurtuluş Savaşıdöneminde, Türkiye’nin günümüzde de, dünyanın en kritik noktalarından biri haline gelmiş olan Kafkaslara bakışı son derecede ilginçtir. Bolşevik rejimi kuşatmak ve büyük petrol bölgesini ele geçirmek için var gücüyle seferber olmuş İtilaf Devletleri bir Kafkas seddioluşturmak ve yeni rejimi oradan sarsarak, petrol yataklarını ele geçirmek istiyorlardı. Osmanlı’nın kukla iktidarının yandaş olduğu bu girişime Mustafa Kemal karşı çıktı, Lenin ile ayrı ufuklara yelken açmış olmalarına karşın, aynı düşmana karşı mücadele ettiğini bilerek, Sıvas Kongresi’nde bile dile getirilen önerileri elinin tersiyle itti. Cumartesi günü bu köşede, Ankara’nın bu tercihini Moskova’nın Stalin zamanındaki kabul edilmesi olanaksız istemleri yüzünden değiştirmek zorunda kaldığı ve Batı ile birlikte Sovyetler’e karşı blok oluştururken, kendi haklı ulusal çıkarları ve toprak bütünlüğünü savunma yolunu tuttuğu yazılmıştı. Ne var ki, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte, kartlar yeniden karılıp dağıtılmış, yeni dengeler, yeni durumlar oluşmuştur.

***

Bu durumda Ankara’nın yeni oluşuma uygun yeni politikalar üretmesi, bütün bölgeye olduğu kadar, dünyaya da yeni bir gözle bakıp, yeni yaklaşımları benimsemesi gerekirdi.

Kafkaslar, 1920’lerdeki gibi bir kez daha ABD’nin iştahını kabartmaktadır. Bu kez Kafkas Seddi”, renkli devrimler yoluyla, ABD eksenine yamanmış rejimler aracılığıyla yaşama geçirilmek istenmektedir.

Son Gürcistan olaylarına, Saakaşvili‘nin, ABD desteğini abartarak hesap hatası yapması neden oldu. Bu fırsatı iyi değerlendiren Putin şimdi bölgedeki etkinliğini arttırmıştır ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün artık hayal olduğu Moskova tarafından da açıklanmış bulunmaktadır.

Gürcistan olayları üzerine hemen Moskova ve Tiflis’e giden Tayyip Erdoğan, içeriğini kendisinin de bilip bilmediğinden kuşkulu olduğum Kafkaslar’da İstikrar Platformu fikrini ortaya atarak, aktif bir politika izlediği görüntüsünü yaratmak istemiştir.

Ama acaba, ABD tarafından dizayn edilen ve iktidara oturtulan bir partinin liderinin Kafkasya gibi karmaşık bir konuda, Amerika’nın öngördüğü çözümler doğrultusundan çıkarak, bölgenin istikrarını sağlamak için yeni çözümler üretmesi ne kadar olasıdır?

Türkiye ile Rusya’nın Kafkaslar ve Karadeniz’de ortak ya da birbirlerine yakın çıkarlarının ne kadar büyük olduğunu, Karadeniz’i de bir açık deniz haline getirmek için Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni ortadan kaldırmak için harekete geçmeye hazırlanan ABD’nin bu girişimlerini ortaya koymasından sonra daha açıkça anlaşılacaktır.

***

Ahmedinejad‘ın, suretini bir kez daha açıkça ortaya koyduğu İstanbul ziyareti için de aynı şeyi söylemek mümkündür.

Bush yönetiminin İran’ı hedef aldığı ve her an çılgınca bir girişimde bulunmasının söz konusu olduğu, bunun da bölge ülkesi ve İran’ın komşusu olan Türkiye’nin çıkarlarıyla hiç mi hiç bağdaşmadığı herkesçe bilinmektedir.

Yine herkesin bildiği bir başka husus da, ABD ile İsrail’in İran Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyaretinden hiç mi hiç hoşnut olmadıklarıdır.

Ancak, Ankara bu ziyaretin, biraz da İran tarafından gelen baskılar üzerine gerçekleşmesini sağlamış ve bu alanda da, görece bağımsız bir politika izlediği görüntüsünü yaratmaya çalışmıştır.

Bu görüntünün gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ise ziyaret sonrası yapılan açıklama ve onu izleyen günlerde Batı basınında çıkan haberlerle daha iyi ortaya çıkmıştır.

Washington gönülsüzce kabul ettiği ziyaret sırasında, İran ile Türkiye’nin yeni bir gaz anlaşması imzalamasını istemediğini AKP kurmaylarına açıklıkla söylemiş bulunmaktadır. Ekonomik yaptırımların Tahran’ın üzerinde caydırıcı bir etki yapmasına çalışıldığı bir dönemde, Türkiye ile İran arasında yeni anlaşma ve projeler çok ters bir etki yaratabilirdi.

Nitekim Guardian, anlaşmanın ABD tarafından torpillendiğini açıkça belirtmiş bulunuyor.

Hem Rusya hem de İran ile ilişkilerinde, rahat ve görece bağımsız iyi komşuluk ilişkileri geliştirmeye çalıştığı izlenimini yaratmak isteyen, ama Rusya- İran-ABD üçgeni içine sıkışmış olan AKP, bu mayınlı alanda, icazetli politikalarıyla ulusal çıkarları savunmada ne kadar başarılı olabilir dersiniz?

asirmen@cumhuriyet.com.tr

Ali Sirmen

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS