SABAHATTİN İSMAİL - Birleşik Kıbrıs ve tek egemenlik konusunda referanduma gidilmeli
Temmuz 18, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Mehmetali Talat, Halkın ve Meclis′in kendisine vermediği bir yetkiyi gaspedip, Rum milli hedeflerinin öngördüğü şekilde, KKTC′yi, bağımsızlığı ve egemenliği yok edecek bir mutabakatın altına imza attı…
Gıyabımızda alındıkları ve Rum milli hedeflerini içerdiği için 44 yıldır reddettiğimiz tüm tek yanlı BM kararlarını, kimseye sormadan ve KKTC Meclisinden yetki almadan kabul etti…
Yeminini ve Anayasayı çiğneyerek, Rum milli hedefleri olan tek devleti, tek halkı, tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek kimliği, tek uluslararası temsiliyeti, tek ekonomiyi içeren birleşik federal Kıbrıs′ı oluşturmayı kabul etti…
Bütün bunları yapmak için TBMM′de, KKTC Meclisi′nde, MGK′da alınan kararları, KKTC Anayasasını ve Halkın ardı ardına yapılan birçok ankette ortaya çıkan milli iradesini pas pas yapıp çiğnedi…
Böylece, hasbelkader oturduğu inanmadığı, savunmadığı ve tanınmasını istemediği, “bölücü ve ayrılıkçı bir oluşum” olarak niteleyerek kuruluşuna karşı çıktığı KKTC′nin Cumhurbaşkanlığı makamında, tüm meşruiyetini yitirdi…
24 NİSAN SAFSATASINA SARILIYOR
Ne ilginçtir ki, kendini “padişah veya kabile şefi veya cemaat lideri” sanarak, “bir usta bir memleket” misali, hiçbir yetkisi olmamasına karşın, kabul ettiği 8 Temmuz, 21 Mart, 23 Mayıs ve 1 Temmuz anlaşmalarına onca yoğun tepki gelmesine karşın, hala bildiğini okumaya devam ediyor…
Televizyon televizyon gezerek, tek devleti, tek egemenliği, tek vatandaşlığı savunuyor, Halkı kandırmak için bir yığın yalan-dolan söylüyor…
Ruhani lideri olduğu CTP-ÖRP hükümeti ve KKTC-Türkiye-asker düşmanı, egemenlik-bağımsızlık karşıtı, Rum′un kulu kölesi olmaya hazır bazı işbirlikçi sendikalar da ona destek veriyor…
Partisi CTP ve işbirlikçi tabela partileri TDP, YKP, BKP, KSP de, ona “yürü” diyor…
O da bunlara bakıp, “tüm Halkın Cumhurbaşkanı” olması gerektiğini unutarak, Halkın ezici çoğunluğunun ayağa kalkmasına aldırmadan, UBP, DP ve tüm ulusal örgütlerin tepkisine kulak tıkayarak, yanlış yolda yürümeye devam ediyor…
Kendisi ve destekçileri savundukları tek egemenlik ve tek vatandaşlığın doğru olduğunu kanıtlamak için, “24 Nisan İradesi” dedikleri, Annan Planı referandumunda ortaya çıkan uyduruk iradeye sığınıyorlar…
Oysa 24 Nisan iradesi denen şey, Kıbrıs Türk halkına binbir yalan dolan söylenerek, binbir sahte vaatte bulunarak, Halk yalan dolanla aldatılarak elde edilen sahte ve geçersiz bir iradedir…
Halka “bu planın içinde devlet de var, KKTC de var, egemenlik de var, Türkiye′nin etkin ve fiili garantörlüğü de var, self-determinasyon hakkımız da var” diye yalan söylenerek elde edilen sahte bir iradedir…
Halka, ” bu plana evet derseniz Rumlar evet de hayır dese, Dünya ile bütünleşeceğiz, zengin olacağız, size yüzme havuzlu villalar verilecek, limanlarımıza uçakların gemilerin biri gelecek biri gidecek, KKTC tanınacak, ambargolar ve izolasyonlar kalkacak” diye yalan söylenerek elde edilen uyduruk bir iradedir…
Dış güçlerin dağıttığı milyonlarca dolarla, satın alınmış medyanın ve satılmış gazetecilerin kara propagandası ile elde edilen sahte bir iradedir…
AKP hükümetinin müdahaleleri ve son gece dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök′ün, ” plana evet deyin, endişe edecek bir şey yoktur, KKTC ve garantörlük devam edecektir” anlamında açıklamalar yaparak Halka Anavatan güvencesi vermeleri ile elde edilen yanlış bir iradedir…
HALKA GERÇEK SÖYLENSEYDİ EVET DEMEZDİ
Kıbrıs Türk Halkına eğer gerçekler söylenmiş olsaydı, o uyduruk irade elde edilemezdi…
Örneğin Halka, “bu plana evet derseniz, egemenlikten ve bağımsızlıktan vazgeçmiş olacaksınız, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında tek halk, tek egemenlik olacak, tek vatandaşlık, tek kimlik, tek temsiliyet olacak, Rum size ne yaparsa yapsın, self-determinasyon hakkınız, ayrılma hakkınız olmayacak, bunu bilerek oy kullanın” denseydi, EVET oyları %10′u bile bulmazdı…
Hem de Türkiye hükümetinin tüm çabalarına karşın bu Halk o plana EVET demezdi…
Dolayısı ile 24 Nisan iradesi denen o uyduruk şey, Kıbrıs Türk Halkı için asla geçerli değildir…
Nitekim daha sonra yapılan tüm anketlerde Halkın ezici çoğunluğunun iki egemen devlete-iki egemen Halka dayalı bir anlaşmadan yana olduğu ortaya çıkmıştır…
Bizzat Talat′ın kendisi bile bunu itiraf etmiş ve yabancı basına verdiği demeçlerle yabancılarla yaptığı görüşmelerde ” acele etmezsek Türk Halkı iki ayrı devletten yana tavır koyuyor, ayrı devlet yanlıları çok güçleniyor, elimizi çabuk tutmak zorundayız” demiştir….
O halde nasıl olur da şimdi Rum egemenliğine girmek anlamına gelen tek egemenliği savunmak için 24 Nisan iradesi denen safsataya sığınılıyor?
ASIL İRADE 15 KASIM 1983′DE ORTAYA KONAN İRADEDİR
Kaldı ki, 24 Nisan iradesi Halkın iradesi ise, Halkın bundan çok daha güçlü başka bir iradesi daha vardır:
Bu irade de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti′ni ilan eden iradedir…
KKTC Anayasasını kabul eden iradedir…
“Devletin bağımsız varlığı, toprak bütünlüğü ve egemenliği asla pazarlık konusu değildir, değiştirilemez, değiştirilmesi dahi önerilemez” diyen iradedir…
Binlerce şehidin canı ile, kanı ile, Halkımızın bir asırdan fazla zamandır verdiği soylu varoluş mücadelesi ile, eşsiz özverileri ile ortaya koyduğu iradedir…
Bu irade de, can ve kanla kurulan KKTC′dir…Kan ve canla korunan egemenliktir, bağımsızlıktır, self-determinasyon hakkıdır…
Ve, asıl saygı gösterilmesi gereken irade budur, uyduruk 24 nisan safsatası değil..
REFERANDUM YAPILMALI
Bu bağlamda derhal yapılması gereken yeni bir referandumdur…
Halka şu iki soru sorulmalıdır:
- Bağımsız, egemen KKTC mi, Birleşik Kıbrıs ve tek egemenlik mi?
- İki egemen devlete ve iki egemen halka dayalı yeni bir ortalık mı, tek egemenliğe ve tek vatandaşlığa dayalı federal Kıbrıs Cumhuriyeti mi?
24 Nisan iradesi dedikleri safsatanın Halkın gerçek iradesi olduğunu iddia edenler, böyle bir referandumdan korkmamalıdırlar…Korkmaları ve böyle bir referanduma karşı çıkmaları halinde, o iradenin uyduruk ve geçersiz olduğunu kendileri de biliyor demektir…
Esasen, Talat, böyle bir referandumda Halktan yetki almadan KKTC′yi ve egemenliği ortadan kaldıracak tek devlet, tek halk, tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek kimlik, tek temsiliyet hedefiyle kapsamlı müzakere yapma yetkisine haiz değildir…
Halkın vermediği yetkiyi gasp etme ve devleti ortadan kaldıracak görüşmeler yapması meşru değildir…Böyle bir durumda yaptığı ve yapacağı görüşmeler, kabul ettiği ve edeceği anlaşmalar hiçbir şekilde Kıbrıs Türk Halkını bağlamaz ve geçersizdir…
Talat ve destekçileri kendilerine güveniyorsa, gerçekten Halk iradesine saygılıysalar, gerçekten demokrasiden yanaysalar ve demokratsalar, gerçekten son sözü Halkın söylemesinden yanaysalar, işte Halk, işte sandık…Hodri meydan diyoruz…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.