Hüsnü Mahalli - Tarihi Ziyaret
Ağustos 12, 2008 - AKŞAM, HÜSNÜ MAHALLİ
Türk medyasında ve aydınlarında kötü bir alışkanlık var. Her önemli olayı ‘tarihsel’ olarak nitelendirmekten hoşlanıyorlar.
Oysa her gelişme tarihi değere sahip olsaydı bugün belki de tarihin bir anlam ve değeri kalmayacaktı.
Neyse ki; ‘hafıza-i beşer nisyan ile malul’ de insanoğlu gibi tarih de birçok şeyi unutuyor.
Ama Ahmedinecad ve Gül-Erdoğan ikilisi isterlerse bu ziyareti tarihi kılabilirler.
Nasıl mı?
Önce mutlak şekilde birbirlerine güvenmelidirler.
Çünkü güven olmadan konuşulacak ya da üzerinde anlaşma sağlanacak hiçbir konunun ne anlam ne de değeri olmayacaktır.
Örneğin PKK ve PEJAK’a karşı birlikte mücadele etme kararı alan ve bu yönde anlaşma imzalayan her iki taraf birbirine güvenmiyorsa bu mücadele nasıl yürütülecek?
Taraflar Irak ile ilgili politikaları konusunda birbirine kuşku ile yaklaşırsa Irak ve bölgenin güvenlik, istikrar ve esenliği nasıl sağlanacak?
Türkiye’de bazı çevreler ‘Türkiye, İran olmayacak’ türünden klasik söyleminden vazgeçmezse ve İran’ın da Türkiye’deki ‘ılımlı laik İslam’ modelinden endişe duyarsa, ikili ilişkiler nasıl gelişecek?
Her iki ülkede bazı çevreler tarihsel hesaplaşma anılarını unutmuyorsa ne doğalgaz anlaşmalarının ne de ticaretin artırılmasının hiçbir anlamı ve değeri kalmayacaktır.
Oysa herkes bilir ki; Türkiye ve İran bölgenin en önemli iki ülkesidir ve ne İran Türkiye’ye rağmen ne de Türkiye İran’a rağmen bölgede hiçbir planını uygular. Plan denilen şey ise hiçbir zaman ulusal çıkarları kendi başına kapsamamaktadır. Başka bir deyimle ne Türkiye ne de İran kendi ulusal çıkarlarını kollarken bölgedeki herhangi bir ülkenin ya da ülkeler grubunun çıkarlarını gözardı eder ve bu çıkarlara karşı düşmanca davranır.
Özetle ve açık bir ifade ile Türkiye, İran’sız İran da Türkiye’siz olmaz.
Bu gerçeğin her iki ülke liderleri tarafından net bir şekilde anlaşılması gerekmektedir.
Ahmedinecad ve Gül-Erdoğan ikilisi bu gerçeği görüp ona göre davranırlarsa inanıyorum ki yalnızca Türkiye ve İran değil tüm coğrafyamız kazanacak ve yalnız o zaman ziyaret tarihi olacaktır.
Aksi takdirde bu ziyaretin geçmişte gerçekleşen karşılıklı ziyaretlerden hiçbir farkı olmayacaktır.
Oysa bugünün koşulları her iki ülke ve tüm coğrafyamız açısından çok farklıdır. Bu farklılığı ve farklılığın önemini fark edecek ve gereğini yapacak Ahmedinecad ve Gül-Erdoğan ikilisi, hiç kuşkusuz kendileri de tarihe geçecektir.
Bunun da tek koşulu karşılıklı ve tam güven.
Gül-Erdoğan ikilisinin buna hazır olduğuna inanıyorum.
Aynı inancı Ahmedinecad için taşımak istiyorum.
Suriye’den sonra Türkiye ile en üst düzeyde güvenirlik testini geçecek bir Ahmedinecad tüm coğrafyamızda çok büyük bir prestij ve saygınlık elde edecektir. Tahran ancak böyle bir prestij ve saygınlık ile bölgesel politikalarında inandırıcı ve bir o kadar başarılı olacak ve Batı ile gerginliğinde kendine birden çok yandaş bulacaktır.
İşte bu gerçeği bildikleri için İsrail ve ABD, Ahmedinecad’ın Türkiye ziyaretine karşı çıkıyor.
Çünkü ABD ve İsrail bu ziyaretin tarihi olabileceğini sezmişe benziyor ve onun için çok tedirgin.
Daha önceleri de İranlı liderler Türkiye’ye geldi ve Sayın Sezer dahil tüm Türk yetkililer İran’a gitmişti. Ama hiçbir seferinde ABD ve İsrail şimdiki gibi tedirgin ve kızgın değildi. Baksanıza Türkiye’ye bir sömürge ülkesiymiş gibi davranıp Ankara’dan ziyaretin iptalini istiyorlar.
ABD ve İsrail bu tedirginlik ve kızgınlıklarında haklı.
Çünkü bu ziyaret çerçevesinde Ahmedinecad ve Gül-Erdoğan ikilisi arasında ısrarla vurguladığım güven ve dolaysıyla dostluk ilişkileri en üst düzeye çıkarılabilirse bundan böyle ABD, İsrail ve genel olarak Batı, coğrafyamıza yönelik hiçbir planını gerçekleştiremeyecektir.
Çünkü bu ikili yani İran ve Türkiye, Suriye’nin de katılımı ile bölgede birçok sorunun çözümünü sağlayacak ve yeni sorunların önünü kesecektir.
Böylesi yeni bir ortam ise bu coğrafyada yaşamakta olan tüm ulus ve halklar arasındaki düşmanlıkları sonlandıracak sonra da bu coğrafyada birlikte barış, kardeşlik ve esenlik içinde yaşama alışkanlıklarını geliştirecektir.
İşte o zaman İsrail, ABD ve başkalarının coğrafyamızda işi kalmayacak ve olmayacaktır.
Kala kala onların bazı kiralık ve satılmış adamları kalır, onlar da zaman içinde yok olur gider.
Tarih ise onlardan ancak dipnotlarında söz eder.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.