İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

METİN ÖZKAN - Lütfen uzlaşın artık!

Ağustos 02, 2008 - METİN ÖZKAN, TERCÜMAN

AKP hakkında 4.5 ay önce başlatılan kapatma davasını Anayasa Mahkemesi çarşamba akşamı sonlandırdı.
AKP’nin “laikliğe karşı odak olduğu” saptamasının yapıldığı karar, oy oranlarındaki dağılım sonucu Hazine yardımının yarısının kesilmesi ile sonuçlandırıldı.
Yani AKP kapatılmadı; ama ihtar edildi.
Kararın açıklanmasından sonra görüş belirten Başbakan Erdoğan şunları söyledi:
“Türkiye’nin bir daha böyle bir ortama sürüklenmemesi için siyasiler başta olmak üzere herkese, her kesime, her kuruma sorumluluklar düşmektedir. Biz AKP olarak bu sorumlulukla hareket etmeye devam edeceğiz. Önceliğimiz toplumsal barışımızı güçlendirmektir. Her türlü ayrımcılığa karşı milletimizi siyasi tercihi bizden yana olsun olmasın, bir bütün olarak kucaklamayı sürdüreceğimizden hiç kimse kuşku duymasın.”
Son yıllarda en sık duyduğunuz kelime “uzlaşma.”
Atılan her adımda AKP, CHP, MHP, DTP ve DSP’nin ortak söylemi “uzlaşma.”
TSK, rektörler, medya, hukuk çevreleri, sivil toplum örgütleri de aynı şeyi söylüyor “uzlaşma.”
Bu kadar “uzlaşma” isteyen var da neden her zaman kriz oluyor, neden hiç uzlaşılmıyor?
Balık baştan kokuyor
Oysa fotoğrafın karelerine baktığımızda ülkede en çok özlemini duyduğumuz şeyin “uzlaşma” olduğunu görmemek için insanın hem gözünün hem de yüreğinin kör olması gerekiyor.
Bugünün Türkiye’sinde çeşitli açılardan taraf sayılabilecek belki yüzlerce kesim vardır.
Hatta her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını bir taraf kabul edersek, en az 30 milyon taraf vardır.
Onun içinde uzlaşmayı hiçbir alanda tam manası ile uygulayabilmiş değiliz.
Din, dil, siyaset, edebiyat, saygı, sevgi (vs)…
Bu denli kalabalık tarafların uzlaşması, uzlaşabilse bile korunması güç olacağından, uzlaşma ihtiyacına yol açan nedenlerin başında ülkeyi yönetenlerin geldiğini söyleyebiliriz.
Hani bir söz vardır “balık baştan kokar” diye.
Balığın baştan kokmaması için önce yönetenlerin uzlaşması, sonra da bu uzlaşmayı topluma yayması gerekir.
Artık hepimiz biliyoruz…
Karşıt tutumlar içinde bulunan tarafları korkutarak, tehdit ederek ya da benzeri zorlama yollarını kullanarak uzlaşmanın sağlanamaz. Bu durumda olsa olsa kutuplaşma daha da keskinleşir.
Milletçe uzlaşmaya ihtiyacımız var!
UzlaŞma denilen şey nedir?
Tahammül ve hoşgörü uzlaşma değildir.
Taraflar tek taraflı ya da belki karşılıklı olarak bazı şeyleri görmezlikten gelebilir; ya da ‘kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez’ taktiği izleyebilirler ki bu da uzlaşma değildir.
Uzlaşma, insanların anlaşmazlık konusu olan sorunları tartışmak üzere bir araya gelmesidir.
Uzlaşma, insanlara sorunlarını halletmek için güvenilir ve tarafsız bir konuşma ortamı verir.
Kaybedilecek bir şey yoktur.
Dünya genelinde yapılan bir araştırma diyor ki; “Uzlaşmaların yüzde 80′den fazlası bir anlaşmaya varılarak sonuçlanır.”
Çünkü insanlar uzlaşı ortamında kendi kararlarını verirler ve bu nedenle sonuçlarına daha sadık kalırlarmış.
Öyle veya böyle artık uzlaşma zamanı diyorum.
Fırsat bu fırsat diyorum.
Ve herkesin şapkasını önüne koyup birkez daha düşünmesi gerekir diyorum.
Ünlü düşünür Max M. Kampelman’ın da dediği gibi…
“Bir diyalog iki monologdan daha iyidir.”

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS