Rıza Zelyut - Gelin uzlaşalım
Ağustos 07, 2008 - AKŞAM, RIZA ZELYUT
Türkiye bu sene yangın yeri oldu. Antalya günler boyu yandı.
Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kurtulmuş yüreğimize su serpti.
-Avrupa’da her yıl ormanların yüzde 5′i-10′u yanıyor. Bizde ise binde 40′ı… Avrupa’dan iyi durumdayız.
Bu çok yetenekli müdürümüzün dediğine göre, 10 yıl içinde Avrupa’da orman kalmayacak…
Yüreğimizi böyle soğutuyor.
Bu açıklamaya Avrupa dağlarındaki çamlar kahkahalar atarak cevap veriyor.
Müdür bey, her başarısız memur gibi övünmek için kendisini Avrupa’dan üstün göstermeye uğraşırken bir iş daha yapıyor: Yangını soğutuyor.
Soğutma demek; kalan ateş parçalarını söndürmek ve toprağın sıcaklığını düşürmek…
ALLAH’IN İPİ Mİ AB’NİN İPİ Mİ?
Anayasa Mahkemesi de Başbakan Tayyip Erdoğan’a, ‘Yürü aslanım, kim tutar seni!’ dedi ya…
Piyasaya hemen siyaset genel müdürleri çıktılar; yangını soğutmaya uğraşıyorlar.
Bunlar; AKP’ye akıl vermeye kalkışan çokbilmişler.
Önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e çıktılar.
‘Soft power’ Abdullah Gül, orman genel müdürü gibi, siyaset meydanındaki yangın yerini soğutmaya çalışıyor.
Bunu yaparken de aslında küllenmiş közleri hafiften hafiften üfürüyor.
-Kıbrıs’ta çözümsüzlük çözüm değildir… Biz Kıbrıs’ı Avrupa’ya verdik gitti! Bunu kabul etsinler ki uzlaşma doğsun.’
Yıllardır kim diyordu bunu? AKP Lideri Tayyip Erdoğan…
Demekki Cumhurbaşkanı Gül, AKP’nin Çankaya’daki sesidir…
Uzlaşmak demek AKP’nin dediklerini kabul etmek…
Ormanın kıyısındaki bir közü daha üflüyor:
-Avrupa Birliği’nin ipine sarılalım!
Benim gibi Muhammedi Müslümanlar bu sözü duyunca irkiliyorlar.
-Ne demek Avrupa Birliği’nin ipi…
Biz onu; ‘Allah’ın ipi’ olarak biliyorduk.
Gökten yere doğru uzanan insancıl, ahlaksal, imansal kurallar; yani Kuran…
Açın kutsal kitabımız Kuran’a bakın. Al-i İmran suresi’nin 103. ayeti…
Başımızdakiler şimdi benim gibi Muhammedi Müslümanlara diyorlar ki:
Bırakın Allah’ın ipini de Avrupa Birliği’nin ipine bağlanın… Bağlanın ki uzlaşalım…
Hem vallah, hem billah bunda uzlaşmam…
Ben adı güzel kendi güzel Muhammet’ten vaz geçmem.
Ne demişti Pir Sultan dede: ‘Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan!’
Ve böyle uzlaşma istemem…
Biliyorum ki böyle uzlaşmaya can atan insan çok…
İşte bizim suçladıkladrımız bunlar.
Müslümanlık örtüsüne bürünüp de AB’nin ipine yapışmak olur mu?
AB’nin ipinin Vatikan’da Papalar tarafından örüldüğünü bilmeyen mi var…
Allah’ın ipini bırak papaların ipine tutun…
Sonra da cumalarda gösteriş yap…
Böylelerinin başına ne geleceğini merak ediyor musunuz?
O zaman açın kutsal kitabımızı da Maun suresini şöyle bir okuyun.
Merak etmeyin, kısadır ve çok anlaşılırdır.
Vay onların haline…
VEREREK UZLAŞMAK
Son Osmanlı padişahı Vahdettin, Avrupalı ne istediyse vermişti.
Onun başbakanı Damat Ferit, vermişti.
Şeyhülislam Dürrizade, Allah adına vermişti…
Gazeteci bakan Ali Kemal vermişti…
Böylece; Osman Bey’in kurduğu devleti, onun son torunu Vahdettin parçalara ayırtmış, bize de işgale açık Orta Anadolu’da bir bölge kalmıştı.
Açın Sevr Antlaşması’nın haritasına bir bakın.
İngilizler o zaman dünyanın egemeni ya…
Bunlar Vahdettin’i, Damat Ferit’i, Ali Kemal’i dinadamı Dürrizade Abdullah’ı çok seviyorlardı.
Çünkü, Vahdettin evet demişti.
Damat Ferit evet demişti.
Ali Kemal evet demişti.
Müminlerin başı es-seyd Dürrizade Abdullah evet demişti.
Lakin paşalar durmuş, düşünmüşler; hayır demeye karar vermişlerdi.
İçlerinden bir Mustafa çıkmış; ilk Mustafa gibi aleme çekidüzen verecek bayrak çekmişti.
Bu millet yeni Mustafa’sını da bulacaktır…
(CUMHURBAŞKANI GÜL’E TEŞEKKÜR: Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü’ne Atatürkçü, çağdaş, laik dünya görüşünü savunan ve türban dayatmasına karşı çıkan Üniversitelerarası Kurul başkanı Prof. Mustafa Akaydın’ı atamayarak bizi yanıltmadığınız için…)


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.