Ceyhun Balcı - Öznel ile Nesnel
Ağustos 07, 2008 - CEYHUN BALCI, İLK KURŞUN
Suçla orantılı yaptırımı uygulamasa da, Anayasa Mahkemesi’nin “iddianame”yi haklı çıkartan “odak olma” saptaması tartışıladursun!
Yaşam bu konudaki kafa karışıklıklarını gidermeye yetecek veriler sunmayı sürdürüyor.
Bu verilerin değeri algılanabildikleri ve buna bağlı olarak da gerekleri yerine getirildiği ölçüde artacak!
Yüksek mahkemenin kararı sayesinde Hindistan’a göç etme zahmetinden kurtulan modacı Cemil İpekçi övgü dizmeyi sürdürüyor. Köktendinci değillermiş, buna karşılık muhafazakâr oldukları söylenebilirmiş. Hızını alamayan modacımız kendisi aracalığıyla sosyalleştiklerini de eklemeyi unutmuyor. Bu savının kanıtı olarak da onların davetlerine erkek arkadaşı ile katılabilmesini gösteriyor. Bu arada, Atatürk’ten bile “ayrıntı” olarak sözedildiği günümüzde, eğer ayrıntı sayılmazsa Cemil İpekçi’nin kamu kaynaklı işler karşılığında “paralandığını” da eklemekte yarar var!
Yaşamın sunduğu verilerden söz etmiştik ya!
Tam da Cemil İpekçi’nin sözlerinden bir kaç saat sonra akşam izlediğim bir haber bu kez onu yalanlar nitelikteydi.
İstanbul’da tek başına yaşayan ve evinde yaşamını yitiren bir eski film oyuncusunun öyküsündeki ayrıntı “muhafazakâr” ile “köktendinci” arasındaki farkı fazlasıyla ortaya koymaktaydı.
Evinde yaşamını yitiren bu yalnız kadının cenazesini kaldırmaya gelen belediye görevlisinin kameralara aldırmaksızın söyledikleri fazlaca söze ve yazıya gerek bırakmayacak kadar yalın ve öğreticiydi!
“Kadın cenazesi” olduğu için bir erkek olarak dokunamayacağını, günaha giremeyeceğini anlatırken, “kadın cenazesi” için kadınların yardımcı olması gerektiğini söyleyen görevli her nedense beni hiç şaşırtmadı. Ama bu şaşırmayışın beni ürküttüğünü de eklemeliyim. Bir bakıma böylesi söylemlere sıkça tanıklık ediyor oluştan kaynaklanan “alışma” belirtisi de olma olasılığından söz ediyorum.
“Tehlikenin farkında mısınız?” sorusunun çarpıcı bir kurgu ile birleştirilerek yöneltilmesi bile yeterince uyaramamıştı toplumu!
Biri öznel saptama diğeri de yaşanmışlık olan iki olgu günümüz Türkiye’sindeki çelişkileri, tehlikeleri ve önü alınması gereken gidişleri bu denli iyi ortaya koyabilirdi.
Bir yanda “öznel” diğer yanda da gerçekliğe dayanan “nesnel”in doğrunun, iyinin ve tehlikelinin daha iyi algılanabilmesi için sunduğu fırsatın değeri yadsınabilir mi?
Elbette, bu fırsatın değeri de algı düzeyi ile doğru orantılı bir şekilde artacaktır!
Tersi durumda ise zerre kadar önemi de anlamı da kalmayacaktır…
Ceyhun Balcı
İlk Kurşun


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.