Şükran Soner - Akıl Tutulması…
Temmuz 31, 2008 - CUMHURİYET, ŞÜKRAN SONER
Bu kadar yoğun bilgi kirliliği, kaos, komplo teorileri arasında, bilimin “deliryum, mantık sapması”dediği hastalığın sonuçlarından toplumun kurtulması zor;
Atak, sempatik, etkin bir sosyal bilimciyi dinliyorum. Güngören katliamında, terör eyleminin arkasında PKK’nin olması olasılığının zayıf olduğunu, bu nedenle de anlamlı bir toplumsal duyarlılıkla, teröre yanıt verecek kitlesel eylemlerin yapılmasının yanlış olacağını söylüyor.
Sizler bu yazıyı okuyana kadar polisin tetikçileri yakalamaya yönelik operasyonlarında nasıl bir noktaya varılabileceğini kestiremiyorum. Yine de olayın mantığından, şu ana kadar elde edilmiş kanıtlar, benzer eylemler, en çok da PKK’nin bugünlerde içinde bulunduğu koşullar ve yöntemler çerçevesinde en kuvvetli adres tabii ki PKK. Yakalanabilirlerse tetikçilerin doğrudan PKK örgütünden çıkması halinde dahi, azmettirenler boyutunda arkada başka güçler olabilir. Zaten PKK terör örgütünün kuruluşundan bugüne tüm eylemleri için geçerli olmak üzere, arkasında dış ve iç odakların, parasal, siyasal, lojistik destekleri gerçeği, çıkarlar dengelerine bağlı dönüşümlü çok güçlü olmasaydı; TSK’nin askeri, stratejik bu kadar başarılı, kararlı operasyonları, iyi-kötü siyasi iktidarların katkıları ile PKK terör örgütü şimdiye kadar çoktan tarihe gömülmüş olmaz mıydı?
İspanya halkı, teröre karşı milyonlarla sokaklara çıkarak karşı duruşu oluştururken, bir anlamda terörü başarısız kılacak en can alıcı protesto eylemleriyle sivil duruşu gerçekleştirirken, tetikçilerin arkasındaki gücün sorgulamasını yapmak gibi bir akıl tutulması, gerçekleri saptırma tuzağına, hastalığına yakalanmamıştı. Terörün ülkenin insan hakları, demokrasisi, bütünlüğü için nasıl bir tehdit oluşturduğuna bakmış, odağından çok terörün kendisini, elbette ki eylemlerini lanetlemişti. Sonuç olarak İspanya halkının geleceğini, insan hakları, demokrasisi, bütünlüğünü tehdit altına alan, değişik odaklı terör eylemlerinin tümünde aynı duyarlılıklar gösterilerek, tümüne yönelik bir başarı elde etti. İspanya’nın içinden bölünmesini öngören terör örgütlenmeleri ile, dışardan radikal İslamcı terör eylemleri de, ciddi püskürtülmüş oldular. Dünyayı kasıp kavuran çok odaklı terör tehdidi ortadan kalkmasa da, serpilip palazlanmalarına İspanya özelinde vurucu darbe indirilebildi.
***
Bize dönersek, Güngören vahşi katliamı özelinde, teröre karşı ortak aklı, duruşu işletecek tepkileri amacından, mantığından saptırmada, odak tartışması yetmiyor. Gazete manşetleri, ana haberler, AKP kapatma davası ile Ergenekon arasında sıkışmış bir terör eylemi üzerinden senaryolarla kafaları iyice karıştırıyorlar. Varsayalım ki zaman içinde kanıtları ile kaos senaryolarının biri ya da birkaçı birden gerçek çıksa. Aklımızı, en çok da ülkemizi, insanımızı, kendimizi korumak üzere olup bitenlere nasıl bakacağız? Yaz sıcağında, yoksul, yoksun bir varoşta nefes almak üzere kendilerini sokağa atmış, tümü sivil, her yaşatan insanımızı, çoluk çocuk en kalabalık yakalamak, en yüksek sayılarda öldürebilmek üzere, cinnet dozunda ayarlanmış bir terör eylemi vahşetinden, amacından geleceğimizi, boynumuzu kırarak, sessiz kalarak mı kurtaracağız?
Terörü soyut olarak lanetleyen, adını ve adresini bile koymaktan kaçınan açıklamalarla mı?
TSK’nin yıllardır, çok haklı bir serzenişi, duruşu var; sonuç olarak PKK terörü, ülkenin bölünme tehdidi ile ilişkili askeri çözüm sorumluluğunu üzerlerine yıkmışız. Dünyadaki en zor tekniklerle sıcak savaşın içine atmışız, terörün dış-iç çok etkin siyasi destekleri için, siyasi, toplumsal çözüm üretmede sürekli sınıfta kalıyoruz. Ölen askerler kadar, PKK terör cephesinden de öldürülen vatandaşlarımızdan TSK sorumlu. Silahlı örgütlü gücün dönem dönem çökertilmesi, arkasından siyasi, sosyal çözümler gelmediği, iç ve dış odaklı destekler durdurulamadığı için kesin sonuç veremiyor. Bu tablodan elbette ki en çok siyasi iktidar, hele de güçlü iktidarlar sorumlu.
Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanların ölen yakınlarının arasında dolaşmalarının insani boyutun ötesinde hiçbir anlamı yok. Son eyleme dönük olarak da, en kısa zaman diliminde suçluların yakalanmasından terörün kökünün kurutulmasına birinci dereceden sorumlular. İkinci dereceden de, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimiz hep birlikte sorumlu değil miyiz? Cenazelerin, öldürülen sivil, çoluk-çocuk insanlık dramlarının ardından gözyaşları dökmekle, korkmakla sorumluluktan kurtulmuyoruz. Neden milyonlar olarak ortak tepki veremiyoruz? Neden?
AKP’nin kapatma davası üzerinden yaşadığımız, toplum olarak kurbanı olduğumuz, kaos senaryoları, mantık saptırma oyunları tuzağına ne demeli? Bugüne kadar kararın sadece siyasi iktidarlar boyutunda sonuçlarını tartıştık durduk. Davaya konu olan tehdidin içeriğini, gerçeklik boyutlarını gündeme bile getiremedik… Bu saatten sonra doğru tartışma, ders alma şansımız çok daha zayıf. Akıl tutulması vahim hallerimiz Ergenekon davası üzerinden ise çok daha da çarpıcı sırıtmakta…
Şükran Soner
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.