İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

SABAHATTİN İSMAİL - Şanlı Erenköy direnişi, Türkiye′nin ilk fiili müdahalesi ve Erenköy′ün iskana açılması

Ağustos 09, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN

Şanlı Erenköy direnişinin 44. Yıldönümünü olan bugünlerde şehitlerimizi saygıyla gazilerimizi şükranla anarken, o günleri bir kez daha anımsamakta ve nereden nereye geldiğimizi değerlendirmekte yarar vardır.
1964 yılı içinde Rum saldırılarının yoğunlaşması ile birlikte daha güvenli savunma yapmak için Erenköy merkez olmak üzere Süleymaniye, Alevkaya, Bozdağ, Mansura ve Erenköy′den oluşan bir Türk kantonu oluşturulmuştu..
Nitekim, EOKA çeteleri bu kantonu işgal etmek için 1964 yılı Nisan ayından itibaren düzensiz saldırılara başladılar. Ne ki gördükleri şiddetli direnç yüzünden bu saldırıları başarıya ulaşmamıştı.
Bu arada yüreği vatan sevgisi ile çarpan ve adanın dört bir yanında devam eden direnişe katılmak isteyen İngiltere ve Türkiye′de yüksek öğrenimde bulunan Kıbrıslı Türk gençler de, Türkiye′de gördükleri kısa süreli silah eğitiminden sonra 40-50 kişilik gruplar halinde önceleri sandallar, daha sonraları ise hücumbotlar aracılığı ile Erenköy bölgesine çıkarak köylülerin oluşturduğu ve TMT′nin örgütlediği savunma cephesine katılmaya başlamıştı.
Diğer yandan Erenköylü balıkçılar ise, başta Vehbi-Celal Mahmutoğlu kardeşler olmak üzere, küçük sandalları ile ANAMUR′a giderek, silah ve cephane getirmekteydiler…. Bu silah getirme işine TMT sözlüğünde BEREKET, silah getirenlere de BEREKETÇİ denmekteydi.
Getirilen silahlar gizli olarak tüm adadaki direniş ve savunma yuvalarına dağıtılmaktaydı. Denebilir ki Türk Halkının saldırılar karşısında yok olmamasının en büyük etkeni, Erenköy′lü balıkçıların getirdiği bu silahlardı.
Bu arada 9 Haziran 1964′de adaya gelen Grivas, Nisan ve Mayıs ayları boyunca süren saldırılarla bir sonuç alamayan Rum-Yunan birliklerinin başına geçti ve Yunan Genel Kurmayı tarafından Başkomutanlığa atandı. Grivas′ın ilk hedefi, önemli bir köprübaşı olarak gördüğü Erenköy bölgesini ele geçirmek ve oradaki Türkleri denize dökmekti…
Grivas, ilk olarak 5 Ağustos′da Mansura ve Bozdağ′a, ardından Selçuklu ve Alevkaya′ya saldırdı. 10 binin üzerinde bir kuvvetle tank ve topçu desteği ile gerçekleşen ve denizden de hücumbotların topları ile desteklenen saldırılar sonucu, bu köyler düştü, mücahitler ise Erenköy′e çekildi. 30 km.′lik bir cepheyi savunan 500 üniversiteli ile 200 köylü mücahit, Erenköy′de son savunmayı yaparken, 8 Ağustos′da Türk Hava Kuvvetleri sınırlı bir polis harekatı gerçekleştirdi. Bu harekat, saldırıları durdurmayınca operasyon 9 Ağustos′da da devam etti. Sonuçta Rum Yunan ordusu, ateş-kesi kabul etti, ancak işgal ettikleri bölgelerden de geri çekilmediler. Bölge köylerinden göç eden Halk ve 500 mücahit çekildikleri son savunma hattında sıkışıp kaldı…
Türkiye′nin bu harekatı, Kıbrıs′ta gerçekleştirdiği 3. fiili müdahaledir…( Birinci müdahale 25 Aralık′ta Türk Hava Kuvvetleri′ne ait jetlerin Rum saldırılarını durdurmak için Lefkoşa üzerinde alçaktan uçmaları şeklinde gerçekleşmişti. 2. Müdahale Türk Alayı′nın kampını terk ederek Ortaköy-Gönyeli hattına çekilmesi ve Girne yolunu savunmak için mevzilenmesiydi.)

