Taylan Sorgun - Devlet Sırları Ortalıkta- Ermeni Anıtları… Terör Başı Ve Şahitlik- DTP’nin Coğrafyası- Devlet Ve Konuştuklarım- Neredeyse TMT’de Dahil Edilecektir…
Ağustos 13, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN
Ergenekon “iddianamesi”nde “yok, yok”tur. Kim tarafından yazıldığı meçhul mektuplar bile o iddianame dosyasında yer almıştır. Milliyet Gazetesi’nin dünkü haberlerine göre, Başbakanlık Teftiş Kurulu 1988 yılında tamamlanan ve “devlet sırrı” kapsamında olduğu gerekçesi ile kamuoyuna açıklanmayan Susurluk Raporu’nun 12 sayfalık bölümünde, Türkiye’nin PKK terör örgütüne yönelik yaptığı operasyonlar hakkında da bilgiler yer almıştır. Yunanistan’daki PKK Lavria Kampı için de çalışmalar yapılmış. Kamp saldırıya uğramış. Daha bir dizi açıklamalar verilen haberlerde yer almaktadır.
1- NEREDEYSE SIRA TMT’DE…
Geçtiğimiz günlerde verilen haberler arasında Kuzey Kıbrıs’taki Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı’nın adı gelmiştir. “Haberin verilişi” öyledir ki, Kıbrıs’ta Türkleri katleden EOKA’ya karşı kurulmuş olan Türk Mukavemet Teşkilatı da neredeyse kimilerince “suçlanacaktır.” İddianame ile ilgili haberler, yorumlar o hale gelmiştir ki, Ergenekon taa geçmişe kadar dayandırılmıştır. Mesela, neredeyse KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş listelere ilave edilecektir.
2- ERMENİ ANITLARI…
“Uyduruk Ermeni soykırım iddialarına” dayalı olarak Peris’te dikilen Ermeni “uyduruk soykırım” anıtına karşı yapılmış hareket de nerede ise “Suçlar” listesine konulacaktır. Ya da konulmuştur. Orada Abdullah Çatlı’nın ismi ile başka isimler de geçmektedir. E ama bu karşı hareketler “devlet sırrı” niteliğinde iken açıklanması nereye kadar doğru olmaktadır. Öteki soru şudur: O uyduruk anıta karşı birşey yapılmış ise bunu suçlamanın anlamı nedir?
3- SIRADA TERÖR BAŞI…
“Darbe senaryoları” yayımlamakla bilinen bir gazetenin pazar günkü haberlerine göre, İmralı’da mahkum bulunan PKK terör örgütü başı, eli kanlı örgüt başı, “Tanıklık yapmak istediği” avukatları vasıtası ile bildirmiştir. O arada da bir “şikayeti vardır”. O şikayet de “aralarına istihbaratçıların sızdırıldığına” dayanmaktadır. İster misiniz, komutanların yargılandığı duruşma sırasında terör başının şahitliği kabul ediliversin. Yargının bunu kabul etmeyeceği aşikardır da bunun “ihtimalen de olsa” akıllara gelmesi “ya da getirilmesi” bile bir başka olaydır.
4- SORULMASI GEREKEN…
Yunanistan’ın PKK terör örgütüne verdiği üsler, Kıbrıs Rum Kesimi’nin, Ermenistan’ın eli kanlı PKK terörüne verdiği üsler şimdi sanki unutulmuştur da, kimileri iddianameye dayanarak neredeyse “Devlet’i” ya da “Devletin birimlerini” “…Bu üslere karşı neden operasyonel hareketler yaptınız, Lemia üssüne neden operasyon düzenlediniz…” diye sormaya başlayacaklardır.
Yavaştan sormaktadırlar bile. Ama asıl sorulması gereken o üslerden hareket eden eli kanlı teröristlerin saldırılarına Yunanistan’ın, Ermenistan’ın, Kıbrıs Rum Kesimi’nin onca katliama neden sebep olduklarıdır?
5- FRANSA’YA SORU…
“Çatlı’nın” Fransa’daki Ermeni anıtına karşı düzenlenen hareketin içinde olduğu verilen haberler arasındadır. Bu zaten biliniyor, ama, konuşulmuyordu? Peki Fransa’ya o anıtı neden açtınız demek aslında üzerinde durulması gereken değil midir? Öyledir de şimdi iş başkadır. Devlet sırrı dediğimiz birşey kalmamıştır. Yapıldığı bildirilen olayların kimisinin yanlış, kimisinin saptırma olduğu da ifade edilmektedir.
6- DTP’NİN COĞRAFYASI…
Şimdi bütün bu “karmaşık haberler” içinde yaşanılırken, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün pazar günü bir açıklaması gazetelerde yer almıştır. Türk, 1- “…Biz bu davada tarafız…” demektedir. Hangi tarafındadırlar? Hangi taraftan oldukları da açıklamada yer almıştır. 2- Ahmet Türk, aynı habere göre “Kürt coğrafyası”ndan söz etmektedir. Türk’ün kasdı eğer “Güneydoğu Anadolu Coğrafyası…” ise bu tam tamına “ayrılıkçılık”tır. DTP Genel Başkanı, o bölgenin, Türkiye’nin sadece bir “coğrafi bölgesi” olduğunu iyi öğrenmelidir. Bu sözler yeni bir tarihi hata ve saptırma olmuştur.
7- EMPERYALİZM VE COĞRAFYA…
Ama şu da vardır: Yeni emperyalizm, PKK terörünü “Ortaya çıkardıktan sonra” Türkiye’nin “Güneydoğu Anadolu Coğrafi Bölgesi”ni siyasi bir bölge haline getirmek istemiştir. İstemektedir de. Ama o emperyalizm bir şeyde yanılmaktadır. O da benim “parantezim”dir ki şöyledir: “…Güneydoğu Aanadolu coğrafi bölgesinde yaşayan vatandaşlarımzın kahir ekseriyeti bu Vatan’a bağlı, kederde, tasada ve sevinçlerde birleştiğimiz vatandaşlarımız…”dır. Üstelik o coğrafi bölgenin demografik yapısını da iyi bilmek gerekmektedir.
8- TEŞKİLAT-I MAHSUSA…
İttihat ve Terakki, Birinci Dünya Savaşı’na girmeden önce o müthiş Teşkilat-ı Mahsusa’yı kurmuştu. Teşkilat-ı Mahsusa o dönemde dış devletlerde “Karşı hareketler” düzenlemişti.
Teşkilat-ı Mahsusa’da Rauf Bey (Rauf Orbay) gibi ünlü isimler bile yer almıştı. Mesela İzmir’de emperyalistlerin tetikçi “Yunanistan ordusu” karaya çıktığı vakit ilk kuruşunu sıkan Hukuk-u Beşer Gazetesi sermuharriri (başyazarı) Hasan Tahsin de Teşkilat-ı Mahsusa’da çalışmıştır. Daha kimler yoktu ki? Sonraki dönemde Teşkilat-ı Mahsusa içinde “bozuk tipler” de çıkmıştır. Ama onlar o dönemde “dışlanmışlardır.”
9- SIRALARI İLE GİTTİLER…
Bir gazeteci olarak yakın tarihsel belgesel araştırmalarımı yaparken yaşayan “Teşkilat-ı Mahsusacılardan bazılarıyla tanımıştım. Kendileri ile konuşmuştum. Çok “kısa bilgiler” vermişlerdir. Ama iş “sır kalması gereken noktalara gelince” bana hep şunu söylemişlerdir: “…Bunlar devletimizin sırlarıdır. Bizimle beraber mezara gidecektir…” Öyle de olmuştur.
Hiç kimse “…Bu Teşkilat-ı Mahsusa belgesidir…” diye bir belge göstermez. Devlet sırrı onlar için “asla vageçilmez” olmuştur. Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali sırasında kurulan M.M yani Milli Müdafa grubu içinde yar alanlar da vardır. Ama o zamanı bile anlatmamışlardır. Sadece çok kısa bilgiler vermişlerdir.
10- “HER DEVLETİN VARDIR”…
Susurluk raporunda “Her ülkenin kendi menfaatleri için illegal faaliyetlerde bulunması tabiidir. Bu metodlar geçmişte de uygulanmıştır. Halen de uygulanmaktadır. Gelecekte de uygulanacaktır. Ancak bunun tek elden koordineli bir şekilde ve yanlışlıklara yol açmayacak şekilde yürütülmesi esastır” denilmektedir. Ama, şimdi o esas ve uygulamalar, Ergenekon iddianamesi ardından kimilerince “kendi maksatlarına matlup” çarpıtılmakta, yazılıp çizilmektedir. Bu da “Kendi ayağına kurşun sıkmak”tır. Ama o kimileri bunu anlamazlar ki.
11- YARGISIZ İNFAZLAR…
Ergenekon İddinamasi? Sonuçta yargı neyin ne olduğuna karar verecektir. Yargıyı etkilemekten kaçmak gerekmektedir. Savcılık bir iddianame ortaya koymuştur. Yargı bunu inceleyecektir. Ama kimileri şimdiden “yargısız infaza” bile başlamışlardır. Buna karşı “suçlananların” kendileri savunmak imkanı da yoktur. “Yargısız infaz”cılar hem bunu yapmakta, hem de “Hukuk devleti” demekten geri kalmamaktadırlar.” Siz şu çelişkilere bakınız. Demek ki, “hukuk devleti” anlayışı onların “tayin edecekleri” bir şekildir. Vah ki vah…
12- SORUNLAR BİR YANA…
Türkiye’nin, iktisadi, sosyal, terör, iktisadiyatın yabancılaşması, sorunları vardır. Kıbrıs milli davası vardır. Bakınız Kafkasya kan gölüne dönmüştür. Kafkasya Türkiye’nin birinci derecede ilgi alanıdır. Orada emperyalizmin “Yeni haritalar siyaseti” görülmektedir. Enerji alanları çatışması bu siyaset kapsamındadır. Kafkasya iktisadi stratejik coğrafyası ve askeri stratejik coğrafyası bakımından Türkiye’nin ilgi alanı dahilindedir. Ama şimdi varsa yoksa Ergenekon…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.