İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

ALİ SİRMEN - 2008 Olimpiyatları

Ağustos 10, 2008 - ALİ SİRMEN, CUMHURİYET

Sevgili,

Cuma günü çoğu kişi gibi ben de, Pekin’de Olimpiyat oyunlarının açılışını izledim. Etkileyiciden öte görkemli açılışın güzel gösterileri bende hiç de fazla bir etki yapmadı.

Belki de uzun sayılabilecek bir yaşamışlığın ve çok görmüşlüğün etkisidir. Çağımızın insanının merakı artsa bile şaşırma duygusu azalıyor.. her şey öylesine hızla gelişiyor ve değişiyor ki, ortada şaşacak bir şey kalmıyor.

Bugünlerde, Sağmalcılar anılarımı yazdığım için 22-25 yıl arası zaman diliminda fazlaca dolaşıyorum. Olayları kafamda bire bir canlandırsam bile o zamanlar içinde bulunduğumuz koşulları tam olarak anımsadığımı söyleyemem.

Örneğin, her gün başına geçtiğim bilgisayar ile o zaman daha tanışmamıştım. Dizüstleri çıkmış mıydı bilmiyorum… Cep telefonuyla da teşerrüf etmemiştik henüz. Var idiyse bile benim bilgi ve kullanım alanıma girmemişti.

Belki de gazeteci arkadaşlarımızdan birinin yapacağı, yirmi beş yıl önce olmayanlar ve olması futurologlar, ya da bilim adamları tarafından değil ama gelişmiş bir ülkenin ortalama insanı tarafından düşünülemeyenler konusunda bir araştırma şaşırma duygumuzu yitirmiş olan bizleri çok şaşırtacak, sık sık kendi kendimize şunları söylememize neden olacaktır:

- Hayret.. demek bu da yokmuş o zaman, ne tuhaf.. bunun olabileceğini bile akla getirememişiz.

***

Evet teknolojik gelişmenin hızı baş döndürücü. Bu gelişme karşısındaiyi mi oluyor, kötü mü?demenin bir anlamı yok. Teknolojiye karşı durmak anlamsız, onun getirdiği olanaklara karşı direnemeyiz.

Teknolojinin bize kötü gelen kimi sonuçlarını, onun bizatihi kendisinde değil, nasıl ve hangi amaca yönelik olarak kullanılmış olmasında aramalıyız.

Olimpiyatların, teknolojinin de katkısıyla, yalnızca bir gösteri şölenine dönüşmesi 2008 ile başlamadı. Uzun bir süredir sporun her türlüsü (tabii sağlıklı yaşam için yapılan ve gösteri amacı taşımayanlar hariç) Show - Business’in bir parçası. Ve bu gösteri dünyası büyük reklam gelirlerini, büyük sanayi yatırımlarını beraberinde taşıyor.

Olimpiyatların açılışlarında belki daha bir süre ülkelerin bayrakları dalgalanacak, derece alanların ülkelerinin marşları çalınacaktır.

Ama görüntüye kanmayalım. Artık o bayraklar gittikçe önemsizleşen simgeler haline gelmeye başladılar. Asıl dalgalanan bayraklar, şu anda görünmeyen, çağımızın gerçek büyük güçleri olan şirketlerin bayraklarıdır.

Anımsayacaksın, 2008 Olimpiyatları’na İstanbul da adaydı ve her zaman olduğu gibi adaylığımızın gerçekleşeceğine çok iyimser bakmaktaydık.

***

Bilmiyorum, 2008 organizasyonu ne kadar başarılı olacak, onu yaşayarak göreceğiz. Ama açılış törenleri sırasında kendi kendime İstanbulun adaylığı kabul edilmiş olsaydı, acaba bu düzeyde bir organizasyonu yapabilir miydik?diye düşündüm ve doğrusu kolaylıkla tabiiyanıtını veremedim.

Çin’in Olimpiyatları almasının arkasında, büyük politik ve ekonomik gücünden daha önemli olarak, dünyanın birçok, her biri devletlerden büyük şirketinin yatırım alanı olması yatıyor.

Bu arada bir ülkede Olimpiyatların yapılabilmesi için şart olarak öne sürülen koşulların önemli bir bölümünün Çin’de bulunmamasının kimseyi fazla rahatsız etmediğini belirtmek gerek.

21. yüzyılın demokrasi ölçütleri, artık, ülkelerin devasa sermayenin istekleri doğrultusunda hareket edebilmelerinde, büyük ekonomik düzenle bütünleşebilme yeteneklerinde, teknoloji üretmek değil teknolojiyi kullanma yetilerinde düğümleniyor.

Bu büyük düzen içinde, dünyanın her yerinde, bütün insanların aynı programları izlerken, aynı markaları tükettikleri ortamı yaratan etkenler arasında Olimpiyatlar ve benzeri gösteriler ön sırada yer alıyorlar.

Böyle bir dünya güzel bir dünya mıdır, değil midir.. burada karar bireyin kendisine kalmıştır. Tabii burada Ortada üretim ve tüketim makinesi olmanın ve kendisine sunulanı aval aval seyretmenin dışında özgürlüğü olan bir birey kaldı mı?” diye sorabilirsin.

Cuma günü Pekin Olimpiyatları’nın açılış törenlerini izlerken aklıma Orwell’in Korkunç 1984ü geldi ve kendi kendime,

- Hoş geldin 1984! dedim.

Sonra güldüm.. 2008’de 1984’e varmak, işte modernlik ile çağdaşlaşma bu olmalıydı.

Tutuculuğumdanutandım!

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS