Taylan Sorgun - “Elveda Rumeli”den Sonra “Elveda KKTC” Mi…?
Ağustos 10, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN
“Elveda Rumeli” denilmişti. Zamanın emperyalizmi Balkan haritaları peşinde koşmuş bunu da sağlamıştır. Elveda Rumeli’nin ardından şimdi bunca yıl sonra bu defa da “…Elveda KKTC mi denilecektir…? TSK’nin yeni komuta kademesinde” görev alan önce KKTC de görev yapmış olması TSK’nin bir başka mesajı olarak da algılanabilir. 1′inci Ordu Komutanlığına getirilen Orgeneral Ergin Sayın da bir NATO toplantısı’nda Kıbrıs Rum Kesimi’nin Ada’nın tek temsilcisi olarak kabul edilmesinin mümkün “olamayacağını” söylemişti. Kıbrıs meselesi yanında Türkiye’nin yaşamaya başladığı, siyasi ve iktisadi sorunlar da her gün artarak sürmektedir.
1- TALAT- HRİSTOFYAS…
KKTC de “…Yes annemciler..”in destekledikleri KKTC Cumhurbaşkanı Talat, ile Kıbrıs Rum Kesimi başı Hristofyas arasındaki görüşmeler sonrası yapılan açıklamalar Kıbrıs’ta, “…Elveda KKTC…” günlerine doğru gidişin işaretleri olmaktadır. KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın açıklamalarında “…Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti…” tanımına da “rastlanmamaktadır” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değerini iyi anlamak gerekmektedir. Eğer bu tarihsel değerin reddine gidilir ise, o zaman Kıbrıs Türkleri’nin de Türkiye’nin de menfaatleri “reddedilmiş” olacaktır.
2- COĞRAFYA BİLE…
Coğrafya bilginleri, araştırmacıları Kıbrıs’ın Anadolu’nun güneyinden kopan bir kara parçası olduğunda hemfikirdirler. Bu kara parçası ile Türkiye arasındaki Yunanistan ile Kıbrıs arasındaki mesafeden çok daha yakındır. Elbette ki, bunun “siyaseten bir gerekçe olması” tartışılabilir bir mesele değildir ama, bunun başka yönleri de vardır, onların dikkate alınması ise şarttır. Siyasi bakımdan da iktisadi bakımdan da üzerinde durulması gerekendir.
3- GİRİT - KIBRIS HATTI…
Girit, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde kaybedilmiştir. Kıbrıs Osmanlı İmparatorluğu’nun “son döneminde” Yıldız Sarayı’ndaki gizli bir pazarlık ile İngilizlere kiraya verilmiştir. Daha önce de belirttiğim gibi, Birinci Dünya Savaşı çıkınca da İngiltere Ada’yı ilhak ettiğini açıklamıştır. 1974 Hareketi sonrasında ise KKTC ile Türk hükümetlerinin tarihsel görevleri ile tarih sahnesindeki yerini almıştır.
4- AKDENİZ’DE HAPSOLUNMAK…
Türkiye’nin KKTC’ye “…Elveda demesi…” Kıbrıs Türklerini Rumların hakim olacakları bir devlet içinde azınlık statüsüne sokacaktır. Bunu artık herkez bilmekte ve kabul etmektedir. “…Elveda KKTC…” denilir ise, bunun ikinci olarak ortaya çıkaracağı sorun, Türkiye’nin Akdeniz’deki menfaatlerinin Kıbrıs- Girit hattı ile önünün kesilmesi olacaktır. Bunun siyasi ve stratejik mahzurları da askeri çevrelerce ifade edilmektedir.
5- LONDRA VE ZÜRİH ANLAŞMASI…
1960 öncesinde Londra ve Zürih anlaşması yapılmıştı. O anlaşma dönemlerini bir gazeteci olarak takip etmişimdir. Anlaşmalar tartışılmıştır, ama, Türkiye’ye kazandırdığı ve KKTC Türklerine temin ettiği menfaatler de vardır. Türkiye’nin “Garantör devlet olarak” öteki garantör devletler, İngiltere ve Yunanistan ile birlikte “Hal icab ettirdiği taktirde” adaya müdahale hakkı doğmuştur. Türkiye’nin 1974 Harekatı öncesinde bu iki devlet bu müdahaleye karşı çıkmışlarıdr. Hatta Washington ve Avrupa Devletleri de karşı olmuşlardır. Ama, Türkiye tarihsel bir adım atarak” Müdahale hakını kullanmıştır. O müdahale hakkı kullanılırken zamanın Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in zamanın Başbakanı Ecevit’e verdiği “…Ayşe tatile çıktı…” parolası tarihteki yerini almıştır.
