İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Cumhurbaşkanı Gül Ve Siyaset-Taylan Sorgun

Ağustos 04, 2008 - Genel

Cumhurbaşkanı Gül Ve Siyaset- Liberal Anayasacılık- İktidarı Kurtarmak…

Kimse kendisini kandırmasın AKP’nin siyasetinde değişecek bir şey olmadığı görülecektir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün meslekdaşımız Hasan Cemal’e yaptığı açıklamalar da şimdi bir anayasa değişikliğinin gündeme geleceğini göstermektedir.

Nitekim, AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ yaptığı açıklamada Anayasa Mahkemesi’nin “herkese mesaj verdiğini” söylemiştir. Bozdağ, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç’ın kararı açıklanırken ilk söylediklerine dayanmaktadır. Hatırlanırsa Anayasa Mahkemesi kararının açıklanması sırasında Kılıç’ın söylediklerinin AKP tarafından toptan bir anayasa değişikliği yapılmasını gündeme taşıyacağını ertesi günü bu sütunda belirlemiştik.

1- KKTC GİDİYOR AMA…

Cumhurbaşkanı Gül yaptığı açıklamada herkesin özeleştiriye ve empatiye ihtiyacı olduğunu söylemiştir. AKP’nin siyasetinden sanki herkes sorumluymuş gibi bir açıklamadır bu. Şimdi Türkiye toptan bir anayasa değişikliği peşine taktırılacaktır. Ama bu arada KKTC tarihe gömülmek üzeredir. Washington ve Brüksel’in açıklamaları da KIbrıs’ta Talat ile Hristofyas arasındaki ilişkiden ve mutabakatlardan memnuniyet ortaya koymaktadır. Oysa Kıbrıs Türklerini “Yes annemciler” lobisinin dışındakiler “imdat” istemektedirler.

2- KÖYLÜ PERİŞAN AMA…

Köylü, Türk tarımı perişandır ama, buna kim bakacaktır? Toptan bir anayasa değişikliği peşinde Türkiye sürüklenip gidecektir. Türk tarımı yabancı tarım ürünleri istilasını yaşamaktadır? Ama sanki anayasa toptan değişir ise bu sorunlar da çözülecek, ortalık, köylü güllük gülistanlık içinde yaşayacaktır. Türk milli tarımı artık yoktur. Ama bu çöküş gündemde var mıdır? Arayınız ki bulasınız. Ama şimdi “Toptan bir anayasa değişikliği” Türk tarımı üzerine de şal olarak örtülmüş olacaktır.

3- EMEKLİSİ İŞÇİSİ…

Gündeme toptan bir anayasa değişikliği sokulmaktadır. Peki sürünmekte olan emeklinin, işçinin, memurun, esnafın içine düştüğü durumdan kimse söz etmekte midir? Etmektedir diyen varsa beri gelsin. Ama canım işte toptan bir anayasa değişikliği yapılacak ve ortalık sanki güllük gülistanlık olacaktır. Emekli sürünmekten, esnaf kepenk kapatmaktan sanki kurtulacaktır. 

4- TOPRAK SATIŞLARI…

Kapitülasyonlar dönemindeki Maadin Nizamnamesi’ne benzer kanun tarihsel hatalar ile TBMM’den muhalefet partileri CHP ve MHP’nin itirazlarına rağmen geçirilmiştir. Fakat, Anayasa bunun daha da genişlemesine mani olmaktadır. Eh, toptan bir anayasa değişikliğinde bu mani de ortadan kaldırılır ise işte o zaman “tiko paraya satışların önü daha çok açılacaktır” Zaten yeni kapitülasyon kanunları tarihsel hatalar ile peş peşe gelmektedir. İtirazlar ise bir netice vermemektedir. Şimdi iş kalmıştır anayasa değişikliği ile son engelleri de ortadan kaldırmaya. 5- BİRAZ DA EYALETÇİLİK…

Anayasa’nın toptan değişmesi talebi Anayasa Mahkemesi’nin kararının açıklanmasının ardından Brüksel’den gelivermiştir. Brüksel’in istediği anayasa, milli devlet, ulus devlet, üniter yapının bozulmasını da kapsamaktadır. Onların derdi “teröre siyasi çözüm” başlığı altında “eyaletçilik, özerklik kokan” bir anayasa esasıdır. Hatırlanır ise AKP siyasi iktidarı yerel yönetimler ile ilgili bir kanunu tarihsel bir hata ile TBMM’den geçirmişti ama, o zaman Cumhurbaşkanı olan Sayın Sezer bu kanunu “…Anayasa’da olmayan bir idare şekli detirilmektedir” gerekçesi ile veto etmişti.

