Hikmet Çetinkaya - Devlet İçindeki Devlet…
Temmuz 31, 2008 - CUMHURİYET, HİKMET ÇETİNKAYA
Bir trafik kazası…
Kaza mı?..
Mercedes mi kamyona çarpmış, kamyon mu Mercedes’i uçuruma yuvarlamış?.. Ne önemi var?.. Araba yüklü!.. Polis müdürü mü istersin?.. Mafya lideri mi istersin?.. Aşiret reisi mi istersin?.. Milletvekili mi istersin?.. Yeraltı ilişkileri mi istersin?.. Devlet, hükümet, Meclis, bürokrasi katılımı mı istersin?.. Dış ilişkiler, iç ilişkiler mi istersin? Hepsi bir Mercedes’e sığınmışlar, sonra bir kamyonla kucaklaşıp teker teker uçuruma yuvarlanmışlar…
Gazetelerde başlıklar:
“Milletvekili, polis, mafya aynı otoda!..”
Doğal değil mi?..
“Esrarengiz kaza!..”
Yok canım, neresi esrarengiz?.. Her şey açık seçik, ortalıkta sergileniyor.
“Garip ilişkiler.”
Hiç de garip değil!..
“Esrarengiz kaza” Türkiye’nin anatomisini yansıtan sıradan bir olay…
Ve şuraya yazıyorum:
Bu olayın soruşturmasından ve kovuşturmasından da hiçbir şey çıkmayacak!.. (Pencere/5 Kasım 1996)
***
Diyarbakır Cezaevi’nde çıkan son isyanda işkenceyle öldürülen on kişiye ne oldu?..
Hiç…
En tüyler ürpertici haber, artık kimsenin kılını kıpırdatmıyor; ‘devlet’in içine yuvalanmış çetenin varlığı gün ışığına çıktı; ama, Başbakan ortalıkta ‘beşuş’ bir çehreyle dolaşıyor, Başbakan Yardımcısı ise uçuk mu uçuk…
Şaibe Hanım İnterpol’ün kırmızı mumla aradığı, uyuşturucu sabıkalısı, katil zanlısı, adliye ve asker kaçağı Abdullah Çatlı’yı savunuyor.
Oysa Çatlı gibilerin devlet adına güdülenmesinden sonra bu ülke terör batağına sürüklendi.
***
Cumhuriyet’in kuruluşundan 1970’li yıllara değin Türkiye’de terör merör yoktu.
1968 yılında bütün dünyada olduğu gibi bizde de öğrenci eylemleri başladı; başlangıçta kimsenin burnu kanamıyordu. Öğrenciler “üniversitede reform” istiyorlardı, öğretimde hakça bir düzendi aradıkları!.. Ancak başkentte birileri kapalı kapılar ardında dehşetengiz bir karar aldılar:
“Üniversite gençliği sola kayıyor, buna karşı önlem gerekiyor, iti kurda kırdırmak gerek…”
Devlet içinde yuvalanan karanlık odaklarda saptanan yönteme göre “komünistlere karşı mücadele”de “faili meçhul cinayetler” başladı.
30 öğrenci birbiri ardına öldürüldü.
Katiller bulunamadı.
Tohum atılmıştı.
Üniversite gençliğinde “silaha sarılma güdüsü” bundan sonra gelişti. Solcu gençliğin ilk kurbanı Vedat Demircioğlu’dur. Ardından kanlı bir zincirin halkaları gibi öteki “faili meçhul cinayetler” yürürlüğe kondu. Her bir solcu öğrencinin öldürülmesinden sonra, gençler silaha sarılmaktan gayrı bir çare kalmadığına biraz daha inanıyorlardı. “Meşum bir el” bir kanlı planı uygulamaya koymuştu; devletin içindeki karanlık güçler, komünizmin kökünü devlet terörüyle kazıyacaklarına inanıyorlardı; yıllar boyunca ülkücü gençleri bu yolda kullandılar. Abdullah Çatlı bunlardan biridir.
***
“Devlet içindeki devlet” adıyla çeteleşen örgütü ortadan kaldırmayan Türkiye belini doğrultamaz; bu gidişle adımız insanlık dünyasında lanetle damgalanır. (Pencere/11 Aralık 1996)
***
Sevgili okur…
Yukarıda okuduğunuz yazı bildiğiniz gibi benim değil, İlhan Selçuk’un…
Hani 50 yıldır yazı yazdığı gazetesine bomba attırdığı öne sürülen İlhan Ağabey’in 12 yıl önce yazdığı iki yazısından bazı bölümler…
İlhan Selçuk, 20 Ekim’de “devlet içinde örgütlü çete kurmak” suçlamasıyla yargılanacak…
Medyayı kuşatan ahmak Soros’un çocukları ve tarikat şeyhlerinin müritleri bu yazıları okusun istedim!..
hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr
Faks numaramız: 02126 343 72 69
Hikmet Çetinkaya
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.