6- ERBAKAN HAKKI…
Saadet Partisi Lideri Necmettin Erbakan’ı en çok eleştirenlerden olmuşumdur. Erbakan’ın tarihsel hataları da olmuştur. Bütün bunlar halâ tartışılmaktadır. Üzerinde durulması gereken meselelerdendir. O tarihsel hatalar kendi siyasetçiliğine de zarar vermiştir. Ama, Kıbrıs meselesinde Erbakan, Ecevit ile birlikte hareket etmiş, Hükümet içinde Kıbrıs müdahalesini savunmuştur. Hükümet dışında da bunun üzerinde durmuş, hatta daha ileri gidilmesini de istemişti. Erbakan’ın Kıbrıs’a bakışı ile Erbakan partisi içinden çıkmış AKP önde gelenlerinin Kıbrıs’a bakışı arasında Erbakan lehine dağlar kadar farklar vardır.
7- PETROL HATTI…
Geçtiğimiz günlerde de belirtmiştim. KKTC ile Türkiye arasındaki karasularında geniş petrol yatakları bulunduğunu, bundan birkaç yıl önce “önemli kaynaklardan” aldığım bilgilere dayanarak yazmıştım. Bugün Kıbrıs’tan Türkiye’nin koparılmasının arkasında, Kıbrıs’ın Rum hakimiyetinde bir ada devleti haline getirilmek istenilmesinde bu petrol kaynakları da bulunmaktadır. Bu petrol kaynaklarına göz dikişler de vardır. Nitekim Yunanistan öteki deniz sahalarına, Kıbrıs Rum yönetimi şalı altında petrol siyaseti peşindedir de. Avrupa devletlerinin hiçbirisinde ise petrol kaynakları yoktur. İşte Avrupa Birliği’nin Kıbrıs’ı Türkiye’den koparmak telaşında bu kaynaklarında rol oynadığını söylemek mümkündür.
8- MECLİS REHAVETİ…
“KKTC’ye elveda demek” almış başını gitmektedir. Peki, siyaset neyle meşguldür? E ama canım TBMM yaz tatiline girmiştir ya. Değerli milletvekilleri de “yaz tatili rehaveti” içinde midirler acaba? İnsaftır, KKTC’de Türk’lerin “Yes annemciler” dışındakiler, “KKTC tarihe gömülmek istenilmektedir. Yetişin” demektedirler, ama Türkiye’de siyaset genel çizgileri ile suskundur. Bu suskunluk kimi siyasetçilerde, “…Aman medyanın kısmı umumisi, Kıbrıs meselesine karşı çıkarsak bize karşı vaziyet alır…” duygusunu yaratmış ise o zaman siyasetçilerin de iş işten geçtikten sonra konuşma hakları yoktur.
9- HESAP VERİLMEZ…
Bakınız, “KKTC bu suskunluk içinde tarihe gömülür” ise bundan sorumlu olunacaktır. Bunun hesabını da kimse veremez. “…Eeee ne yapalım biz tatilde iken bu işler olmuş bitmiştir…” demek de mazeret değildir, mazeret olması da beklenmemelidir. KKTC’nin tarihe gömülmesi hesabını bugün olmasa da, yarın vermek mümkün değildir. Ama, denilebilecektir ki, “…Canım neler soğuyup gitmiştir, o da soğur ve girder…” Hiç öyle sanılmasın, KKTC’ye elveda demek öyle kolay kolay soğuyacak işlerden, siyasetlerden değildir.
10- BASKICI MEDYA…
“Medyanın kısmı umumisi” Avrupa Birliği’ne kilitlenmiştir. Avrupa Birliği kızmasın da ne olur ise olsun mantığı 1- Kimi ikincicilerde, 2- Kimi yeni Tanzimatsal aydınsallarda, 3- Aman Borsa hoplamaz Borsa zıplamaz’cılar için KKTC onların umurunda mıdır?
Onların derdi, Borsa’nın hoplayıp zıplaması, aman Avrupa Birliği ve Washington kızmasındır. Aaaa ama bakın AB kızdı mı, Washington da kızdı mı onlara göre “…Yandı gülüm keten helvadır…” Fakat sonunda kendileri siyaseten yanacaklardır da farkında değillerdir.
11- TALAT VE TSK…
1 Temmuz 2008 günü KKTC Cumhurbaşkanı Talat ile, Kıbrıs Rum Kesimi başı Hristofyas arasında yapılan müzakerelerin ardından Avrupa’nın Kurier Gazetesi’ndeki bir habere göre, Hristofyas, “…Talat ile birlikte Türk işgaline ve Anavatan’a bağlılığa karşı mücadele ettiklerini…” söylemiştir. KKTC, “…Elveda Rumeli’den…” sonra eğer “…Elveda KKTC olur ise…” bunun hesabını siyaseten de vermek zordur… Peki siyasetin kısmı umumisi KKTC meselesinde neden bu kadar suskundur?


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.