İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Rıza Zelyut - Kazım Karabekir Paşa’ya komünist suçlaması

Ağustos 11, 2008 - AKŞAM, RIZA ZELYUT

Herkesin herkesi kötü bir şey olmakla suçladığı Türkiye’nin dünü de böyleydi. Suçlama Kurtuluş Savaşı başlarken o kadar ileri gitmişti ki koskoca bir Osmanlı paşası bile Bolşevik gösteriliyordu. Hem de ilk Millet Meclisi’nde… Kazım Karabekir’e yöneltilen bu suçlamanın arkasında neler yatıyordu? Gizli tutanakları okuyunca cevabını buluyoruz.

23 Nisan 1920’de kurulan TBMM’nin karşısındaki sorunlardan biri de Kurtuluş Savaşı’nı başlatanların, İstanbul’daki kukla Osmanlı hükümeti tarafından Bolşevik (komünist) ilan edilmesiydi. İlk Meclis’in açılmasından bir ay kadar sonra İstanbul’a bağlı Bolu Valisi Kadri, Ankara’daki Kuvva-i Milliyeciler’i bakın yayımladığı bildiride nasıl suçluyor: “Ey padişaha, dine, devlete 500 seneden beri sadakati ile dünyayı hayrette bırakmış olan hakiki Müslümanlar! Bolşevik namı altında, 400 senelik din ve devlet düşmanımız olan Moskoflardan çıkmış bir takım eşkıya, vatanı kurtaracağız diye Anadolu’nun siz saf ve namuslu ahalisini aldatarak padişahına isyan bayrağı çekmişlerdir. Bolşeviklik, paranın, malın, emlak ve arazinin; ayak takımı, yersiz, yurtsuz bir takım haydutlar tarafından yağma edilerek; bu haylaz, tembel, cani herifler arasında taksim edilmesi; hiç kimsenin nikahlı karısı olmayıp her kopuğun her kadını istediği gibi kullanması; çocuklar iki yaşına kadar analarının kucağında kaldıktan sonra alınıp umumhanelerde beslenerek anasız ve babasız yetiştirilmesidir ki, ne bir babanın çocuğunu ne bir evladın ana-babasını tanımaması demektir. (…) (Bunlar) Namuslu adamların iltica ettikleri kanunu, hükümeti, padişahı tanımıyorlar. Vatanı kurtaracağız diye bütün Anadolu’yu kasıp kavuruyorlar. Padişahımız esirdir, kurtaracağız diye cebren para ve asker topluyorlar. Padişahımız, ‘bunları asın’ diye ilan etmiş. Şeriat fetvasını vermiş. Her tarafta harekata başlanmak üzere ordular hareket ettirilmiştir. Hükümet kuvvetleri muntazam kollar ile üç noktadan hareket edecek, bunları tepeleyecektir.”

MECLİS’TE BOLŞEVİKLİK TARTIŞILDI

Atatürk ve arkadaşları; Türkiye’yi işgal eden yabancı ordularla mücadele edebilmek için o sıralarda Rusya merkezli olarak kurulan Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler geliştirmeye çabalıyordu. Buna ‘Doğu politikası’ deniliyordu. Sovyetlerle iyi ilişkileri, padişah yanlıları ve Batılı işgalciler görüyor ve propaganda malzemesi olarak kullanıyorlardı. Elbette ki aynı konu Meclis’te de tartışılıyordu. İşte TBMM’nin 9 Mayıs 1920 tarihli gizli oturumu. Bakınız Mustafa Kemal Paşa neler söylüyor:

“Biz Bolşevikliğe ve eylemlerine ve Bolşeviklerden elde edebileceğimiz faydaya ilgisiz değiliz. Bundan dolayı güvenle arz ederim ki Bolşeviklerle birleşme ve katışma (ihtilat) için, hareket ortaklığı için maddi olarak Yürütme Kurulu gereken girişimde bulunmuştur. Yalnız Yürütme Kurulu bu konudaki girişiminde çok tedbirli olmak gereğini kabul etmiştir. Şöyle ki; bir defa varlığımızı korumak, ulusal hedefimizi sağlamak için gerçek dayanağı dışarıda değil, içeride, kendi vicdanımızda bulma ilkesini yürütme kurulu kabul etmiştir. Çünkü kendi gücümüzü göz önünde bulundurmaksızın dışardan, şuradan buradan gelecek kuvvetlere yaslanarak hedef izlersek ve o kuvvetlerden o imdattan yardım da gelmez ise hayal kırıklığına uğrarız. Bunun için önce kendi gücümüze önem veriyoruz. Fakat kendi gücümüze düşmanlarımızın adedinin çokluğunu göz önünde bulundurarak kuvvet katmak vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu suretle ve doğal olarak doğudan gelmesi olası, müspet kuvvetlere değer vereceğiz.

Ancak bu noktada iki yönü birbirinden ayırmak gerekir. Biri, Bolşevik olmak; diğeri Bolşeviklik Rusya’sı ile ittifak etmek. Biz Yürütme Kurulu, Bolşeviklik Rusya’sı ile ittifak etmekten söz ediyoruz. Yoksa Bolşevik olmaktan söz etmiyoruz.”

MUSTAFA SUPHİ OLAYI

Bolşeviklik tartışmaları ilk Meclis’te daha sonra da şiddetle sürüp gitti. Hatta Mustafa Suphi ile kurduğu ilişkiler yüzünden Doğu Orduları Kumandanı Kazım Karabekir Paşa, Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey tarafından açıkça Bolşevik destekçisi olmakla suçlandı. Bunun üzerine hükümet başkanı Mustafa Kemal Paşa kürsüye gelip ilginç açıklamalarda bulundu. Mustafa Suphi olayını da aydınlatan bu konuşmanın bir bölümü şöyle: “Efendiler, vaktiyle Baku’den Mustafa Suphi başkanlığında bir heyetin memlekete gelmek isteğinde bulunduklarından, bunların bu Komünist Parti’sine üye olduklarından bizi bilgilendirmişlerdi. Bu Mustafa Suphi’nin ahlakı hakkında bilgi sahibi olan birçok arkadaşımız var. Erzurum’un sayın halkı bunu en yakın tanıyanlardır. Oysa Mustafa Suphi son zamanlarda ülkemize gelmek üzereydi. Bunlardan bir kısmını kıyı yolu ile göndermişler. Kendisi de Kars üzerinden gelmek istiyordu. Bunu öğrenen Erzurumlular, böyle bir kişinin memlekete girmesinden son derece rahatsız olmuşlar ve ülkeye sokulmaması için girişimlerde bulunmuşlardır. Resmi makamlara başvurdular, bu adam memlekete girerse parçalarız diye. Bolşevik hükümetinin ileri gelenlerinin bizimle olan ilişki ve görüşmelerinde Rusya içinde bu ulusun soysuz, herhalde sersem birtakım evlatları oralarda da serseriliklerini sürdürmüşlerdir. İşte bu serseriler, bir iş yapmak hayaline kapılarak görünüşte ülkemize ve ulusumuza yararlı olmak için Türkiye Komünist Partisi diye bir parti kurmuşlar ve bu partiyi kuranların başında Mustafa Suphi ve benzerleri bulunmaktadır. Bunlar doğrudan doğruya bir vatanseverlik duygusu ile ve bir milli duygu ile değil, benim kanımca belki kendilerine para veren, kendilerini koruyan ve bunları önemseyen Moskova’daki prensip sahiplerine yaranmak için bazı serserice girişimlerde bulunmuşlardır. Bunların girişimi Rus Bolşevizm’ini çeşitli kanallardan ülke içine sokmak olmuştur. Bu suretle memleketimize, milletimize dışarıdan komünizm akımı sokulmaya başlanmıştır.

YERLİ KOMÜNİST PARTİ

Öte yandan efendiler, ülke içinde komünizmin ne olduğunu bilmeyen, fakat bir Bolşevik gücünün bizim için kurtuluş olabileceğini varsayan bir takım insanlar bile, dışarıdan gelen komünizm akımına değinmeden kendiliğinden komünizm örgütü kurmak hevesine düştüler. (…)Hükümet, aydınlatma yolu ile bu akımın önüne geçmeyi düşündüğü sırada, aynı şekilde düşünen birtakım değerli, ahlaklı ve her yönden güvenli arkadaşlar bana gelmişlerdir. Bu kişiler bu bakış açısından ülke ve ulusun çıkarlarına nasıl hizmet edebileceklerini düşünüyorlardı. İşte bu düşüncenin ürünü olmak üzere Ankara’da Komünist Partisi adı altında bir parti kuruldu. (…) Bu parti böylece kurulduktan sonra, Halk İştirakiyyun Partisi adı altında bir parti hükümete başvurmuş bulunuyordu, kuruluş felsefesini bilemem. Benim anladığıma göre, Halk İştirakiyyun Partisi doğrudan doğruya komünizm niteliğini gösteren bir partidir ve burada bulunan Rus elçiliği ile dahi ilişkide bulunuyorlar.”

KAZIM PAŞA’NIN TAVRI

İşte böyle bir ortamda, Kazım Karabekir, Mustafa Suphi ile bağlantı kurar. Meclis’teki bazı milletvekilleri de bu ilişkiyi; Bolşevizm’i Türkiye’ye sokmak gibi göstermeye kalkışır. Cevabı ise Mustafa Kemal Paşa verir.

“Bir defa Mustafa Suphi’ye herkesten önce, Doğu’da Hüseyin Avni Bey’den önce ortaya çıkaran Kâzım Karabekir Paşa’dır. Bu adamın yurda girmesinin zararlı olacağını takdir eden Kâzım Karabekir Paşa’dır ve bunun ülke dışına çıkarılması lazım geleceğini bilen de Karabekir Paşa’dır. Yoksa Erzurum Valiliğimiz değildir. Biz değiliz efendiler. Zekice yaptığı planı herkesten önce gerekenlere veren Karabekir Paşa’dır. Bilmem Bolşeviklere eğilimli imiş, Mustafa Suphi’nin bilmem nesi imiş… Herkesten önce güçlü önlem alan odur. (…) Kazım Paşa’nın Bolşeviklik ve Bolşeviklik hakkındaki tüm düşünceleri ve tüm görüşleri şimdiki ifadelerim ile anlaşılan anlamdadır. Fakat bu sözlerle sizi sınava çekmiştir.”

ERMENİLERİ KOMÜNİST YAPMIŞ

“Ve yine Kazım Paşa, komünistlerle ilişkide bulunanlara karşı komünist görünebilir. Ülke ve ulus için yararlı bir siyasal amaç sağlamak içindir. Gerçekte komünist ve Bolşevik olduğu için değildir. Yine söylediler ki Gümrü’de Kazım Paşa kendi eliyle Ermenileri komünist yaptı. Kazım Paşa ile aramızda bir hafta iletişim oldu. Ermeni sorununun çözümü söz konusu olduğu sırada şunu mu yapalım, bunu mu yapalım diye. Çeşitli çalışmalar söz konusu olduğu zaman, o tartışmalarda bulunmuş olsaydınız, anlardınız ki en faydalı olan şey, zaten komünist olmayan serseri Ermenilere komünist dedirtmek için ve Taşnak varlığını yıkmak için yapmıştır. (…) Bu ulusun, bu milletvekilinden oluşan meclisin maksadı, amacı, politikası kesin olarak budur. Hiçbir zaman, merkezi dışarıda bulunan bir örgütle işbirliği yapamayız. Biz kendi kendimizi yönlendirme ve yönetmeye çalışırız.”

İşte o günler, o günlerin paşaları… Bir de günümüze bakın…

(Kaynak olarak Fark Yayınları’ndan (0312 417 27 30) çıkan 1.TBMM’NİN GİZLİ OTURUMLARINDA ATATÜRK’ÜN KONUŞMALARI isimli kitaptan faydalandık.)

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS