İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Rıza Zelyut - ‘Mustafa Kemal’in Ordusu’ndan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne

Ağustos 08, 2008 - AKŞAM, RIZA ZELYUT

CHP ile TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) tepe komutası arasında patlayan tartışmanın niteliğini doğru anlamak için ordunun nereden nereye geldiğini iyi bilmek ve süreci de doğru değerlendirmek gerekiyor.
1919′larda başlatılan Türkiye’yi işgalcilerden kurtarma mücadelesi; yeniden bir ordu yaratılarak başarılmıştır. Yani; Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları var olan Osmanlı ordusunu da karşılarına alarak halkın gönüllülük biçiminde yer aldığı yeni bir ordu yaratmışlardır. Bu ordu; ‘vatan-millet-din-devlet-hilafet’ kavramları çerçevesi içinde şekillenmiştir. Zamanla; bu ordu ile hilafeti ve padişahlığı temsil eden Osmanlı ordusu karşı karşıya gelmişlerdir. Böylece; Mustafa Kemal’in ordusu; dine bağlı ama padişaha ve halifeye karşı bir yapıda şekillenmiştir. Bu zihniyetin varacağı nokta, yönetimin tek kişiye (padişaha) bağlı olmaktan kurtarılması idi. Cumhuriyet de zorunluluğun sonucu getirilmiş bir sistemdir.
Halkın oluşturduğu; Mustafa Kemal Paşa’nın tartışmasız başkumandan kabul edildiği bu ordu; aynı zamanda cumhuriyetten sonra devreye sokulan devrimlerin de ilk uygulayıcısı, koruyucusu oldu. Mustafa Kemal’in ordusu; onun başında bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi ile uyumlu biçimde yürüyordu. Bu ordu; sovyetler Birliği’ni en önemli müttefik olarak görmekteydi.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Truman Doktrini ile; Türkiye’nin dünyadaki konumlanışı değiştirildi. Böylece Türk ordusu, Mustafa Kemal’in yerleştirdiği tarafsız sahadan çıkartılıp Amerikan bölgesine geçirildi. Bu süreç Demokrat Parti (1950-60) döneminde hızlandırıldı. 29 Mayıs 1960 İhtilali de bu sürecin bir parçası oldu.
12 Mart 1971′de yapılan darbe ise Mustafa Kemal’in ordusunu; NATO emrindeki bir silahlı kuvvet haline getirdi. Bu durum, 12 Eylül 1980 asker darbesi ile iyice pekiştirildi.
Yani; artık Mustafa Kemal’in ordusu Türk silahlı Kuvvetleri adı altında yepyeni bir kimliğe çevrilmişti. Bu kimlik; ABD çıkarlarına uyumlu kimlikti. Türkiye’deki sol hareket, antiemperyalist nitelikli olduğundan ABD karşıtlığı biçiminde ortaya konuluyordu. Böyle olunca da TSK; sola karşı olmayı, varlığının bir nedeni haline getirmişti.
Bu duruş; aynı zamanda sol hareketlerin karşısında olan siyasal, kültürel hareketleri hoş görme, onları besleme biçiminde de kuvvetlendirildi. TSK; 1980 darbesiyle artık Türkiye’nin gerçek yöneticisi olmuş; ülkenin geleceğini şekillendiren tek güç haline gelmişti. Elbette ki artık ordu içinde milliyetçi ve toplumcu zihniyetin barınması imkansız hale getirilmişti. Bugün, Atatürk gibi, ‘Türk olmak, övüncümdür!’ sözünü açıkça söyleyerek genelkurmayın merdivenlerini kazasız belasız çıkan bir subay olduğunu da sanmıyorum.

TSK, MİLLİ GÖRÜŞÇÜDÜR
Mustafa Kemal’in ordusu kesinlikle antiemperyalist iken TSK bugün emperyalist sistemin askeri örgütünün (NATO) bir parçasıdır. Bu üyelik Türk ordusunun elinin kolunun bağlanması, ABD yörüngesine sokulması demektir. ABD; Türkiye’de milliyetçileri ve solcuları devredışı bırakma planlarını 1960′ların başlarından itibaren çalıştırmaya başlamış; bunun için TSK’yı kullanmıştır. 1971 darbesinden ve 80 darbesinden sonra Milli Görüş denilen hareketin yandaşlarına hiç dokunulmamış; sonunda bunlar iktidara getirilerek Türkiye onlara bırakılmıştır. Bu yüzden TSK; özü itibariyle Milli Görüşçü bir kurum olarak nitelendirilebilinir.

BÜYÜKANIT AKP’YE ÇALIŞTI
Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt; sanki AKP’ye karşı imiş gibi pazarlanarak TSK’nın başına getirildi. Büyükanıt, yaptığı açıklamalarla, özellikle de 27 Nisan 2007′de yayımladığı o geceyarısı bildirisiyle AKP’nin oylarının artmasını sağladı. Bu milletin, peygambere şiddetle bağlı olduğunu çobanlar bile bilirken; o bildiride ‘Kutlu Doğum Haftası’nın adının verilerek eleştirilmesi, MHP’ye, DP’ye ve başka partilere gidebilecek muhafazakar oyların AKP’ye akmasına sebep oldu. Sayın Büyükanıt; hükümetin daha sonra fırça atmak biçimindeki açıklamasına da cevap veremeyerek, kamuoyunda, ‘Bakın AKP askeri bile yola getirdi, çok güçlü!’ diye imaj kazanmasına yol açtı.
Bunlar, planlı işlerdir…
Artık; TSK; Milli Görüş’ün ordu içinde de etkinleşip dal budak salmasını sineye çekecek konuma gelmiştir. F Tipi örgütlenme denilen Fethullahçıların orduya sızma girişimleri, sanki durmuşmuş gibi YAŞ’tan bu konuda bir karar çıkmamış olması da bunun en açık kanıtlarından birisidir.
Bu nedenle; TSK üst kademesi; bu tür eleştirileri düşman işi göstermek; CHP’ye saldırmak yerine, nasıl bir ağır askeri bürokrasi oluşturduklarını; Mustafa Kemal’in ordusu ile bugünkü TSK’nın yapısını bir araştırsın da tartışmaya daha sonra devam edelim.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS