İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Taylan Sorgun - Gizlilik İhlalleri- TSK’ne Saldırı- Tarih 11.6.1923- Elifi Görse Mertek Sanarlar- Darbe Dizeleri: 32 Kısım Tekmili Birden..

Temmuz 19, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

Soruşturmanın yani “Ergenekon” soruşturmasının gizliliği falan kalmamış, gizlilik allak bullak edilmiştir. Bilgi kirliliği “yaratmıştır” Soruşturmaların “gizliliği”. “Bir insan, hakkındaki yargı kararı verilinceye kadar suçsuzdur” esasına da dayanmaktadır. Ama, gizlilik allak bullak edilirken, iddianamede adı geçenler de “Kimi merkezlerce” ve işte “o yayın gruplarınca” sanki suçlu ilan edilivermişlerdir. Bunu yapanlar kendilerini hem savcı hem yargı yerine koymuş, ardından kendi kendileri kararı sanki onaylayarak “Yüksek yargı” pozisyonu da alıvermişlerdir.

1- ÖZKÖK VE HİSARCIKLIOĞLU…

ATO Başkanı Sinan Aygün’ün tutuklanmasının ardından yargı kararı ile serbest bırakılması günlerinde Odalar Birliği Başkanı Hisarcıklıoğlu Sinan Aygün’e sahip çıkmıştır. Aygün’ü savunmuştur. Hisarcıklıoğlu önceki gece verilen haberlere göre, Başbakan Erdoğan’ın katıldığı bir açılışada gitmemiştir. Mazeret göstermiştir. Bu arada TSK’nin iki emekli orgeneralinin tutuklanmasının ardından Genelkurmay Eski Başkanı Emekli Orgeneral Özkök’ün meslekdaşımız Bila’ya yaptığı açıklamalar gündeme düşmüştür. Tabii Sayın Özkök’ün kendi bilecekleri iştir ama, Hisarcıklıoğlu’nun tutumu ile Özkök’ün tutumları farklı olmuştur. Nokta.

2- PROGRAMLAR KONUSU…

Soruçturmanın “gizliliği” falan bir yana, artık ekranlarda neredeyse belgesel olacaktır. Olmaktadır da. Cumhuriyet Gazetesi’nin perşembe günü televizyon sayfasında verdiği habere göre “32′inci Gün” programında Ergenekon “Geniiiiş geniiiiş” de tartışılacakmış. Şimdi senaristler de kolları sıvamışlardır. Herhalde dizi hazırlıklarındadırlar. Eskiden sinema reklamlarında bir tanıtım vardı: “32 kısım tekmili (hepsi) birden” işte tam o misaldir.

3- BİR DE ECEVİT MESELESİ…

Aaa bakın gördünüz mü meğer neler olmuşmuş da haberimiz yokmuş. Ecevit’e de çekil baskısı yapılmışmış. Ama haberin ilk verilişi öyle olmuştur ki “…Aaaa bakın meğer bir darbe de Ecevit’e karşı hazırlanmışmış…” Sürüsüne bereket. Fakaaat, DSP Lideri Sezer de bir açıklama yapmıştır. “…Ecevit’e TSK’dan çekil baskısı var mıydı?…” sorusuna Sezer’in verdiği cevap şöyledir: “…Bazı emekli generallerin baskısı değil ama, temennisini o kitapta görmek mümkündür…” Eee emekli generallerin bunu yapıp yapmadıklarının belgesi yoktur, ama bunu öyle sanki bir darbe gibi sunmanın da işin nerelere kadar sulandırıldığının örneğidir.

4- KEŞKE ÇEKİLSEYDİ…

O zamanları kulisleri ile yaşamıştık. Ecevit’in rahatsızlığı döneminde artık “Hükümet ekmek kabiliyetini kaybettiği” herkesin yaşadığı da bir zaman dilimiydi. O zaman Ecevit keşke çekilseydi. Böylesine abartılarak verilen “darbe haberlerinin arkasında” oradan hareketler “meseleleri TSK üzerine de yığmak ve TSK’ya karşı adeta” siyasi bir “taraf oluşturarak” TSK’ni “tarihten gelen sorumlulukları karşısında” tam pasifize etmek siyaseti de bulunmaktadır.

5- GÖRÜŞ AÇIKLAMASI…

Şimdi TSK’nin zaman zaman yaptığı açıklamalar kimileri tarafından o havada uçuşmaya başlayan, kimi yayın merkezlerince “havada uçuşturulan darbe senaryolarına da başlamak” istenilmektedir. Oysa Türk Ordusu’nun 1- Ulus devlet, milli devlet, devletin üniter yapısı, 2- Cumhuriyet’in temel kavramları ile ilgili olarak “görüşünü açıklaması”nı o senaryolara bağlamak yanlışın dik alasıdır. Yani eline kalem verilen kimileri, ya da elifi görse mertek sanan kimileri, TSK’ya durmadan saldıracaklardır. Brüksel Türkiye’nin temel yapısı üzerinde konuşacaktır, kimileri kanlı teröre genişletilmiş af isteyecileceklerdir, TSK sadece “görüşünü açıkladı mı” bu darbe senaryolarına katılacaktır.

6- TARİHİ İYİ BİLMEK…

Önce tarih iyi bilinecektir. Bakınız daha önce de belirtmiştim. Cumhuriyet’i ilan eden İkinci Meclis’tir. O İkinci Meclis, Hilafeti lağvetmiş, Cumhuriyet’i de ilan etmiştir. Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Komutanlarının önemli isimleri de o mecliste kendi seçim bölgelerinden “seçilmiş olarak” bulunmaktaydılar.

TARİH 11.6.1923…

Bakınız tarih 11.6.1923′dür. İkinci Büyük Millet Meclisi seçimleri yapılacaktır. O sırada İzmir’de bulunan Altay Paşa’ya şu telgraf gelmiştir:

“İzmir’de Fahrettin Paşa hazretlerine,

Zatıaliniz de İzmir’den namzet olduğunuzdan hasım olan şahsiyetle alakadar olmanız lazımdır. Daha ziyade malumatınız varsa bildiriniz. 11.6.1923. Gazi Mustafa Kemal…” O seçim listesinde şu isimler de vardı: Gazi Mustafa Kemal, Çelebizade Sayit Bey, Mahmut Celal (Bayar) Mahmut Esat, Fahrettin Paşa (Altay), Saraçoğlu Şükrü, Necati Bey, Tevfik Rüştü Bey (Aras), Rahmi Bey. O seçimde Altay Paşa en çok oyu alanlardandır. İzmir’e ilk giren Suvari Kolordusu komutanıydı.

7- ALTAY DEMİŞTİ Kİ…

Belgeselini yazdığım Altay Paşa, bana bu listeyi verditen sonra demişti ki, “…İşte bu ikinci meclistir ki, Cumhuriyet’i ilan edip, padişahlık ve hilafet lağvedilmiştir… Gazi Mustafa Kemal birinci Cumhurbaşkanı seçilmiştir…” O listedeki Necati Bey, Mustafa Necati Bey’dir Mondros Teslimiye Anlaşmasından sonra emperyalizmin İzmir katliamını görmüş ve Kuvvayı Milliye’ye katılmıştır. İnebolu’dan Anadolu’ya kaçırılan silahların başında olmuştur. Cumhuriyet’in ilk milli eğitim bakanlarındandır. Tevfik Rüştü Bey dışişleri bakanı olmuştu.

8- KURUFASULYECİ…

Fakat bakınız ne olmuştur? Bir önceki AKP iktidarı döneminde, AKP siyasi iktidarının Kültür Bakanı o Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu ilk uygulamış olan Mustafa Necati Bey’in Ankara’daki müze olan evini kurufasulyeciye vermiştir. O zaman bu sütunda bunun üzerinde kaç defa durmuştuk. Ama, maalesef bu konu üzerinde en çok durması gereken kimi siyasetçiler de meselenin üzerine pek gitmemişlerdir. Yazık olmuştur.

9- BİZİM ORDUMUZ…

Ergenekon soruşturması yapılmaktadır. Savcılar iddianame hazırlamışlardı. Ama, şimdi bu iddialardan hareketle, iki emekli komutanın tutuklanmasını ele alarak, kimi çevrelerin Türk Ordusu’nu adeta hedef seçer olmaları “kendi maksadı matluplarına” uygun düşmektedir. TSK’nin Genelkurmay Başakanlığı’ndan yapılan açıklamaları “başka maksatlarla” başka çerçevelere sokmak isteyenler, kendi tarihi yanılgıları içindedirler. TSK’nin iki ana esas üzerinde zaman zaman “sadece görüşünü açıklaması”nı abartarak başka maksatlara çekmek tarihsel hatadır. bakınız, Türk Ordusu’na saldıran kimileri halâ Cumhuriyet’in ilanını, padişahlığın ve hilafetin kaldırılmasını içlerine sindirememişlerdir. Kimileri de “ya eyaletçilik” ya da “federasyonculuk” peşindedirler. Kimileri de uyduruk “Tanzimatsal aydınlıkçılığın” peşinde koşup durmaktadırlar.

10- TERÖRE KAPSAMLI AF…

Abant Platformu’nda “Teröre kapsamlı af” isteyenlere, kimse birşey dememiştir. Teröre kapsamlı af, kanlı terör başının da affını istemektedir. Ama, şu hale bakınız, terör başının saçlarını kim kazıttı haberleri öne çıkarken, resmi açıklamlar yapılarak “kendi isteği ile traş edildiği söylenilmektedir.” Ama, kanser olan Okkır olmuştur.

11- YENİ DALGA VARMIŞ…

Şimdi bakınız, ulusalcılığa yani, “ulus devlet, milli devlet, üniter yapıyı savunmak” demek olan ulusalcılığa karşı kendi hatası ile veryansın eden, kendi yanlışları ile havada darbe senaryoları uçuşturan yeni çıkmış bir gazetenin haberinde şöyle denilmektedir: “…Ergenekon operasyonunu yürütenlerce konuşunca muhtemel yedinci dalganın, yargıya, üniversitelere, hatta emniyete uzanabileceğini anlıyorsunuz. Dahası, emekli ve muazzaf subayları da kapsayacak sekizinci dalganın da mümkün olduğunu seziyorsunuz…” Bakalım ne olacak? Siyasi iktidara yakınlığı ile bilinen birileri mesleğimizin ustalarından İlhan Selçuk için “İlhan Selçuk evde mi” demişti ya. İşte vaziyetler böyledir. Şimdilik.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS