ORHAN BURSALI - Nasıl Bir Demokrasi?
Ağustos 12, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN BURSALI
Evet nasıl bir demokrasi? Bizde demokrasi tartışmalarını sürdüren “krema”nın hemen hepsi demokrasi deyince “siyasal demokrasi”yi tartışıyor. Şüphesiz siyasal demokrasi üstyapısal kurum olarak çok önemli. Siyasal partiler, hukuk, anayasal düzen, temel hak ve özgürlükler… Hepsi kurumsal yapının olmazsa olmazlarından…
Fakat mesele sadece siyasal demokrasi mi?
AKP yandaşı “demokrat”lar için evet…
Peki “Toplumsal Demokrasi”? “Krema” toplumsal demokrasi için kılını kıpırdatmıyor.
Yani,
A) Özellikle toplumun yarısını oluşturan ve varlığın sürdürülmesinde ana taşıyıcı olan kadınların hak ve özgürlükleri ile sosyal-ekonomik ve siyasal tam eşitliği sağlamak; üzerlerindeki erkek egemen toplumun tüm baskılarını kaldırmak ve hayatın üretici bütün alanlarına tam katılımını sağlamak…
B) Genel olarak halkın a) ekonomik b) kültürel c) eğitim haklarını üst düzeyde kullandıracak önlemler-politikalar bütünlüğünü savunmak ve gerçekleştirilmesini sağlamak…
Parasız ve yaygın eğitim, Toplumsal Demokrasi’nin olmazsa olmazlarından… Erken Cumhuriyet döneminde kurulan parasız yatılı bölge okulları bu anlayışın ilk uygulamalarından biriydi… Yurtdışına başarılı öğrencilerin gönderilmesi de.. 5 yıllık zorunlu eğitim de.. halkın bilimsel bilgi ile donatılması da.. Harf devrimi de..
Herkesin yurttaş olmasını sağlamak da Toplumsal Demokrasi’nin programıdır. Yani, yurttaşların birey olmasını güçlendirmek, kültürel düzeyini yükseltmek, eleştirel akla sahip olmasının koşullarını sağlamak.. yani üzerindeki dinsel vb baskılara karşı onu dirençli kılmak…
Ekonomik özgürlük, yani çalışabilme özgürlük ve hakkı hem yurttaş olabilmenin hem de Toplumsal Demokrasi’nin varlık sorunudur! Ekonomik bağımsızlık, özgürlük, insanca yaşamın dünya ortalaması düzeyinde gerçekleşmesini hedef alır Toplumsal Demokrasi…
Toprak reformu, Toplumsal Demokrasi’nin zeminidir. Ne yazık ki erken Cumhuriyet demokrasinin bu en önemli altyapısını gerçekleştiremedi; sorunlarımızın en büyük kaynağı. Siyasal demokrasinin güdük kalmaya mahkûmluğunun nedeni! Bugün ise tarım üretimi ve kırsal yaşamı, çağdaş üretim ve yaşam standartlarına ulaştıracak üretim teknolojileri ve bilimsel bilgiyle donatmak belirleyici bu konuda. Günümüzde sürdürülebilir hayatın önemli bir yönü, yüzyıl öncesinin köyden kente göç programlarını teşvik etmek değil, kırsal yaşam ve üretimi çağdaş düzeye yükseltmenin önlemlerini almaktır…
Daha bir sürü konuyu sayabiliriz…
Fakat, bakıyoruz, yandaş “krema” bu konularda sıfır! “Toplumsal Demokrasi” yi geliştirmeden, siyasal demokrasinin çağdaş düzeyde işleyebileceğini sanmak gafletindeler! Üstüne üstlük, AKP’nin her türlü dinsel muhafazakâr politikalarına omuz vererek, Toplumsal Demokrasi’nin önünü kesiyorlar!
***
Bu programın sahibi kim? “Toplumsal Demokrasi” dedim, bunun siyasal yüklenicileri, tarihsel olarak şüphesiz sosyal demokratlar, sosyalistler!
CHP bir sosyal demokrat parti olmalı! Ama seçim zamanlarında sağ elemanları vitrinine koyarak bunu yapamaz.
AKP yandaşı liberal-solcu eskisi bazı demokratlar da, CHP’yi sosyal demokrasiye davet ediyor! Aslında davet ettikleri kimlik sosyal demokrasi değil, Batı’nın bugün artık büyük çoğunlukla yeni liberalliğe terfi etmiş, ABD’ye işgal politikasında omuz veren sosyal demokrat partililik…
“Demokrasi” konusunda, bu yazı bir başlangıç olsun..
Üniversiteler ne yapmalı?
Pek çok üniversiteli, siyasetin, YÖK’ün Cumuhurbaşkanlığı yetkilerinin “yasal” bir oyuncağı olmaktan mutsuz. Oyu, iradesi çöpe atılıyor. Yasal kapana kısılmış hissediyor kendini. Onuru kırılmış.
Haklıdır, ama bu “düzeni” değiştirmek tamamen kendi elinde!
Ne yapmalı, yapılmalı?
Ben üniversitede “sandık demokrasi”sine inanan bir insan değilim. Bu konuda onlarca yazı yazdım. Ama bütün üniversiteyi bugün birleştirecek temel bir yaklaşım, idari özerklik olabilir. Bırakın üniversiteli kendi rektörünü, dekanını seçsin! Siyaset karışmasın!
Bunun önemli bir adımı, kendi adayının ardında sonuna kadar durmaktan tutun, seçimleri boykota kadar varabilir. Öğrenciler, kendilerinin en büyük destekçisi olacaklardır!
Sonraki adım ise, nasıl bir rektör, nasıl bir dekan vb olabilir!
Üniversitelerde geniş tartışma platformları yaratılmazsa, tepkiler ortaya konmazsa, bu “bozuk” siyasal düzen değişmez! Üniversiteli de bu düzenin oyuncağı olarak görülür!


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.