MUSTAFA BALBAY - Gül’ün Adı: AKP…
Ağustos 08, 2008 - CUMHURİYET, MUSTAFA BALBAY
AKP davasının sonuçlanmasının ardından kamuoyunda döne döne yanıtı aranan soru şuydu: AKP, bu kararı iyi okuyup gerekli dersleri çıkarır mı?
İyimser olanlar şöyle düşündü:
Kesinlikle çıkarır. Bu kararın ötesi - berisi yok, mesajı açık; parti, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmuştur, direkten dönmüştür. AKP, zor da olsa merkeze daha yakın bir çizgi izleyecektir.
Kötümser olanların değerlendirmesi de şöyleydi:
Bugüne kadar nasıl yürüdülerse aynen devam ederler. Daha da radikalleşirlerse, şaşırmamak gerekir.
Biz, iyimserlik - kötümserlik duygularını bir kenara koyalım; olana bakalım…
Anayasa Mahkemesi AKP davasını kabul edip etmemeyi tartışırken şu sorunun yanıtı en uzun süreyi almıştı:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu davanın kapsamında olmalı mı, olmamalı mı?
Sonuçta 7-4 olması yönünde karar çıktı. Bu durum, mahkeme tarafından yukarıda aktardığımız açıklık içinde kamuoyuna anlatıldı.
Düz mantıkla bakarsak; mahkeme kararı Gül’ü de bağlıyor!
Girişte sorduğumuz sorunun en güzel yanıtını Gül verdi. Rektör atamalarında en tartışmalı üniversitelerde tartışmasız biçimde “taraf” oldu. Nirengi noktası Akdeniz Üniversitesi’ydi. Gül, bir bakıma, “ilk hedefim Akdeniz’dir” deyip kendi çizgisinde olan bir kişiyi atadı!
Zaten YÖK ilk tırpanı atmıştı, arkasını da Gül getirmiş oldu.
YÖK’ün temmuz başında yaptığı budama şöyle algılanmıştı:
Gül, tepki çekecek adımlar atmak istemedi. Bu nedenle gerçek listenin YÖK’te yapılmasını sağladı. Kendi önüne gelen listede fazla oynama yapmayacak, “ben önüme gelene baktım” diyecek. YÖK’ten giden liste sıralaması fazla değişmeyebilir.
Öyle olmadı… Gül de YÖK’ün ardından “bu da benden” dedi.
Dicle Üniversitesi’nde de daha önce AKP’den milletvekilliğine soyunmuş bir kişinin atanması, Akdeniz’i tamamlamış oldu.
Doğal olarak pek çok kişinin aklına şu soru gelebilir:
Kardeşim siz Gül’ü, YÖK’ü eleştiriyorsunuz ama, zamanında 10. Cumhurbaşkanı Sezer de öyle davranmamış mıydı?
Görünüm olarak evet, ama içerik olarak hayır!
Sezer’in üniversitelere bakışı şuydu:
Bu kurumlara siyaset girmemeli. Rektör atamalarında da siyasete açıkça bulaşmış, örneğin aday olmuş kişiler öne çıkmamalı. Ben, Türkiye’nin geleneksel çağdaşlık yürüyüşünden yana tarafım. Atamaları da bu yönde yaparım.
Oysa Gül, taraflılığını ne bilim, ne devlet; salt AKP’den yana koyuyor… En azından rektör atamalarında gördüğümüz tablo bu.
Gül’ün yanı sıra AKP’nin ve akıl köşelerinin tavrı bu.
Bize göre bu yol da türbanı çözmeyecek.
Gül’ün açtığı bu gidiş dengelenebilir mi?
Öğretim üyelerinin yer yer gösterdiği çıkışlar, tek tek yanan ışıklar gibi görünüyor…
Gün, üniversitelerin gerçek bilim yuvası olmasını isteyenlerin sesini yükseltme günü…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.