6- GÜL VE SEFERBERLİK…

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül meslekdaşımız Hasan Cemal’e yaptığı açıklamada, “AB hedefine kararlılıkla sarılmak gerekmektedir. Parça parça reform süreci olmaz. Türkiye’yi AB hedefine kitleyerek topyekün reform sürecine sokmak” gerektiğini söylemiştir. Topyekün sürecine kilitlenmek de çağdaşlaşmanın önünü açacakmış. Türkiye’de çağdaşlaşmanın önü Cumhuriyet ile açılmıştır. Ama kimileri kimi siyasi hareketler o çağdaşlaşmayı tıkamanın gayretine düşmüşlerdir. Şimdi çağdaşlaşmayı AB sürecine bağlamak , sanki Cumhuriyet’in çağdaşlaşmanın önünü açtığını bir yana koymak demek değil midir?

7- KİM KİMİ YORDU?…

Cumhurbaşkanı Gül Türkiye’nin yorulduğunu söylemektedir. Peki Türkiye’yi kim yormuştur. O yorgunluk var ise bunun tek sorumlusu siyasi iktidar değil midir? Siyasi iktidarın uygulamaları, Anayasa Mahkemesi’nin kararı o yorgunluğun nedenini ortaya koymamış mıdır? Koymuştur, ama şimdi o yorgunculuğa ortak aranmaktadır. Cumhurbaşkanı Gül’ün açıklamaları ile siyasi iktidar çevrelerinden Anayasa Mahkemesi Kararı sonrasında yapılan açıklamalara bakılır ise öyle görülmektedir ki, Türkiye daha uzun zaman yorulacaktır. 8- ASIL YORULAN…

Doğrudur, Türkiye yorulmuştur. Ama Türk köylüsü, tarımcısı, esnafı, memuru, işçisi, yoksulu zaten yorgundur. Milli endüstri ise tarihsel hatalı “illa da yabancılaşmak” siyaseti ile zaten havlu atmaktadır. Söylenebilir mi ki, milli endüstride bir yükseliş vardır… Eldeki milli endüstri kaynakları da bir bir elden çıkmakta yabancılaşmaktadır. Bu yabancılaşma sonunda “tam bir müstemleke iktisadiyatını” gerektirecektir. Zaten tarihsel hatalar ile “Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki kapitülasyon benzeri kanunlar” ardı ardına gelmektedir.

9- ÇOOK LİBERALLER…

Bu arada “…Çoook liberallerin çoook liberal anayasacılıkları…” da ortaya çıkmaya devam etmektedir. O çoook liberal anayasa Brüksel’in istediği anayasadır. O çoook liberal anayasanın neler getireceği de şimdiden ortadadır. Görülecektir ki, TBMM’nin tatili bitince “milletin gerçek sorunları” yerine o çoook liberal Anayasa tartışmaları öne çıkarılmaya çalışılacaktır. Zaten şimdiden de öyledir.

10- ANAYASA YEMEK…

Esnaf perişan, emekli sürünmekte, işçisi memuru esnafı perişan, tarımı çökmüş bir Türkiye de milli endüstrisi bitmekte olan bir Türkiye’de herhalde insanlar yemek sofralarında “o çook liberal anayasayı yiyerek karınlarını doyuracakladır. Ye Mehmet ye… E ama tuzları çok kurumuş olanların öyle bir dertleri var mıdır ki? Onların derdi “daha çok entelleşmektir.” 11- TARİHİ SORUMLULUK…

Şimdi siyaset tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Bunun da başında Kıbrıs meselesi gelmektedir. KKTC gömülmek üzeredir. TBMM tatile gitmiştir. Bu arada KKTC’de görüşmeler sürmekte Talat ile Hristofyas’ın Washington ve Brüksel talepleri doğrultusunda yaptıkları ön anlaşmalara karşı siyasi iktidarda bir sessizlik görülmektedir. Daha doğrusu siyasi iktidar işi Talat-Hristofyas anlaşmasına bırakmıştır. Tabii siyaset bütünü ile Kıbrıs meselesinden sorumludur. Hafta başı itibariyle vaziyet-i umumi böyledir. Bakalım neler yaşanacaktır?

12- SORUMLU ARAMAK…

Şimdi, AKP’yi savunmak telaşında olanlar, Anayasa Mahkemesi kararı ardından Anayasa Mahkemesi’nin AKP ile ilgili kararına ortak arar hale gelmişlerdir. Nerede ise AKP masum ilan edilecek. AKP siyasetlerine karşı çıkanlar mahkum edileceklerdir. Yeni anayasa talepleri de bu siyaseti kapsamaktadır. AKP siyasi iktidarını beraat ettirmek isteyenler neredeyse suçu “Anayasa”ya atmak siyasetine daha açık olarak başlamışlardır

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS