İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Arzu Kök - ANKARA-İZMİR ORTAOYUNU: SU

Ağustos 01, 2008 - İLK KURŞUN

      Dikkatinizi çekiyor mu bilmem. Ama farkettiniz mi bilmiyorum, son günlerin Ergenekon ve kapatma davalarından sonra gelen en önemli gündem maddesi; Su. Ankara Büyükşhir Belediyesi çerçevesinde başayı, İmir’e kadar uzanan bir tartışma söz konusu. Ve bu tartışma bir anlamda Hükümet ile İmir Büyükşhir Belediyesi arasıda da bir kapımaya dönüşmüş durumdadır. “Hangi suda ne kadar arsenik var?”, Bu arseniğn ne kadarızararlı” soruları soruluyor, tartışılıyor ve de vatandaşın aklına binbir düşünce getiriliyor.

Durum böyle iken Hükümetin Koca koca” bakanları bir anlamda su üzerinden İmir’i “düşrmek” adına ellerinden geleni yapmaya çalışır bir görünüm sergilemektedir. Zira şimdiye kadar, kolera, vb salgılar çıtııda, “bu sorun onları sorunu” diye iş belediyelere yıan Sağı Bakanı işİmir’e geldiğinde birden “otoritesini hatıladı nedense. Su gündeme geldiğnde, mutlaka tasarruf lazı” demekten başa lafıolmayanlar, birden kimyager kesildi. Ama tabii ki tartışmanın görünen kısmının da ötesi olduğu gözlenmektedir.Yani tartışma aslında basit bir AKP-CHP belediye kapımasıı da ötesinde görünmektedir.

Su; tüm canlıların olmazsa olmaz yaşam kaynağıdır. Susuz bir yaşam asla düşünülemez. Bu anlamda da suyun, özellikle de sağılıbir suyun gereği ortada olan bir gerçektir. Ama küresel ısınmanın da etkisiyle su, dünyada sıılıkaynaklara sahip değerli bir nesne haline dönüşmüştür. Üstelik de, dünyaya hakim olan küresel politikaların suya da el attığı gün gibi ortadaolan bir gerçektir. Açıkçası su, doğl bir ihtiyaç olmaktan çıarıı, bir metaya dönüşürülmek istenmektedir. Suyun bulunması miktarıkadar temiz olması da önemlidir. Bu anlamda da suyun hastalı yapıımikroorganizmalar kadar, son günlerde çok popüler hale gelen arsenik ve diğr kimyasal maddelerden temizlenmesi gerekmektedir. Zira bu maddeler, bu maddeler, kıa ve daha çok da uzun vadede insanlarda kansere kadar varan bir dizi sağı sorununa yol açabilme özelliğine sahiptirler. Dolayııyla, suyun temiz olması temiz koşllarda taşnı insanlara ulaşıımasıson derece önem arzetmektedir. Tarihin ilk dönemlerinden beri toplumlar bu süreci kamusal organizasyon ve sorumluluklarla gerçekleşirmişlerdir. Ta ki, 80′li yılara kadar.

Dünyada neoliberalizmin yükselişdönemi ile birlikte, suyun da metalaşıımasıile ilgili politikalar gündeme gelmişir. Bu politikaları başında ise Dünya Bankasıgelmektedir. Fransa’da suyun özelleşirilmesi örneğnden yola çııarak, bir dünya modeli oluşurmaya girişlmiş ve durum Dünya Bankasını bir numaralı eğlimi olmuşur. Kamunun su hizmetlerinden giderek elini çekmesi, ama kamu güvencesinde, iş özel şrketlere devretmesi biçiminde özetlenebilecek bu politika, dünya ölçeğndeki su şrketlerinin dünya su kaynaklarııyönetebilmesinin önünü açma amacına hizmet eder gibi görünmektedir. Fransa’dan sonra, değşk ülkelerde mantık korunarak farklımodeller uygulanmıştır. Böylece de suyun da petrol gibi egemen sınıfların eline geçmesinin önü açılmıştır.

Türkiye’de bu anlamda bir politika uygulamaya koyulmuştur ne yazık ki. İmit, Antalya, Çeşe-Alaçatı vb yapılan su özelleşirmeleri, Türkiye belediyelerinin bu konuda dünyaya entegrasyonunun başrıı(!) örnekleri olarak gözümüze çarpmaktadır. Özellikle 1980 sonrasıyasalarda yapılan bir dizi değşklikle, su konusunda belediyeler kendi dertleri ile başbaş bıakılmış,  dı kredi kullanmaya yönlendirilmiş ve bu sonucun önü büyük oranda açılmıştır. Belediyelerin merkezi yönetimlerin desteğnden yoksun bıakıması ve de belediye hizmetlerinin birbirlerinden koparıarak parçalanması bu sürecin hızını arttıran etkenler olmuşlardır.

Uzmanların göre, Türkiye su özelleşirmesinde önce Fransı modelini denemiş şmdi giderek İgiliz modeline dönmüştür. Bunun anlamıise açıkça şudur; yerel yönetimlerin daha çok inisiyatif aldııFransı modeli değil, genişçaplısu havzasıözelleşirmeleri kapıadı. İte, “suda tasarruf”, “arsenikli su” kapımalarıı arkasıda, insanı en temel ihtiyacıolan suyun metalaşııması çok uluslu tekellerin kar alanıhaline getirilmesi senaryosu yatmaktadır ne yazık ki.

Ancak bu yazıyı okuyanlar şunu söyleyebilir; “Fransı ya da İgiliz fark etmez, biz temiz su içmek, kullanmak istiyoruz. Zaten belediyeler de, bu iş beceremiyor. Özelleşse ne olur? Ama zaten halka asıl söyletilmek istenen de bu değil midir? Tıkısağıta olduğ gibi, tıkıdiğr hizmetlerde olduğ gibi. Yılarca, kamusal bir hizmet olan sağıı gereğ olan finansal ve örgütsel katkıı düzenlemeyi yapmayıp o alanı çökerttiler sonra da başa düzenleme ve katkıarla, bir özel alternatif yarattılarve hizmet sorumluluğnu yarattıkları bu yeni aktöre devrettiler. Daha doğusu, söz konusu alanı tüm getirisini. Suda yapılmak istenen şey de pek farklıdeğl. Burada, sorumluluk vatandaşadır. Zira önünde sağlık konusunda yaşadıkları örnek teşkil etmektedir.

Toplum suyu yaşmsal bir ihtiyaç olarak görüp, içtiğ suyun nası sağanmasıgerektiğ konusunda söz söyleyen bir irade durumuna gelmezse, küresel aktörleri devreye sokmak isteyenler sergilenen Ankara-İmir ortaoyunu gibi daha çok oyun sergileyeceklerdir haberiniz olsun.

ARZU KÖK

kok.arzu@gmail.com

İlk Kurşun

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS