İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Nurten Akyazılılar - Çarpışan Güçlü Stratejilerin Ortasındaki Türkiye

Ağustos 18, 2008 - NURTEN AKYAZILILAR, İLK KURŞUN

Türkiye açısından Rusya, İran, Ermenistan, Gürcistan ve ABD kapsamında coğrafyamızda gelişen olayları BTC boru hattı, İpek Demiryolu ve İran-Ermenistan demiryolu başlıklarında kısaca irdelemek istiyorum.

 

Rusya-Gürcistan arasında milliyetçilik, AB-NATO kutuplaşması ve toprak genişlemesi gibi görünen bu savaşın temel nedeninde; bilindiği üzere enerji ve enerji yolları var. Hazar petrolünün Rusya’dan değil de Gürcistan üzerinden geçirilmesi Rusya’nın tepkisini toplamaktaydı. Uzun süredir Rusya’yı geren diğer bir konu da arka bahçesi sayılan ülkelerin NATO ve AB üyelikleri ile arka bahçesi saydığı Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne füze sisteminin yerleştirilmesidir. Henüz Gürcistan meselesi hallolmamışken Polonya, Rusya’ya karşı ABD füzelerinin yerleştirilme kararını nihayet alarak sözleşmeyi imzaladı ve bölgede ortam iyice gerildi. Rusya böyle bir dönemde bu anlaşmanın imzalanmış olmasının taraflar açısından cezasız kalamayacağını nükleer tehditle ifade etti. Şu an bölgede fırtına öncesi sessizlik hakim; sanki her an ABD’den üretilip Rusya’da büyüyüp gelişen bir hortum bölgeyi daha da kasıp kavuracak gibi… Umarım bu kara kabustan işin tarafları erken uyanır da gereken önlemleri insanlık namına alırlar…

 

‘Demir İpekyolu’ Projesi Güzergahı belirlenirken hangi kriterler baz alındı?

Türkiye-Ermenistan arasında siyasi sorunlar bir türlü aşılamadığı için var olan demiryolu hatları kullanılamıyordu; dolayısıyla Kars’tan Tiflis’e bir demiryolu hattı projelendirildi. Hatırlayacağınız üzere de 24 Temmuz 2008 günü Kars’ta Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan cumhurbaşkanlarının eşliğinde, törenle bu demiryolu hattının inşaatına başlandı. Hattın kurulmasındaki amaç; Çin-Şanghay’ı Türkiye üzerinden İngiltere-Londra hattına raylar ile bağlayarak, tarihi ‘İpekyolu’nun ‘Demir İpekyolu’ olarak tekrar hayata geçirilmesi… Ancak bu demiryolu projesinin hatları belirlenirken Türkiye açısından jeostratejik ve jeopolitik değerler ile tarihi ve sosyolojik boyutlar ne kadar hesaplandı? 

 

‘Bizim Ahıska’ dergisi genel yayın yönetmeni Yunus Zeyrek, ‘Demir İpekyolu’ güzergahının bilinçli olarak çizilmediğine dikkat çektiği makalesinde, 1944 yılından beri sürgünde olan Ahıska Türklerinin, petrol ve doğalgaz hattıyla birlikte demiryoluyla da anavatana bağlanmasının önemini vurgulamış. Demir İpekyolu güzergahının Ardahan ve Ahıska üzerinden Tiflis’e bağlanmasını ümit ettiklerini fakat inşaatına başlanan hattın Kars-Ahılkelek üzerinden projelendirildiğini jeopolitik ve jeostratejik açıdan değerlendiren Zeyrek, Kars’tan kalkan trenin yerleşim birimlerinden geçmeden Gürcistan’a ulaşmasını ise sosyolojik açıdan akılsızlık olarak yorumluyor.  Ahıska yerine Ahılkelek üzerinden projelendirilen hattın güvenlik problemi de olacağına ayrıca dikkat çeken Zeyrek, eleştirilerini şöyle sürdürüyor:

“Bu demiryolu, Türkiye toprakları içindeki 76 km’lik mesafede bir il veya ilçeden geçmemektedir. Halbuki bu hat Ardahan üzerinden bağlansaydı, Ardahan şehri ile Susuz, Çıldır, Hanak, Damal ve Posof ilçeleri de demiryoluna kavuşmuş olacaktı! Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları, Tiflis-Ahıska-Posof-Ardahan üzerinden gelmektedir. Bu demiryolu hattının da boru hatlarına paralel gelmesi daha akılıca değil miydi? Zira Tiflis-Ahıska demiryolu hattı zaten var. Ardahan’dan Posof’a ulaşacak hat, Türk sınırına birkaç km mesafedeki Vale istasyonuna bağlansaydı daha iyi olmaz mıydı?”

 

Rusların istilâ döneminde Tiflis’ten Gümrü’ye ve Kars’a, oradan da Sarıkamış’a demiryolu hattı döşemiş olduklarını hatırlatan Zeyrek, “Daha sonra bu hattı Kars’tan Ardahan’a, Sarıkamış’tan da Erzurum’a kadar uzatmışlardı. Cumhuriyet devrinde Erzurum hattı Ankara’ya bağlanmış, Ardahan hattı sahipsiz kalmış ve köylüler tarafından sökülerek ağaç ve demirleri samanlık inşaatında (!) kullanılmıştır. Şimdiki hattın projesini yapan mühendislerimiz, bu eski hat güzergâhını acaba biliyorlar mıydı?” diyor.

 

Her Türlü Destek Verdiğimiz Sınır Komşumuz Gürcistan Ne Kadar Güvenilir?

Gürcistan’da Ahıska Türkleri’ne yönelik sorunda halen bir düzelme sağlayamadığımız gibi Müslüman Acara ve Borçalı Türk ahalisine de zulüm yapılmakta olduğu pek çok kaynakta ifade ediliyor. Ermeni meselesinde Türkiye aleyhine politika güden Gürcistan, demir ipekyolu projesinde de Ermenistan’ı kollamıştır. Ermenistan sınırında yer alan Ahılkelek halkı, Osmanlı’nın Rus istilâsı döneminde, Ruslara destek verip anlaşma sonrası çekilen Rus ordusuyla birlikte korkusundan Anadolu’yu terk eden yöre Ermenilerinden oluşur. Ahılkelek’e Ruslar tarafından yerleştirilen bu Ermeniler, Ahılkelek’teki Türk ahalisine yaptıkları eziyetler ile Türklerin Anadolu’ya göç etmesine sebebiyet vererek, Ahılkelek’teki Ermeni nüfus oranının artmasını sağlamışlardır. Günümüzde de Ahılkelek Ermenilerinin, Cavak Hareketi örgütü ile Gürcü yönetimini kabul etmediği ve bölgeyi Ermenistan’a bağlama amacına yönelik faaliyetler yürütmekte oldukları biliniyor.

 

Patlama ve Savaş, BTC Boru Hattının Rusya Lehine Kapanmasını Sağladı

Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattının Erzincan’ın Refahiye ilçesindeki bölümünde bilindiği üzere 5 Ağustos gecesinde, sorumluluğunu PKK’nın üstlendiği bir patlama meydana geldi ve BTC boru hattının Türkiye bölümü kapandı. Hemen ardından Soros çocuğu olan Gürcistan lideri Saakaşvili, boyundan büyük bir hamle yaparak Güney Osetya’ya girdi. Gürcistan’ın bu yanlış hamlesini pusuda bekleyen Rusya, bombardıman ile Bakü-Supsa yedek hattını da devre dışı bıraktı. Türkiye’deki patlama ile Rusya-Gürcistan savaşı sonrası BTC boru hattı trafiği kapanınca; Azerbaycan’ın, ham petrolünü geçici olarak Rusya’nın Novorossisk limanından ihraç etmesine imkan sağladı. Rusya böylelikle, enerji yollarında devre dışı bırakılamayacağını kanıtlamış oldu…

 

İran Liderinin Türkiye Ziyaretindeki Zamanlama Dikkat Çekici

Bütün bu karışıklıklar arasında İran lideri Mahmud Ahmedinejad ülkemizi ziyaret etti. Bu ziyaretin de ana teması büyük ihtimal ile enerji ve ittifaklar idi. Refahiye’deki BTC boru hattındaki patlamayla aynı güne denk gelen 5 Ağustos 2008 tarihli açıklamalarda; Türk ve İran tarafları arasında yürütülen  enerji müzakerelerinde önemli mesafeler kaydedilerek fiyat dahil kritik konularda anlaşmaların sağlandığını ifade edilmişti. Ancak Ahmedinejad’ın ziyareti sırasında yapılan açıklamalarda; İranlı yetkililerin son günlerde bazı ek  taleplerinin kabul edilemez nitelikte olduğu, bu ziyarette sözleşmelerin imzalanamayacağı ve görüşmelerin süreceği bildirildi.

 

Türkiye ziyareti sırasında basına yansıyan olumsuz eleştiriler üzerine Ahmedinejad her şeye rağmen gerçek bir lider olduğunu, hem AKP hem de AB-D yönetimine bildirmiştir. Trafiğin kapatılarak İstanbulluların çile çekmesine üzüldüğünü ifade eden Ahmedinejad, kendi adına Türk halkından özür dileyerek, İran’da böyle bir şeye izin vermediklerini, sürekli halkın içinde olduğuna dikkat çekti. Sünni camisinde Cuma namazı kılarak ta ardında son derece siyasi mesajlar bırakarak ülkesine döndü. Namaz sonrası toplanan kalabalıktan yükselen tekbir sesleri ile atılan sloganlar kendisini çok mutlu ettiği gibi dünyaya da Türkiye’de asla küçük düşmediğini aksine Laik Atatürk Cumhuriyeti’nde dahi son derece kabul gördüğünü göstermiş oldu. Çirkin ördek yavrusunu andıran bu ufak tefek adamın Amerika’ya kafa tuttuğunu düşünürsek kendisine ve halkına duyduğu güvenine, milliyetçiliğine şapka çıkarmak gerekiyor. Son derece mütevazi duruşu, yüzünden hiç eksik etmediği içten ve sevimli gülüşü ile eminim ki ülkemizde de pek çok kişinin sempatisini kazanmıştır. Ancak Ahmedinejad Türkiye’ye karşı gerçekten ne kadar samimi ve ne kadar dosttur? Bu ziyarette imzalanmayan enerji sözleşmesi dışında basında pek yer bulmayan, merak ettiğim özellikle iki konu var:

 

1. Tahran yönetimince Güney Azerbaycan’daki Türklere uygulanan baskı

Hazır Gürcistan, Ermenistan meseleleri gündemdeyken, AKP hükümet yetkilileri, İran liderinin zamanında Azeri bölgesindeki Erdebil kentinde valilik yapmasını da fırsat bilerek şu an Tahran yönetimince Güney Azerbaycan’da Türklere karşı uygulanan baskı ve toplu tutuklama konularını konuşma imkanı bulabildiler mi? Özellikle son bir ay içinde Güney Azerbaycan’da Türklere karşı baskısının arttırıldığı, üniversitelerde bulunan milliyetçi Türk öğrenciler ile “Milli Hareket” üyelerine karşı tutuklama operasyonları başlatıldığı, tutuklanan Türklerin çoğunun nerede oldukları bilinmezken, kendilerinden haber alınabilenlerin de ağır işkencelere maruz kaldıkları bildiriliyor. Bu toplu tutuklamalara yönelik Güney Azerbaycan’ın başkenti Tebriz ile Sulduz, Urmiye ve Erdebil şehirlerinde dağıtılan bildirilerde, Türk öğrenciler ile “Milli Hareket”çilerin Güney Azerbaycan’ın milli haklarını, yaşadıkları ekonomik sorunları, Azerbaycan Türklerine karşı Fars rejimi tarafından uygulanan ayrımcılığı, asimilasyon ve sürgün kararlarını dile getirdikleri için tutuklandıkları ve işkence gördükleri ifade ediliyor. Konuşmayıp, dünyanın dört bir yanında yaşayan Türk halkına uygulanan şiddete karşı sessizliğimizi muhafaza mı edeceğiz?

 

2. İran-Ermenistan Demiryolu Projesi Taraf Olabildik mi?

Türkiye’yi ilgilendiren diğer bir gelişme de İran-Ermenistan arasında yapılması öngörülen ve Rusya’nın da sıcak baktığı demiryolu hattı projesi, bu görüşmelerde gündeme alındı mı?  Pek çok konuda Rusya’nın ciddi desteğini alan İran, Rusya’nın evlatlığı durumundaki Ermenistan’a kucak açmış olabilir. Her ne kadar ABD bu duruma sıcak bakmasa da Ermenistan böylelikle hem doğalgaz konusunda daha yakın ve pratik bir çözüme kavuşmuş olacak hem de Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan arasındaki işbirliğini zedeleyebilecektir.

 

Bu coğrafya üzerinde yazık ki sahip olduğu üstünlüklerin kıymetini bilemeyip, Amerika’nın sadece sekreterya görevini yürüten AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Gül ile Ahmedinejad arasında geçen görüşmelerde herhalde sadece harab-ül Irak hatırlatılmamıştır… Ancak meseleyi İran açısından değerlendirirsek; her ne kadar sınır ve tarihi birliği olsa da Türkiye şu an kendisini tehdit eden ABD ile BOP’de eş başkanlığı yapmış durumda dolayısıyla bu ziyarette konuşulan ancak henüz kamuoyu ile paylaşılmayan pek çok konu da vardır…

 

Son sözümüzü a.kadir’in Say yayınlarından çıkan, ‘Bugünün Diliyle HAYYAM’ kitabında yer alan Ömer Hayyam’a ait güzel bir şiirle tamamlayalım:

 

SATMA

Kulak verir dinlersen, bir çift sözüm var sana:

Taş çatlasa ikiyüzlülük rubasını giyme,

Bir dakikalık mutluluk, mutluluk değil.

Ne olur satma ölümsüzlüğü iki pula.

 

Haber Kaynağı: Globalyorum

Nurten Akyazılılar

İlk Kurşun

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS