Taylan Sorgun - Bir Üniveriste’den Yükselen 3 Temmuz Sesi- Millicilik ve Yeni Kapitülasyon Zamanı- Siyaset ve Millilik…
Temmuz 17, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN
“Ergenekon iddianamesi” etrafında tartışmalar süre dursun, gündem bunun üzerinde kilitlenirken Türkiye’nin içinde bulunduğu “temel sorunlar” da sanki askıya alınmıştır. Yabancılara mülk satışı ile ilgili olarak alel acele TBMM’ne yeniden getirilen ve AKP Grubu oyları ile TBMM’den geçirilen kanun Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanmıştır. Siyasi iktidar “gücünü artırmak” için medya dünyasına hakim olmak istemektedir. Oldukça da önemli mesafeler atmıştır. “…Ben seçildim, benim dediğim olur, anayasal kurumlar yoktur ben varım… Herşey benden sorulur ne dersem o…” hatalı siyasetinin daha da güçlenmesi için “geniş bir medya hakimiyeti” de sağlanmak istenmektedir. Sağlanmaktadır da.
1- ŞUNLAR SORULMAZ MI?…
Tabii siyasi iktidarların gideceği zamanlar da vardır. Ancak, AKP siyasi iktidarı, daha önümüzdeki dönemlerde de iktidar olmanın yollarını aramaktadır. Ama er ya da geç iktidardan gitmek de mukadderdir. İşte o zaman siyasi iktidara “Siyaseten” sorulacak sorular da vardır. Mesela: 1- Türkiye’nin limanalrını tarihsel hatalar ile neden yabancılaştırdınız? 2- İktisadiyatı neden tıpkı geçmişteki “Kapitülasyonlar” dönemine tarihsel hatalarla çevirdiniz. 3- Neden Türk Milli Tarımını yabancı tarım ürünleri imkanlarına teslim ettiniz. 4- Yabancılara toprak satışının önüne tıpkı 1870 yılındaki kapitülasyonlar zamanındaki gibi “Yeni bir Maadin Nizamnamesi” ile açtınız. 5- Merkez Bankası’nı sanki Ankara’yı boşaltmak ister gibi neden İstanbul’a taşımak istediniz? 6- Neden “üreten Türkiye yerine tüketen Türkiye manzarası yarattınız” Daha sorulacak çok şey vardır.
2- CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ…
Siyasi iktidarın, Cumhuriyet Üniversiteleri ilgili siyaseti ile Milli Eğitimi düzenleyen “Tevhid-i Tedrisat üzerindeki siyasetleri de tartışılmaktadır. Ancak Cumhuriyet Üniversiteleri buna direnmektedirler. Zaman, zaman Cumhuriyet Üniversiteleri senatolarından yapılan açıklamlar medyada gerektiği gibi yer almasa da üzerinde durulması gereken niteliktedirler.
3- BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ…
Prof. doktor Mehmet Kaberal’ın rektörü olduğu Başkent Üniversitesi’de çağdaş eğitim ve ileriye de bakan bilim eğitimi verilirken Cumhuriyet ve onun içindeki vatanseverlik duyguları ile genç nesiller yetiştirilmektedir. Mesela bakınız, Başkent Üniversitesi Senatosu 3 Temmuz 2008 günü önemlinin de ötesinde bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamada şöyle denilmektedir: “… Atatürk ve arkadaşlarının ve aziz şehitlerimizin hayatı pahasına kurup bize emanet ettikleri Cumhuriyetimiz’in üniter, laik, demokratik ve çağdaş bir devlet olarak yaşamasını engelemeye çalışan devletlerin temsilcileri ve maalesef ülkemizdeki, inançlarını ve özellikle sözde ilkelerini kazançları uğruna araç olarak kullanan ve sayıları devamlı artan yandaşları bu amaçlarına ulaşabilmek için özellikle son yıllarda ve günlerde yapay gündemlerle toplumumuzu meşgul etmekte, bu nedenle gerçek problemler görülmemekte, ülkemizin prestiji zedelenmekte ve aydınlık Türkiye’nin yarınlarına gölge düşmektedir….”
4- MİLLİLİK’TEN ÇIKIŞ…
Başkent Üniversitesi Senatosu’nun yayımladığı açıklamanın ikinci bölümünde şöyle denilmektedir: “…Diğer yönden ülkemizin sağlık, eğitim ve iletişim imkanları milli olmaktan çıkarılmaya çalışılırken, bankalarımız ve her santimetre karesinde birçok insanımızın hayatı yatan topraklarımız, Cumhuriyet’in gelişmesinde önemli katkıları olan kuruluşlarımız küreselleşme söylemleri ile satılmakta kişisel kazançlar uğruna feda edilmektedir…” Bizim de yıllardır bu sütunda söylediklerimiz ve yazdıklarımız budur. Bir Cumhuriyet Üniversitesi olan Başkent Üniversitesi’nin Senatosu’nun bu açıklamalarına kim hangi cevabı verebilecektir.?
5- MODASAL SİYASET…
Şimdi moda yeni emperyal hareketin “Globalleşme” siyasetidir ya işte kimileri bu siyaset dahiliyetinde “Millik karşıtlığını” ele almışlardır. Mesela iktisadiyatta “millilikten kopuş” yeni “müstemlekeleşmeye” doğru gidiştir. Osmanlı İmparatorluğu’na kabul ettirilmiş olan Kapitülasyonlar Anadolu’yu tam bir müstemleke haline getirmişti. O zaman da “millicilik karşıtları” vardı ve “Kapitülasyon övgücüsü kimi aydınsallardı”. İşte şimdi de onların varisleri ortada dolaşıp durmaktadırlar.
6- ULUS VE MİLLİ DEVLET
Modasal kimi siyasetçiler, Ulus ve Milli devlet karşıtlığını ortaya koyarlarken, yeni emperyalizmin Türkiye üzerindeki “ayrılıkçı, bölücü Türkiye’yi eyaletlere ayırmak, otonom topluluklar yaratmanın destekçisi olduklarının acaba farkında mıdırlar? Eğer farkındalar ise, o zaman durumlarını gözden geçirmelerinde sayılamayacak kadar fayda vardır. Yok eğer değiller ise biraz bunları öğrenmeleri gerekmektedir. Çünkü tarihin imtihanı hiç durmamaktadır.
7- İŞTE KIBRIS MESELESİ…
Kaç gündür yazıp durmaktayım. Kıbrıs’tan KKTC’den aldığım sesler ve mesajlar haklılığımı ortaya koymaktadır. Kıbrıs Türkleri derin bir endişe içinde KKTC’nin artık yok olmaya doğru itildiğini söylemektedir. “Kıbrıs milli bir siyaset” olarak önümüze gelmiştir. Şimdi, bu siyaset üzerinde “millicilik, milli siyaset” sürecek midir, sürdürülmeyecek midir? Tarihsel soru budur. KKTC kaybedilir ise bunun hesabını o kayıp döneminde iktidarda kim olursa olsun veremeyecektir. Ama şimdi “Millilikten kopuş” “Milli siyasetlerden kopuşun tarihsel hataları” Kıbrıs meselesinde de önümüzde durmaktadır.
8- İKTİSAD-İ MİLLİ…
Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde “Milli iktisat” siyaseti şöyle tanımlanmıştır. Milli iktisadiyatta başka devletlerle iktisadi ilişkiler tabii ki vardır. Ama, iktisadiyatı yabancılaştırmak, yabancı iktisadiyatın Türkiye’ye hakim olması yoktur. Ancak şimdi yaşanan tarihsel iktisadiyat hataları, Türkiye üzerinde sanki bir yabancı “iktisadiyat işgali” yaratmış gibidir. Kapitülasyonlar döneminde bütün iktisadiyat yabancıların ellerindeydi. O yüzden Osmanlı İmparatorluğu Sanayi Devrimi hareketinde geri bırakılmıştı. Tam bir müstemleke haline gelmişti. O emperyalizmin siyasetinin neticesiydi.
9- ŞİMDİKİ ZAMAN…
Şimdi elimizde milli iktisadiyattan ne kalmıştır? Milli sanayi kuruluşları tek tek satışmıştır. Tarihsel hatalar ile limanlarımız dahil yabancılaştırılmıştır. Türk Milli tarımı artık yoktur. Yabancı tarım ürünlerinin “Türkiye’yi iktisadi işgali” gibi bir durum yaşanmaktadır. Maden aramaları yabancı şirketlerin ellerine geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki yabancı Kapitülasyonlarda da madenlerin yüzde sekseni yabancıların ellerindeydi.
10- TAM GERİYE DÖNÜŞ…
Cumhuriyet Lozan’da “Kapitülasyonları reddetmişti”. O yüzden direnen zamanın Düzel-i Muazzaması ile yeni bir savaşı bile Mustafa Kemal Ankarası göze almıştı. Çünkü, Atatürk’ün kendisi ile konuşan yabancı gazete muhabirlere savaş sürerken söylediği şu sözler vardır: “…Türkiye siyasi ve iktisadi istiklalini istemektedir. Artık kapitülasyonsuz bir Türkiye olacaktır…” Ama işte şimdi bakınız, Lozan’da reddedilen “Kapitülasyonlar” siyasi iktidarın tarihsel hataları ile sanki geri dönmektedir.
11- İKTİSADİ EFENDİLİK…
Lozan’da Kapitülasyonların kaldırılmasına itiraz eden devletlerden İtalyan delegesi Kont Sforza “…Siz bugün kapitülasyonların kaldırılmasına itiraz ediyorsunuz ama, bir gün iktisadi efendiniz yine biz olacağız…” demişti. Bu haber Ankara’ya ulaştığında Mustafa Kemal’in sözleri şu olmuştur: “…Kapitülasyonların kaldırılmasını kabul etmezler ise müzakereleri kesiniz…” Öyle de yapılmış sonunda mağlup Düvel-i Muazzama yani zamanın mağlup emperyalist devletleri kapitülasyonların kaldrılmasını kabul etmişlerdi.
12- ÜNİVERSİTE ÇAĞRISI…
Cumhuriyet Üniversiteleri Cumhuriyet’in temel kuruluşlarındandır. Başkent Üniversitesi’nin yayımladığı Senato bildirisi şöyle bitmektedir: “…İşte bütün bu şartlarda bizim birinci görevimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Atatürk ilkelerine sahip çıkarak ülkemizin geleceğine eserler ile katkı sağlamaktır…” Başkent Üniversitesi yan kuruluşları ile bunu da yapmaktadır. Cumhuriyet’in bu üniversitesi Senatosu’nun bildirisi tarihe not edilecek kadar önemlidir.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.