İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Taylan Sorgun - Mustafa Kemal Paşa Ve “Bekirağa Bölüğü”… Mustafa Kemal Paşa, Damat Ferit’in Tutuklattırdığı Ziya Gökalp, Tevfik Rüştü Ve Yunus Nadi…

Ağustos 11, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

“Elveda Rumeli” dizisi oralar bizim vatan topraklarımızdan iken oralardaki Türkleri’in yaşadıkları trajedeyi anlatıyor. Birinci Dünya Savaşı öncesinde elimizden çıkmaya başlayan Vatan toprakları. “…Elveda Rumeli…” O dizisinin jenerik müziğini dinlerken insanın içinin yanmaması mümkün mü? Zamanın emperyalizminin Balkanlar’daki yeni harita çizmeleri siyaseti ile başlayan Türk katliamları. Saray’ın talihsiz, akılsız siyasteleri ve sonunda Elveda Rumeli…TIBBİYELİ MUSTAFA…

O dizideki, Tıbbiyeli Mustafa, Manastır’da “Türk dünyasını savunmaya hazırlananlarca” gönderilmiştir. Çok Tıbbiyeli Mustafalar vardı, benim ailemden de Askeri Tıbbiye’de okuyanlardan bazıları Tıbbiyeli Mustafa gibi oralara gönderilmişler… Onların hayatlarını dinlemişimdir. Oradaki “Vatansever Kaymakam” ile Sütçü Ramis’in çocukları… Hele hele o mavzerle attığını vuran Sütçü’nün kızı… Hepsi ayrı destansı yaşamlar… Türk Yunan Harbi çıkınca Manastır Askeri İdadisi’nde okumaya başlayan Mustafa Kemal’in gönüllü yazılmak istemesi… O dizi bizim o zaman dilimindeki hayatımız…

SÜTÇÜ VE VATAN…

Türk Yunan harbi çıkmıştır. Dizide Sütçü Ramis’in damadı “intikam için” gönüllü yazılmak istediğini söyler. Sütçü, o gün görmüş Türk insanı “…Lazım ise Vatan için harbertmek harbederiz… Lakin intikam için harb olmaz…” derken Türk’ün bir büyük anlayışını ortaya koymaktadır. Bizim yakın tarihimizdeki bütün savaşlarımız “…Vatan sevdasındadır…” Vatan topraklarımız işgal edilince, milletimiz katledilmeye başlayınca cephelere koşmuş bir milletimizdir. Alnımız açık başımız diktir.

ELVEDA RUMELİ…

“Elveda Rumeli” sonrasındaki yıllarda Anadolu’ya da veda etmemizi zamanın emperyalizmi istemişti… Birinci Dünya Savaşı sonunda işgalleri ve o işgal zamanındaki katliamları yaşadık… Çilekeş bir millet… Lakin başı dik ve de inatçı ve de Vatansever millet… Ama, işbirlikçilerin ihanetleri” de yüreğimizdeki acılar. İşbirlikçi her zaman rezildir. Elveda Rumeli dizisinde bir paşanın oğlu vardır. Ahlak düşkünü… Ve lakin Tıbbiyeli Mustafaların elinden kurtulamamıştır sonunda… Ben öylesine yaşananları da yaşayanlardan dinlemişimdir…

MUSTAFA KEMAL VE BEKİRAĞA…

Mondros Mütarekesi Teslimiyet Anlaşması. 30 Ekim 1918… İşbirlikçi Sadrazam Damat Ferit iktidarı zamanıdır. İttihat ve Terakki’nin bütün ileri gelenleri, vatansever yazarlar hepsi tutuklanmış ve Bekirağa bölüğüne kapatılmışlardı. Çünkü, İngilizler de öyle istemişlerdi. Onlarla beraber öteki işgal devletleri… Düvel-i Muazzama Komiserleri… Mustafa Kemal Paşa Toroslar eteklerindeki karargahının dağıtılmasının ardından 13 Kasım 1918 günü İstanbul’a geldi. Ve bir süre sonra Bekirağa Bölüğü’ndeki mahkumları ziyaret etmeye başladı…

VE O GÜN…

Yakın tarih belgesel araştırmalarımı yaparken, Bekirağa Bölüğü Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şadi Bey’i bulmuş günlerce konuşmuştum. Bana o anlatmıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın Bekirağa bölüğü’nü ziyaret günlerinden birisidir. İttihat Ve Terakki’nin Katib-i Umumiyeliği’ne kadar yükselmiş olan Mithat Şükrü Bey ile konuşmakta. Mithat Şükrü şöyle der: “…Bizi yalnız bırakmayacağınızdan emindik. bugün, yarın diye bekliyorduk. Bu acılı durum içinde bize büyük kuvvet verdiniz. Kendi Vatan’ımızda işgalcilerin bizi düşürdükleri hal budur. Bu durumdan kimler müftehir (övünmek) olabileceklerdir. Bilemiyorum…”

“ÇEKİLEN IZDIRAPLAR”…

Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya geçmek için hazırlanmakta. Mithat Şükrü Bey’e şu cevabı verir: “…Sizleri yalnız bırakmam düşünülemez Mithat Bey… İçine düşülen durum için sizinle aynı düşünceleri paylaşıyorum. Yalnız Bunun geçici olduğunu biliniz. Bu çekilen ızdırapların bir gün geride kaldığını hep beraber yaşayacağız…” Mustafa Kemal Paşa dediğini yapmıştır. İttihat ve Terakki’nin Katib-i Umumiliği’ne (Etkin Genel Sekreterlik) kadar yükselmiş olan Mithat Şükrü Bey, Cumhuriyet sonrası milletvekiliğine seçtirilmişti…

VE DAYI MAKSUT…

Mustafa Kemal Paşa Bekirağa Bölüğü ziyaretini bitirmişti. Çıktı. Yanında yaveri de vardı. İki atlı bir faytona bindiler… Faytoncu cephelerde vuruşmuştu. Tanıdı Mustafa Kemal Paşa’yı. Yaver bir ara arkaya baktı. İnzibat Komutanı Yüzbaşı Dayı Mahsut uzaktan uzağa onları izlemekteydi… Mustafa Kemal Paşa böyle koruma işlerine kızardı. Cumhurbaşkanlığı zamanında da hiçbirşeye aldırmadan milletin arasına muhafızsız girmiş dolaşmıştır. Yaver Mustafa Kemal Paşa’ya “…Bizim Dayı Mahsut uzaktan bizi takiptedir…” dedi. Dayı Maksut, Mustafa Kemal Paşa’nın yaverine usulünce haber salmıştı.

BİR ÇEMBER…

Dayı Maksut, İngilizler’in ve Damat Feritçilerin, Mustafa Kemal Paşa’nın aleyhinde konuştuklarını, Zeynelabidin Hocaefendi’nin de sağda solda kepaze konuşmalarını duymuştu. Onun için de Mustafa Kemal Paşa’ya karşı bir hareketi önlemek için hem kendisi Mustafa Kemal Paşa’yı izliyor hem de adamlarına Mustafa Kemal Paşa’nın etrafında geçilmez bir tedbir aldırmıştı. Ama, Mustafa Kemal Paşa bunu bilmiyordu. Çünkü böylesine korunmaları hiç benimsememiştir.

BEKİRAĞA SOHBETLERİ…

İşbirlikçi Sadrazam Damat Ferit’in İngiliz’lerin isteği ile tevkif ettirdiklerinin arasında Tevfik Rüştü Bey de vardı. Bir gece yine tevkif edilenler arasında bulunan, Hüseyin Cahit, Ziya Bey (Gökalp), Tevfik Rüştü, Birinci Ordu Komutanlarından Mahmut Kamil Paşa sohbet ediyorlardı. Mustafa Kemal Paşa Bekirağa Bölüğü’ne gittiğinde Komutan Albay Ali Bey’e “…Arkadaşlarımızı bulundukları yerde görmek istiyorum…” demiş ve koğuşa doğru yürümüştü. Sohbet içindekiler Mustafa Kemal Paşa’yı görünce yerlerinden kalkıp bir ümide koşar gibi yürüdüler.

“BUNDAN EMİNDİK”…

Zamanın önde gelen bu isimleri İttihat ve Terakki mensubu oldukları için tevfik edilmişlerdi. Suçlanmaktadırlar. Tevfik Rüştü Bey, Cumhuriyet kabinelerinde Dışişleri Bakanlığı da yapmıştır. Hepsi birden “Mustafa Kemal Paşa’ya soran gözlerle” bakmaktaydılar. Yüzbaşı Şadi Bey kahveleri söylemişti. Mustafa Kemal Paşa’ya “…Bizi yalnız bırakmayacağınızdan emindik…” diyen eski arkadaşları ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki sohbet bu defa da geç saatlere kadar sürdü. Gazeteci Yunus Nadi Bey’de sohbete katılmıştı.

“BİR ŞEY YAPACAK”…

Mustafa Kemal Paşa gittikten sonra tutuklular kendi aralarında konuşuyorlardı. Yüzbaşı Şadi Bey’e güvendiklerinden O’nun da konuşmaları dinlemesine birşey demediler. Çünkü Yüzbaşı Şadi deneylerden geçmiş, iyi imtihan vermişti. Tutuklulardan Yunus Nadi ile Mithat Şükrü “…Bize öyle geliyor ki, Mustafa Kemal Paşa durmayacaktır. Buna karakteri müsait değildir. Zaten Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya gönderdiği şifrede de bu müzakere şartlarını kabul etmiyorum, kendi karakterime uyanı yapacağım demiş…” diye durumu anlatmıştı. Hepsi birden bunda hemfikir olmuşlardı.

“HESAP SORARIM”…

Mustafa Kemal Paşa’ gitmeden önce Albay Ali Bey’e şunları söyleyecekti: “…Çanakkale’de benim komutam altındaydınız. Buradakiler bizim arkadaşlarımızdır. İsteklerini yerine getirmek icab eder. Eğer burada onlara bir kötülük gelir ise bunun hesabını zamanı gelince sorarım. Sizden bir fenalık beklenmez. Siz de bu arkadaşlara saygı duyanlardansınız. Etrafa dikkat ediniz…” Mustafa Kemal Paşa Bekirağa bölüğünden ayrıldıktan sonra, Damat Ferit de İngilizler de hop oturup hop kalkmışlardı. Ama yapabilecekleri birşey yoktu.

İşte size tarihten bir kesit… İyi pazarlar dostlarım…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS