Hüseyin MÜMTAZ - KAFKASYA’DAKİ TENCERENİN KAPAĞI (2)
Ağustos 12, 2008 - HÜSEYİN MÜMTAZ, İLK KURŞUN
Kafkasya’daki tencerenin kapağını dün açmış, kepçe ile içindekileri araştırmaya-anlamaya çalışmıştık.
İçinden önce hepsi birbirinin içinde olan karmaşık bir idarî yapı çıkmıştı.
Ve dün demiştik ki;
“Bu coğrafyada ırklar, diller, dinler ve mezhepler mutlaka başka ülkelerin sınırı içinde birbirlerinin içine geçmiş halde bulunsunlar ki “lüzum hâsıl olduğu zaman” ve -icabı halinde- uygun şekilde –kullanılabilsinler-.
Önce -neden-in ilk bölümü; yani -idari yapı-?
Yaklaşık olarak 324.000 kilometrekarelik Kafkasya’da bugün 3 “bağımsız cumhuriyet”, 7 “özerk cumhuriyet” ve 3 de “özerk bölge” bulunmaktadır”.
Demek ki sırada şimdi “neden”in ikinci bölümü, yâni dini yapı, dil ve etnik kimlikler var.
Yalnız bu arada, “eş zamanlı” olarak Kerkük-Telafer-Güngören’de bombaların patlayıp onlarca kişinin öldüğünü; BTC Boru hattına “paralel” bir BTC demiryolu projesinin hayata geçirilme çalışmalarına başlandığını anımsatmakta fayda var.
Demek ki hangi vesileyle olursa olsun Bakü-Tiflis-Ceyhan “yakınlaşması“ arı kovanına çomak sokuyor.
Birilerinin dalgasına taş atıyor.
Durum son derece ciddi ki BTC boru hattının Refahiye yakınlarında “teknik” patlama oluyor, Osetya bahanesiyle Rus uçakları BTC’yi bombalıyor.
“Tesadüf”, altı gün sonra yine Erzincan Kemah’ta yine BTC yakınlarında mayın patlıyor, 9 şehit veriyoruz.
“Turuncu” Şaakaşvili NATO kaşığı ile çorba içmenin bedelini ağır ödüyor. Yavaş yavaş o da öğrenecek; NATO’nun ancak, “küreselleştirilen” üyeleri istediği zaman değil, “küreselleştiren” üyelerin istediği zaman ve yerde savaşa girilip, “küreselleştirilen” üyelerden asker isteneceğini..
Evet “yaklaşık 324.000 km2.lik Kafkasya’da 3 bağımsız cumhuriyet, 7 özerk cumhuriyet ve 3 özerk bölge” var..
Başka neler var?
Kafkasya milletlerinin tamamı 20’inci YY’da üç genel başlık altında toplanmaktaydı.[1] a)Azerbaycan Türkleri, b)Gürcüler ve c) Ermeniler.
Fakat bölgenin etnik yapısı başka bazı araştırmacılar tarafından dört ayrı grupta incelenmektedir.[2]
a) Türkçe konuşan ve Şii mezhebine mensup olan Azerbaycan Türkleri; b) İndo Germen dil grubunun bir kolunu konuşan ve Hristiyanlığın Gregoryen mezhebine mensup olan Ermeniler; c) İber-Kafkas dili konuşan ve Hristiyan Grek-Ortodoks mezhebine mensup olan Gürcüler; d) İber-Kafkas dili veya Türkçe konuşan çoğunluğu Müslüman olan kavimler, yâni Kuzey Kafkasya milletleri.
Kafkasya’nın Türk ve Müslüman olmayan Hristiyan unsurlarını şöyle sıralayabiliriz; Gürcüler, Ermeniler, Abhazlar. Osetler, Asuriler ve Udinler.
Kafkasya’nın “Türk olmayan” Müslüman unsurları ise, Osetler, Çeçenler, Kabardinler, İnguşlar, Acaralar, bir kısım Abazalar, Çerkezler, Adigeler, Tatlar, Talışlar, Kürtler, Avarlar, Lezgiler, Dargınlar, Laklar, Rutullar, Agular, Sakurlar ve Tabasaranlardır. [3]
Bölgenin nüfus olarak çoğunluğunu meydana getiren Türk grupları da; Azerbaycan Türkleri, Kafkasya Türkmenleri, Kumuk, Karaçay, Balkar Türkleri, Nogay, Kundur, Ahıska Türkleri..[4]
Ya, işte böyle..
Öküz altında, söğüt dalına yuva yapmış manda yavrusu aramaya meraklı olanlar için peşinen ve tekraren söyleyelim; a)Yukarıdaki sınıflandırma Kafkasya için geçerlidir ve b) Yukarıda atıf yapılarak dipnotlarda belirtilen kaynakların tümü toplu halde Tahir Sünbül’ün, ”TARİHİ VE COĞRAFİ AÇIDAN KAFKASYANIN ETNİK YAPISI” adlı makalesinden alınmıştır.. [5]
Nedenleri inceledik, şimdi “niçin”e gelebiliriz.
Bu kadar karmaşık ve iç içe geçmiş Kafkasya’daki tencerenin kapağının açılış sebebi; “enerji”dir.
DEBKAfile adlı internet sitesi, Kafkasları saran savaş ateşinin arkasında Rusya ile ABD ve aralarında İsrail’in de bulunduğu batılı petrol şirketlerinin doğal gaz ve petrol hatlarının kontrolünü ele geçirme mücadelesinin yattığı yorumunu yapmıştır.
ABD Gürcistan’ı batıya, NATO’ya bağlama peşindedir. Moskova Kafkasya’yı arka bahçesi olarak görme eğilimindedir. Enerjinin vanasının elinde olmasını istemektedir.
İsrail, BTC’den akacak gaz ve petrolün Ceyhan’dan İsrail’e kadar uzatılması amacındadır. Kıbrıs’ın Ceyhan’ı gören yüzünde büyük yatırımlara sahiptir. Güçlü bir Yahudi lobisinin bulunduğu Gürcistan’a özel güvenlik şirketleri elemanları aracılığı ile güvenlik desteğinde bulunmaktadır.
Ankara-Tiflis arasında 10 yıldır askeri işbirliği vardır. Helikopter ve gemi yardımı yapılmış, Havaalanı düzenlemesi gerçekleştirilmiş, askeri eğitim anlaşması yapılmıştır.
Ülkenin nüfusunun büyük kısmını (yüzde 83.8) Gürcüler oluşturur. Gürcistan’ın 5 milyonu bulan nüfusu içinde Gürcülerden sonraki en büyük etnik grup Azerilerdir. Etnik dağılım; Azeriler (% 6,5), Ermeniler (% 5,7), Ruslar (% 1,5), Abhazlar ve Osetler şeklindedir. Gürcistan’ın dini kimliğinde dikkat çeken bir nokta var. Gürcistan’da 337 yılında Hıristiyanlık resmi din olarak ilan edildi. Gürcistan nüfusunun büyük çoğunluğu Ortodoks Hıristiyandır (% 81,9). Yüzde 9.9′u ise müslümandır. Asıl çarpıcı olan ise bu ülkedeki Yahudilerdir. Yeryüzündeki en güçlü Yahudi lobisinin de bu ülkede bulunduğu bilinmektedir.
Sarp’ın ötesi Acaristan “Özerk Cumhuriyeti”ne bağlı Batum’dur. Batum’un ve aynı zamanda Acara’nın özerkliği; aynı KKTC gibi Türkiye’nin garantörlüğü altındadır.
Şaşırdınız mı? Öyleyse açın 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşmasının 6’ıncı maddesini okuyun.
16 yıldır söylemekten dilimde tüy bittiği için tekrar yazmayacağım, bulun okuyun..
Demek ki neymiş? Gürcistan’ın (Ve Nahcıvan’ın) sınırları ve toprak bütünlüğü şu veya bu şekilde bozulursa Türkiye de söz sahibiymiş.. Türkiye’nin oluru olmadan Gürcistan’da yaprak kımıldamazmış.
Türkiye’nin milli menfaati için Gürcistan’ın toprak bütünlüğü korunmalıdır. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü korunmalıdır. Irak’ın toprak bütünlüğü korunmalıdır. Rusya Federasyonu’nun toprak bütünlüğü de korunmalıdır.
Şaşıracaksınız ama KKTC’nin toprak bütünlüğü de korunmalıdır. Rum’a her ne isim altında olursa olsun tek karış toprak verilmemelidir.
Dünya dönüyor, Ralph Peters senaryosu devam ediyor.
Dolayısı ile bir noktayı da hatırlatmakta, gözden kaçırmamakta fayda var.
Gürcistan-Osetya bahanesiyle ortalığın karışması; 6 yıl önce “ilk tezkere”nin kabul edilmemiş olmasıyla başka liman ve havaalanlarının yanı sıra Trabzon’u da kullanması engellenen Amerika’nın Samsun-Giresun ve Trabzon limanlarına, Montrö’nün engelleyici kuralları nedeniyle şimdilik devasa, meselâ 1000’er yataklı hastane gemileri yanaştırmasını ve..
Trabzon havalanının, ikmal-tahliye-lojistik ileri üssü olarak kullanılmasını tekrar gündeme getirebilir.
Velhâsılı kelâm;
Küresel “ısınma” böyle devam ederse Türkiye’nin Karadeniz kıyıları da “küreselleştirilmeye” hazır olmalıdır.
İşte son olayların Türkiye’ye etkisi ve tencerenin açılan kapağının altından “şimdilik” görünenler..
57’İNCİ ALAY HERYERDE..
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAY’IN NEFERİYİZ.”


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.