TÜRKİYE′NİN İLK FİİLİ MÜDAHALESİ
Türk Hava Kuvvetleri′nin bu müdahalesi, Rum liderliğine, Enosis′in gerçekleştirilmesine Türkiye′nin izin vermeyeceğine dair kesin bir ihtar oldu. Ve bu direniş Enosis canavarına vurulan İLK HANÇER oldu. Olayın en önemli yanı ise, Türk köylerine yapılan saldırıları izleyen BM Güvenlik Konseyi′nin derhal toplanarak Türkiye′ye “Dur” çağrısı yapmasıydı.
Rum saldırıları sürerken onlara “Dur” çağrısı yapma gereğini duymayan BM′nin bu tutumu, tarafsız davranmadıklarının ve Türk halkının güvenliğini sağlayamayacağının kanıtıydı. Bugün AB çatısı altında bulunan Avrupa ülkeleri ise Rum saldırılarını ve Türk Halkına uygulanan soy kırımı sadece seyretmekte yetinirken, bu saldırıları durdurmak için harekete geçmek isteyen Türkiye′ye durdurmak amacıyla her türlü baskıyı yapmaktaydı
İşte bugün ” Türk ordusu çekilsin, BM ve AB garantisi en büyük güvencedir…Garantörlüğe gerek yok” diyenler bunlardır…Kıbrıs Türk Halkı bu Rum sevdalılarına nasıl güvenebilir?
Kıbrıs Türk Halkı o karanlık günlerden bugünkü aydınlık, huzur ve güvenlik dolu günlere gelmiştir…Bunun teminatı bağımsız-egemen devletimizdir…Bugün tasfiye edilmek istenen KKTC′dir…Güvenliğimizi sağlayan Türk ordusu ve GKK′dır…O nedenle Erenköy direnişinin 44. Yıldönümü olan bugün, KKTC′nin, egemenliğimizin ve Türk ordusunun aramızda olmasının ne anlama geldiğini bir kez daha düşünelim ve  değerini bilelim…
Birçok şehidin verildiği şanlı Erenköy direnişinin detayları orta sayfamızda Aydın Akkurt′un seri yazısında ayrıntılı olarak anlatıldığı için daha fazla uzatmak istemiyorum…Bu vesileyle bugün asıl üzerinde durmak istediğim bundan 4 yıl kadar önce gündeme getirdiğim Erenköy′ün sivil iskana açılması konusudur…

ERENKÖY SİVİL İSKAN AÇILMALI
24 Nisan 2004′de başlayan serbest geçişlere birlikte, Türk mücahidinin güvenlik çemberindeki Erenköy′ün, iskana açılması imkanı doğmuştur. Eğer Pirgo-Yeşilırmak yolu açılacaksa, Erenköy′e  direk karayolu ulaşımı mümkün hale gelecektir…
Gerek Erenköylü vatandaşlar, gerekse bölge Halkı hükümetin bir an önce bu konuyu değerlendirmesini istemektedir. Bunun olmaması için hiçbir neden ve hiçbir sakınca görülmemektedir. Tam aksi, Erenköy′ün yerleşime açılmasının getireceği bir sürü yarar sıralanabilir…
Bildiğimiz kadarı ile Erenköy′ün 1975′de boşaltılmasına karar verilmesinin nedeni, karayolu ile gidiş-geliş imkanının olmaması ve orada yaşayan insanlarımızın adeta mahsur durumda kalması idi.
Daha sonraki yıllarda Erenköy Mücahitler Derneği, köyün mücahitlik puanları karşılığı kendilerine verilmesini ve orayı yazlık dinlenme-tatil yeri olarak kullanmayı istemişti.
Ne ki ulaşım güçlüğü nedeniyle bu talep de geri çevrilmişti.
Oysa şimdi Pirgo-Yeşilırmak yolunun açılmasının gündeme gelmesi ile bütün bu sorunlar ortadan kalkmıştır. Günebakan sınır kapısının açılması halinde Erenköy′e günün her saatinde kara yoluyla gidiş-geliş imkanı doğacaktır. Zaten Erenköy ile Yeşilırmak arasındaki Pirgo köyü Rumları da Günebakan sınır kapısının açılmasını talep ettiklerine göre, Erenköy′e ulaşıma bir engel çıkarmaları söz konusu değildir.
Böylece, Erenköylüler köylerini ziyaret etme, evlerini tamir edip orada tatil amaçlı yerleşme, köye canlılık getirme, balıkçılık yapma, ekonomiye ve aile bütçelerine katkı sağlayabilme imkanına kavuşmuş olacaklardır.
Hükümet, Erenköylülerin ulusal mücadelede gösterdikleri büyük özveriye karşılık, şimdi oturdukları konutları geri talep etmeden, zaten yıkılmış olan eski evlerini, mülkiyeti devlette kalmak üzere yazlık tatil amaçlı kullanım için onlara vermelidir.
İlaveten, isteyen herkesin günü birlik Erenköy′e gidip plajından yararlanmasına izin verilmelidir…
Bu, aynı zamanda Erenköy′ün Rum′a terk edilmeyeceği mesajını da tüm dünyaya verecektir. Günebakan sınır kapısının açılmasıyla birlikte orada görevli askerlerimizin ailelerinin de kara yoluyla asker evlatlarının ziyaretine gidebilmeleri, okulların köye tarih dersi amaçlı ziyaretler yapması, şehitliğin günü birlik ziyaretleri mümkün olacaktır.
Günebakan kapısının açılmasıyla Erenköy, pansiyon, çadır, karavan tatili için bulunmaz bir yer haline de gelebilir.
Böylece oradaki mücahitlerimiz halkımızla bütünleşip yalnızlıktan kurtulabilir, moralleri daha da yükseltilebilir.
Günebakan sınır kapısının açılması halinde, Yeşilırmak da bir alış veriş merkezi olarak canlanacaktır.
Bu bağlamda, Günebakan sınır kapısının açılmasına karşılık, 1964′den beri boş bulunan civardaki Ömerli, Selçuklu, Yağmuralan, Mansura, gibi köylerin de Türk Halkının yerleşimine açılması gündeme getirilmelidir…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS