İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

SAĞLIKTA NİCELİK Mİ, NİTELİK Mİ?

Temmuz 27, 2008 - CEYHUN BALCI

Türkiye’nin sağlık harcamalarının eriştiği boyutlar konusunda değişken sayılarla karşılaşıyoruz. Yirmi- otuz milyar dolara varan sayılar sıklıkla dillendirilir oldu.

İşin bu yanı bambaşka bir araştırma ve yazı konusu olabilir.

Sayılar kesin olmasa da o sayıların konu olduğu harcamaların niteliğe ve niceliğe olan etkileri tartışılabilir olsa gerektir.

Özellikle “sağlıkta dönüşüm” süreci ile birlikte “nicelik” başlığı altındaki değişimin artış yönünde olduğuna kuşku yoktur. Daha fazla sayıda hasta bakısı, daha fazla sayıda tanısal amaçlı her türlü inceleme , daha fazla sayıda tıbbi ve cerrahi girişim ve daha fazla ilâç tüketimi olan bitenin olumlanmasına yeter mi? Bu can alıcı sorunun yanıtı önemsenmelidir düşüncesindeyim.

Bunu yapmanın yolu da niceliği tekil olarak ele almaktansa “nitelik” irdelemesini de olaya katmaktan geçecektir.

İşin içinde olanların da yakından tanıklık ettiği ve nesnel yollarla da ortaya konabildiği gibi “nicelik” artışı kimi olumluluklarla birlikte gereksiz tanısal inceleme, gereksiz tıbbi ve cerrahi girişim gerçeğini de önümüze koymuş oluyor. Daha da ilginç olan sağlık hizmeti verenlere daha iyi parasal olanaklar sunmayı savlayan “başarıma (performans) dayalı” ücretlendirme anlayışının giderek gereksiz nicelik artışına yol açan nedenlerden birine dönüşmüşlüğüdür. Bir başka deyişle atanı vuran silaha dönüşmüş gibidir bu yöntem. Üstelik, bu yöntemin sağlık çalışanlarına sağladığı getiriler büyütülürken, yarattığı eşitsizlik ve akıldışılıkların gözardı ediliyor oluşu da bir başka çarpıklıktır.

Nicelik artışındaki sağlıksız noktaların gözden geçirilmesini izleyerek “nitelik” azalmasındaki ana noktalara da değinmekte yarar vardır.

Bilindiği gibi, Cumhuriyet’in kuruluşu ile başlatılan ve başka bir çok alandaki atılımlara koşut olarak sağlık alanında yaşama geçirilen köktenci yaklaşım değişiklikleri hem halka ulaştırılan sağlık hizmeti hem de o hizmeti vereceklerin yetiştirilmesi bağlamında önemli sonuçlar vermiştir. Trahom, sıtma ve verem gibi Anadolu halkını kırıp geçiren bir çok hastalığa karşı savaşımda kısa erimde elde edilen başarılar yukarıdaki savın somut kanıtı olarak algılanmalıdır.

Özellikle 1961 anayasasının oluşturduğu özgürlükçü ortamda sosyal, koruyucu ve toplumcu bir nitelik kazanan sağlık hizmetleri tinsel köklerine bağlı kaldığı sürece başarısını katlarken, süreç içinde baltalanma ve önü kesilme tehdidi ile de sıkça karşılaşmıştır. Başka bir çok uygulamada olduğu gibi dizgeniz iyi olsa da uygulamanız ve o dizgeye yönelik niyetiniz bozulduğunda aksaklıkların da biribirini izler oluşu şaşırtıcı sayılmamalıdır.

İşte bugün ağırlıkla gündemimizde olan “sağlıkta dönüşüm” sürecini, onyıllara varan baltalama ve yozlaştırma girişimlerinin eriştiği son nokta olarak da nitelemek hata olmayacaktır.

Koruyucu, sosyal ve toplumcu niteliklerin özenle budandığı, tam tersine yozlaşmaya, getirime (rant) ve ticarete açılan bir alan olarak sağlık günümüzde bu pastadan pay alma heveslilerinin ana etkinlik alanlarından birine dönüşmüş durumdadır.

Bugün erişilen aşmada ortaya çıkan getirim fırsatının yalnızca yandaşlarla sınırlanması girişimlerinin yoğunlaşması ve ortamın ayrık otlarından arındırılması sürecine girildiğinin de vurgulanması yararlı olacaktır.

Bunca nitelik azalması ve hak kaybının nasıl olup da “sağlıkta dönüşüm” olarak adlandırıldığı ve olumlu bir kisve içinde sunulduğuna da değinilmeden geçilmemelidir.

İşte, bu noktada “nicelik artışı” sözü edilen “nitelik kaybı” olumsuzluğunun alalayıcısına dönüştürülmüştür.

Sağlıktaki parasal boyutun bunca artışa ve savurganlığa karşın kimilerince azımsandığına da şaşırtı ile tanıklık ediyoruz. Örneğin, ilâç harcamalarının başka ülkeler örnek alınarak yeterli düzeye erişmediğini savlayan kimi endüstri kaynaklı serzenişler geçen yıl kulaklarımızda yankılanmıştı.

Kişi başına düşen sağlık harcamasının düşüklüğünden yola çıkarak başka ölçütleri gözönüne almaksızın kimi yargılara varan son derece saygın akademisyenlerin de şaşırtıcı yazılarını okumuş olmalıyız geçtiğimiz aylarda. Neyse ki; doğru karşılıklar ve yanıtlar da buldu o çok yönlü olmayan eleştiriler.

Harcanan niceliğin yanı sıra o niceliğin nitelik artışına yansıması da bir o kadar önemsenmelidir. Hele hele harcamalardaki nicelik artışı sosyal, toplumcu ve koruyucu sağlık uygulamalarına değil de sağlık alanındaki getirim fırsatlarına odaklananların piyasacı beklentiler içindeki fırsatçıları doyurmaya yöneliyorsa “sağlıkta dönüşüm” sürecinin “sağlıkta bozunum” sürecine evrildiğini de görmezden gelmemek gerekir.

Hem harcamalardaki hem de hizmetlerdeki sayısal artışlar, niteliğe yansımaksızın ve hatta nitelikle ters orantılı olarak arttığında bu işten kimlerin kazançlı çıkacağını kestrimek de güç olmasa gerek.

Ne yazıktır ki, günümüzde niceliklerdeki artış, nitelik ve hak kayıplarındaki geri gidişin maskeleyicisi olarak işlev görmektedir.

Ceyhun BALCI,

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS