İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Kırmızı Değirmen’e Gittim!…-Ahmet EROĞLU

Ağustos 04, 2008 - AHMET EROĞLU

Şehrin reklam panolarında ki;
“Haydi Kırmızı Değirmen’e gidelim.” yazısı ben de hem bir merak uyandırmış; hem de Nicole Kidman ve Ewan Mc Gregor’un “Kırmızı Değirmen” adlı muhteşem filmini anımsatmıştı.
Hepiniz bilirsiniz, öyle filmler vardır ki bir kere izledikten sonra, ya bir şarkısı dilden dile dolaşır; ya da bir sahnesi silinmesi olanaksız derin izler bırakarak belleklere kazınır…
Hep o filmi tekrar tekrar izlemek ister insan; hem de hiç bıkmadan ve hiç usanmadan; her seferinde algı ve duygu dünyasında farklı tadlar duyumsayarak…
Kırmızı Değirmen filmi de bu türdendi…
***
Bir süredir şehrin reklam panolarında, gözüm;
“Haydi Kırmızı Değirmen’e gidelim.” yazısına takılıyordu.
Ve o anda, bu yazı, beni o filme kaçırıyordu!…
Derken bir süre sonra reklam panolarında ki kırmızı değirmen logolu bu yazı değişti.
Kırmızı Değirmen;
“Et, Kahvaltı, Eğlence ve Dinlence Mekanınız” adlı slogana dönüştü.
Yer Gözne yolundaydı.
İçimden;
“Şehrin cehennem sıcağından, görüntü ve gürültü kirliliğİnden kaçarak 1000 metre rakıma 15 dakikada çıkmalı, bir sabah kahvaltısına ya da bir akşam yemeğine Kırmızı Değirmen’e gitmeli…” diye geçirdim.
Ama bir sorun vardı;
Bir süredir yeni Gözne yolu kapalıydı.
Tozlu-dumanlı, çakıllı-taşlı tali yol ise çekilir gibi değildi!
***
Sevgili dostum Alper Güven aradı;
“Hocam bir süredir kapalı olan yeni Gözne yolu açıldı. Gazeteci arkadaşlarla birlikte sizi “Kırmızı Değirmen’e” bekliyorum.” Dedi.
Oh be!
Demek bizi 15 dakikada 1000 metre rakıma çıkarıveren yeni asvalt yol açılmıştı.
Bu haber sevindiriciydi!
Hafta sonu bir program yapmalı, gelmek isteyen gazeteci arkadaşlarla Kırmızı Değirmen’e çıkmalıydık.
Aynen öyle yaptık.
Cemiyet Başkanımız Ahmet Ünal’ın çabalarıyla, bir gurup gazeteci arkadaş, hep birlikte geçtiğimiz cumartesi akşamı Gözne’deydik.
Kırmızı Değirmen’deydik…
Bu güzel mekanı, görkemli güzelliği nasıl anlatsam ki?
15 dakika önce Mersin’in yakıcı Ağustos sıcağı bunaltırken insanı, 15 dakika sonra doğanın doyumsuz kucağı canlandırıverdi insanı.
Doğanın dokusuyla uyumlu herşey; sandalyeler, masalar, elde örülmüş kamış sepetlerin içine yerleştirilmiş lambalar…
Yukarıdan aşağıya inen kademeli görüntü havuzları, en üstteki havuzun içinde suyun şiddetiyle dönen kırmızı değirmen, şarıl, şarıl su sesi…
Çocuklar için düşünülmüş “çocuk oyun bahçesi”…
Püfür püfür esen yel…
Önümüzde yemyeşil derin vadi; arkamızda dere…
Mersin karşımda; uzatsam ellerimi sanki avuçlarımın içine alırım bütün Mersin’i…
Akdenizin mavisi, gökyüzünün mavisine karışmış…
Bu tanımsız ve doyumsuz görüntüler eşliğinde damak tadı unutulmaz yemekler ve bir kadeh kırmızı şarap…
İşte yaşamak buna derler!
Belli ki duyarlı doğasever eller el atmış, nakış nakış işlemiş Kırmızı Değirmen’i…
Neyse…
Yazmak çok yoksul kalıyor yaşamanın yanında!
Bence mutlaka gelin!
Görün!
Yaşayın Kırmızı Değirmen’i…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS