El Cezire TV’ye AKP kapatılmazsa İkinci Cumhuriyet fiilen kurulur dedim -Sabahattin ÖNKİBAR
Temmuz 30, 2008 - SABAHATTİN ÖNKİBAR
Dünyaca ünlü El Cezire Televizyonu’nun biri canlı diğerleri bant çekimli üç ayrı programına katıldım.
Konu AKP’nin kapatılma davasıydı.
Programda konuyla ilgili olarak pek çok sorunun yanı sıra, “AKP kapatılmazsa ne olur” sorusu da soruldu.
Gelin bugün hep bareber El Cezire programcısının da sorduğu “Ne olur?” sorusunu sorgulayalım:
- AKP kapatılmazsa Tayyip Erdoğan Müesses Nizam’ı mağlup etmiş olacak. Kapatılmama kararının açıklandığı an bütün ajanslar haberi, Erdoğan (Batı’nın tabiriyle) Kutsal İnekler’e karşı zafer kazandı diye geçecek.
- Kapatılma olmaması halinde Erdoğan özellikle AB kamuoyunda demokrasi kahramanı ilan edilecek ve bu sonucun alınmasında Tayyip beyin dik durmasının ve de (öyle olmasa da) Ergenekon operasyonunda generalleri içeri tıkmasının payı olduğu tezi işlenecek.
- AKP kapatılmazsa Türkiye’nin tek egemeni kayıtsız şartsız Tayyip Erdoğan’la partisi olacak. Yeni sivil Anayasa ambalajıyla Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı artırılıp bu kurum da ele geçirilecek. Keza medyada ikinci safha operasyonlar başlatılıp merkez medyanın çökmesi sağlanacak ve medyanın tamamı fiilen AKP’lileştirilecek. Keza iş dünyasında AKP karşıtı olanlar da bir bir tasfiye edilecek. Bu arada YAŞ kararları yeni sivil Anayasa bağlamında yargıya açılacak ve TSK da polis teşkilatı gibi olabildiğince politize edilip imaj erozyonuna sokulacak.
- Kapatılma olmaması halinde devlet adeta yeni bir rotaya girecek ve farklı bir kimliğe bürünecek, yani adeta ikinci bir cumhuriyet fiilen kurulacaktır.
- 2007 Nisan muhtırasını geçen Erdoğan kapatılma davasını da aşarsa karizmatik kişiliği efsaneye dönüşecek ve dokunulamaz olacak. Bu hal Tayyip beyi yüzyılımızın yeni tiran’ı olma psikozuna sokabilir.
- AKP kapatılmazsa Türkiye’de seçimler artık şeklen yapılır hale gelecek, zira AKP elinde tutacağı iktidar ve medya gücüyle büyük manipülasyonlar yapıp toplumu, yani seçmeni yönlendirecektir. Bu da seçimin şeklen olması anlamını taşıyacaktır.
- AKP kapatılmazsa açılan kapatılma davasının tıpkı 27 Nisan 2007 muhtırası misali ülke sorunları deryasında boğulan Tayyip Erdoğan’a atılan can simidi olduğu tezi ispatlanmış olacak. Malum Nisan muhtırasıyla AKP demokrasi kahramanı yapılmış ve şimdi de kapatılma davasıyla eğer kapatılma olmazsa Erdoğan hiç hak etmediği biçimde Müesses Nizam’ın bileğini büken adam imajına sokulacaktır.
AKP gibi 339 milletvekili olan bir iktidar partisine karşı kapatma davası açmak aslında onun peşinen kapatılması demek olmalıdır. Öyle değilse, yani kapatılmıyorsa bu kapatma davasının bir senaryo olduğu ve Tayyip Erdoğan’ı muhafaza ve de güçlendirmek için icat edildiği bakışı toplumsal kabul görecektir.
- Kapatılma olmazsa MİT’te kodrolaşmalar başlayacak ve devletin en önemli istihbarat kurumu da belli grupların hegemonyasına girecek.
- AKP kapatılmazsa BOP yürürlüğe girecek ve Türkiye, federasyonu tartışmaya başlayacaktır.
- Kapatılma olmazsa Kıbrıs’ın Rumlara devri seremonisi Eylül’de yapılacaktır.
Bunlar bir vatandaş ve gazeteci olarak şahsi görüşlerimdir. Hukuki hüküm mercii Anayasa Mahkemesi’dir. Bizim o hükmü etkilemeye niyetimiz de yoktur, gücümüz de yetmez.
OLMADI
Bahçeli Güngören’e gitmeliydi
PKK’nın Güngören katliamı sonrasında Tayyip Erdoğan’dan 14 bakanı ve Deniz Baykal’dan milletvekillerine kadar pek çok siyasetçi bölgedeydi ama bir lider yine yoktu. Peki kim mi? MHP lideri Devlet Bahçeli… Evet Tayyip Erdoğan sevsek de, sevmesek de önceki gün cenazeleri sırtlayan ve tabutlarına omuz veren fotoğraflardaydı, ki bu tutumu her türlü takdiri hak ediyordu… Peki ama Bahçeli niçin gitmedi? Efendim Karadeniz gezisindeydi diyebilirler, ama mazeret değil. Devlet bey Ankara’ya önceki gün döndü. Ankara’ya geleceğine İstanbul’a gider ve daha anlamlı olurdu. Yapacağı tek şey Ankara uçağına değil de İstanbul uçağına binmek olacaktı, ama Devlet bey yapmadı bunu… İyi de bu şekilde siyaset yapılır mı? MHP gibi bir partinin önderinin böylesine acılı bir günde bölgeye gidip mesaj vermesi ve de ertesinde cenazeleri kucaklaması gerekmez mi? Olmuyor, olmuyor, olmuyor… Hayır hayır, amacımız Devlet beyi karalamak değil, onun fikrini ve tabanını daha iyi temsiline katkı sunmaktır.
KORKU MU…
Neden gizli buluştular? Gündemleri YAŞ mıydı?
Hürriyet ile Milliyet’in “Gül ile Erdoğan gece yarısı bir evde gizlice buluştular” haberi fevkalade manidardır. Öyle ya ülkenin Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ı neden makamları ya da konutlarında değil de gizli adreslerde buluşsun ve 5 saat konuşsun? Kimden kaçtılar ya da neden gizlendiler? Cumhurbaşkanlığı makamı ya da konutu güvenli değil mi? Demek ki güvenli bulmadıkları için Ankara’nın kenar semtindeki bir evde konuştular. İyi de korkuları dinlenmek miydi neydi? Böyle bir korkuları varsa kimdir korktukları? Hem konuşacakları kimsenin duymaması gereken sırlar mıydı? Mesela YAŞ’la ilgili sürpriz şeyler mi düşünüyorlar.. Değilse bu gizlilik ve telaş neden? Sorarım size bu şekilde devlet yönetilebilir mi ve yönetilirse bu ülke nereye gider? Bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan bu şekilde davranırsa bu işin sonu nereye varır?Devletin çivisi demek böyle çıkıyormuş.
KORO…
Uzlaşma iddianamesi spekülasyonu!
Deniliyor ki Ergenekon iddianamesi aslında uzlaşma iddianamesidir. İddianameye darbe günlükleriyle bazı kurumların fiilen dahil edilmemesi pazarlık sonucu imiş. Güya kapatılma davasıyla bu konuların iddianameye girmemesi ve Ergenekon’un belli bir yerde durdurulması takas imiş. Bunlar spekülasyon ki biz bunu hem savcılığa hem de devletin kurumlarıyla mensuplarına hakaret sayarız. Eğer öyle bir takas söz konusu olsaydı iki orgeneral bugün hapiste olmaz ve PKK ile mücadelenin sembol ismi bir tuğgeneral adeta suç abidesine dönüştürülmezdi.. Ama üzülerek ifade etmeliyiz ki Türkiye AKP ile beraber komplo teorilerinin ülkesi olmuştur. Her gün herkes bir şey yumurtluyor. Şimdi kazara AKP kapatılmazsa emin olun bu tür spekülasyonlar koroya dönüşecektir… Türkiye’nin bir an önce normalleşmesi gerekiyor.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.