Nilgün Cerrahoğlu - Demokrasi Zaferi (II)
Ağustos 04, 2008 - CUMHURİYET
Cumhuriyet’in titiz, birikimli, dikkatli okurları var.
Dün böyle bir okurdan bir mektup aldım…
Anayasa Mahkemesi kararını Türkiye’de “demokrasi zaferi” ilan eden yurtdışı kaynaklı yorumları konu alan son yazıma cevap olarak yazılmış…
Simon Tisdall’ın Guardian’daki “Demokrasi Zaferi” makalesinden hareketle; yazarın kendi okurlarını ikna etmekten aciz kaldığını söylemiş, gazetenin internet baskısında “Demokrasinin zaferi mi? Hangi demokrasi? ‘Economist’ daha yeni Türk demokrasisini ‘hybrid regime’ (ara rejim) kategorisinde değerlendirmedi mi?” şeklinde uzayıp giden okur tepkilerini buna örnek vermiştim.
“Cumhuriyet” kadar sıkı bir “Guardian” takipçisi olan okurumuz; oturup, Tisdall’ın “bir haftalık mesaisinin” envanterini çıkarmış…
Bu da işte dört dörtlük “küresel okur örneği”…
“(Tisdall) 30 Temmuz’da Türk demokrasisinin zaferini kutlayıp bir ‘Ohh!..’ çektikten sonra” diyor okurumuz gönderdiği e-postada:
“Hemen atlayıp Rusya’ya geçmiş ve 31 Temmuz’da komşumuzun saldırgan savunma yatırımlarını açığa çıkartmış (‘The Bear is Back’). Türkiye’ye gelirken yol üstüdür deyip, 23 Temmuz’da Sırbistan’ı yazmış (Karaciç!). 24 Temmuz’da hızını kesemeyip Irak’a atlamış (‘Back to the Future in Iraq and Afghanistan’). Oradan ver elini Çin demiş, 28 Temmuz’da oraların hallerini dile getirmiş (‘China’s New Nationalism..’). 29 Temmuz’da tornistan edip Sudan’a geçmiş. 30 Temmuz, nihayet döner kebap ve imambayıldı günü olmuş!”
İngiliz gazeteciliği nerden nereye?
Tisdall “küresel gazeteciliğe” tipik örnek…
“Seksen Günde Devriâlem!” gibi bir şey bu.
Seksen gün filan değil üstelik; her yerde, her zaman hazır ve nazır bu yeni gazetecilik anlayışının yerkürenin yarısını bağlayan o iddialı “ufuk turu” hepi topu bir haftacığa sığdırılıyor.
O diyar senin, bu diyar benim bol keseden ahkâm kesen küresel gazetecimiz bizzat uçağa atlayıp bu ülkeleri dolaşsa, “jet lag”den gözünü açamaz.
Saat farkı, dil değişimi, kur değişimi derken nerde olduğunu anlamaz.
Londra’daki salıncaklı koltuğundan “Ee dün Türkiye’yi yazdık, bugün de Çin’e uzanalım!” diye güne başlıyorsa durum daha vahim…
TV karşısında maç haberi yazan, maç bitmeden gazeteye haber geçen spor muhabirliğinden ne farkı var bunun?
Ciddiye aldığımız İngiliz gazeteciliğinin şu geldiği yere bakın.
“Ne var bunda şaşacak? Masabaşı gazeteciliği bizde de yok mu?” diyenleriniz çıkacak eminim…
Var tabii. Hep oldu. Ama standartları itibarıyla yalnız Türkiye’de değil, Kıta Avrupası’nda gıptayla bakılan İngiliz basınının, babadan kalma “masabaşı düzeyine” inmiş olması çok ilginç.
‘Bu bir küreselleşme darbesi!’
“İngiliz usulü gazetecilik” yakından tanıdığım İtalyan basınında örneğin, nerdeyse “Kutup yıldızı” gibi gösterilen bir efsanedir.
“İtalyan medyası, İngiliz basınının objektif kriterlerini ne zaman yakalayacak?” türünden okuduğum yazıların haddi hesabı yok…
İngiliz basınını bu kadar yücelten İtalyan medyasında halbuki böyle şey hiç görmedim.
Dış dünyayı izleyen “uzman yazar” kategorisinde Adriyatik’ten Japon Denizi’ne uzanan devasa bir coğrafyada -hem bir haftada- kalem oynatan tek imza tanımıyorum.
İngiltere gibi özgür, objektif, bağımsız basın ve “demokrasi beşiği” bir ülkeden bahsediyoruz…
O İngiltere ki, Kırım savaşında uygar dünyayı “dış muhabirlikle” tanıştırmış…
“Küresel medyacılığın” bu efsanevi gazeteciliği sürüklediği yer bu.
Leyla Tavşanoğlu’nun dün Cumhuriyet’te Süheyl Batum’la yaptığı söyleşiyi bu bağlamda mutlaka okumalısınız.
Ne diyor Batum: “Küresel bir darbe süreci yaşıyoruz. Bunu sadece biz yaşamıyoruz. Rusya, Malezya, Gürcistan, Ukrayna, İtalya, Fransa yaşadı. Ülkelerin kendi koşullarına göre bu darbelerin boyutları, araçları, uzantıları farklı oldu. Olaylara tek tek baktığınızda inanılmaz gibi geliyor… O Avrupa ve ABD ki (vakti zamanında!) Yeltsin’i alkışladı. ‘Aferin, demokrasiyi kuracaksın’ dediler. Hangi demokrasiyi? Demek ki burada ilke filan yok. Amaç küreselleşmenin iletişim ve ekonomik alandan siyasal, hukuk alanına taşınmasıdır. Türkiye’de de bu yapılıyor.”
Nasıl yapılıyor bu? İşte böyle: Simon Tisdall’ler eliyle…
Yaşasın “küresel demokraslerin zaferi”!
Nilgün Cerrahoğlu
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.