İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

LALE ŞIVGIN - Hz. Muhammed’in kabrini Atatürk korudu

Ağustos 11, 2008 - LALE ŞIVGIN, TERCÜMAN

TÜRKİYE’Yİ kamplaştırmayı, kutuplaştırmayı amaç edinenlerin en çok kullandığı argümanlardan biri laikliğin dini tamamen dışladığı yönündeki yanlış kanıdır. Bu savı güçlendirmek isteyenler çoğu zaman emellerine Atatürk’ü de alet ederler ve derler ki: “Laikliği getiren Atatürk dinden uzaktı” Geçen hafta Avrasya TV’deki Beyin Fırtınası programında Ahmedinecad’ın programına almadığı Anıtkabir ziyaretinden bahsederken, söz döndü dolaştı, Atatürk’e geldi. Program konuklarından 21. ve 22. dönem AKP milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş yayın sırasında öyle bir açılım getirdi ki, bu açılım gündeme damgasını vurdu. Prof. Yalçıntaş, 1930’lu yıllarda Suudilerin Peygamber Efendimiz’in kabrini yıkmak istediğini, bunu önleyen kişinin ise Atatürk olduğunu açıkladı. Prof. Yalçıntaş, Atatürk’ün olayı duyar duymaz Suudilere “Eğer siz resulün bir taşına dokunursanız, biz de aşağıya ineriz” ifadelerinin yer aldığı ağır bir telgraf çektiğini belirtti. Bu telgrafın arşivlerde kayıtlı olduğunu söyleyen Prof. Yalçıntaş, yıkma işleminin Atatürk’ün telgrafıyla durdurulduğunu ifade etti. Atatürk’ün Peygamber Efendimiz’in kabrinin yıkılmaması için gösterdiği çaba çoğu insanı şaşırttı. Çünkü bugüne kadar dayatılan imaj “Atatürk’ün din karşıtı olduğu” yönündeydi. Oysa Prof. Yalçıntaş dayatılan bu imajı bozdu ve gizlenen bir gerçeği aydınlığa kavuşturdu. Şimdi üzerine gidilmesi gereken nokta, bu gerçeğin neden ve kimler tarafından gizlendiğidir. Zira Prof. Yalçıntaş, bu telgrafın arşivlerde bulunmasına rağmen kamuoyuna açıklanmadığını savunuyor. Peki ama Atatürk’ün Peygamber efendimizin kabrini korumak için girişimde bulunması neden gizlenir? Kimler bu gerçeği gizleme gereği duyar? Bu durumun gizlenmesi kimlerin işine gelir?
Program konuklarından Can Ataklı’nın Vatan Gazetesindeki köşesinde Yaşar Nuri Öztürk bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Atatürk’ü din ve İslam dışı göstermek isteyenler elbette bu belgeden rahatsız olacaklardır. Bu nedenle dini siyasete alet edenler emperyalistlerle iş birliği bile yapabiliyor. Dincilerle İslamı reddedenler bu noktada birleşebiliyor” İşte Türkiye’yi çevreleyen garip ittifak ve bizden gizlenen gerçekler. Bu gerçeği ekranlarda milyonlar önünde açıkladığı için Prof. Nevzat Yalçıntaş’a binlerce teşekkürler.
Çözmek isteyene çözüm çok
BİR tarafa Prof. Yalçıntaş’ın tarihin tozlu sayfalarından günümüze taşıdığı bu olayı koyup, diğer tarafa da bugünkü siyasilerin tavırlarını koyduğumuzda günümüz siyasi iktidarına kızmamak elde değil. Türkiye’nin; Ahmedinecad’ın Anıtkabir ziyaretine “teferruat” diyebilen bir dışişlerine mahkum olması gerçekten düşündürücü. Peki Ahmedinecad’ın Anıtkabir ziyaretini by-pass etmek yerine daha uygun bir formül bulunamaz mıydı? Prof. Yalçıntaş, burada da hocalığını yapıyor ve bakın dışişlerine nasıl yol gösteriyor: “Siz bu şekilde bir ziyaret yapmak istemiyorsanız, rahmetli Atatürk’ün aşağıdaki mezarına gidebilirsiniz. Çünkü İranlıların itiraz ettikleri ziyaretin şekli. Mermerin önünde durmak istemiyorlar. Oysa ki Atatürk İslami usüllere göre defnedilmiştir ve mezarı aşağıdadır. Dolayısıyla dışişleri protokolü biraz esnek tutarsa, molla idaresini Anıtkabir’in içindeki aşağıdaki mezara götürebilir.”
Uzun lafın kısası şu: Anıtkabir ziyareti pratik bir formülle İslami ananelere göre çözülebilir. Tabii çözmek isteyen olursa…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS