Taylan Sorgun - Ergenekon’a Kilitlenirken- Uçup Giden 25 milyar Dolar Köylü, Esnaf Perişan- Nerede Millilik Ve O Zamanlar…
Temmuz 16, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN
“Ergenekon İddianamesi” Türkiye’nin gündemini kilitlemiştir. Tabii ki, bundan en çok memnun olan da siyasi iktidardır. “Darbe olacak mıydı olmayacak mıydı, var mı deseem, yok mu desem” tartışmaları ile, kimi “yayın merkezlerinin” havada uçuşan “Darbe modelleri” haberleri de neredeyse “usta mizahçıların” ellerine düşmüştür. Şimdi “iddianame” ile ilgili mahkemeye verilecektir. İlgili mahkemenin iddianameyi kabul veya rededetmesi soruşturmanın durumunu ortaya çıkaracaktır. Ancak ilk haberler arasında “Darbe günlüklerinin” durumu da geçmektedir.
1- 25.4 MİLYAR GÖTÜRÜLMÜŞ…
Toplum “iddianame” etrafında “toplanmaya çalışılırken” bir de bakılmaktadır ki, yabancıların yatırımcıları Türkiye’den rekor tutarda kâr ederek kendi ülkelerine aktarmışlardır. Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, yabancıların, Türkiye’den elde ettikleri kârlardan ülkelerine aktardıkları bölüm 25 milyar Dolar’ı aşmıştır. Yine aynı habere göre, bu durumun cari açığı daha da büyüteceği bildirlmektedir. Cari açık zaten Cumhuriyet Dönemi’nin en yüksek seviyesine çıkmıştır. 2- O SIRADA KÖYLÜ VE ONLAR…
“Darbe olacak mıydı olmayacak mıydı, var mı desem, yok mu desem” haberleri kimi yayın merkezlerince havada uçuşturulurken, ve buna ilaveten 25 Milyar Dolar’ın götürüldüğü ortaya çıkarken, 1- Türk köylüsü, tarımcısı, 2- Esnaflar, 3- Memurlar ve işçiler, 4- Emekliler kara kara düşünmeye devam etmektedirler. “Gündemde yoklardır”. Siyasetin gündeminde hemen hemen hiç yoklardır. Eh kimi medyanın gündeminde var mıdırlar? Orada hiç yoklardır. Eh “onlar gündem dışına” itilivermişlerdir.
3- NE OLDU ŞU PAMUK İŞİ?…
Hatırlanacaktır, bu sütunda bir haber vermiştim: Çok uzun zaman önce TBMM’ne bir önerge verilmiş ve Türk Pamuk tarımının üzerinde araştırma yapılması istenilmişti. TBMM Başkan vekili de “önerge alınmış, kayda geçirilmiştir. Zamanı gelince gündeme alınacaktır” demişti ya, ben de buradan “bunun takipçisiyim” demiştim ya. İşte o günden buyana zaman zaman sorduk “…Ne oldu şu araştırma?…” Çünkü bu mesele binlerce insanımızı ilgilendirmektedir. Çukurova’nın ve öteki bölge pamukçularının baş meselesidir. O da şimdilik gündem dışıdır. 4- HERGÜN SORARIM…
Meslek ustalarımız bize “fikri takibi” öğretmişlerdir. Yani “bir sorunun sürekli olarak takip edilmesi” Şimdi o fikri takiple sormaya devamda yarar vardır: Kıbrıs’ta KKTC tarihe gömülmek üzeredir. Sahi, siyasi iktidarın gündeminde bu var mıdır, yok mudur? Dışişleri Bakanı Babacan siyaseten adeta “…Görmedim, duymadım, bilmiyorum…” halindedir. Neden görülmemekte neden duyulmamakta neden bilinmemektedir? Peki “kısmi medyanın” gündeminde var mıdır? Yoktur. Şimdi başka işler vardır. “Darbe olacak mıydı olmayacak mıydı? Günlükler var mı yok mu? “Ama, KKTC gitti gider kimin umrundadır. KKTC Türkleri Rumların insafına terkedilecektir kime ne? Türkiye’nin Akdeniz’deki menfaatleri güme gidecekmiş, “Adaaam sende” siyaseti. 5- KARA GÜN DOSTU…
Köprüden Kadıköy’e geçerken denizden Toprak Mahsulleri Ofisinin kuleleri görülmektedir. Üzerinde soluk bir yazı kalmıştır: “Çiftçinin kara gün dostu” işte şimdi verilen haberlere göre Toprak Mahsulleri Ofisi de “güme gitmek” üzeredir. DSP’li Çelebi, AKP’nin Toprak Mahsulleri Ofisi’ni kapatmaya çalıştığını ileriye sürmüştür. Ekmek de yüzde elliye varan zamlar yaşanırken, çiftçi emeğinin karşılığını alamaz hale gelmiştir. E ama canım, şimdi “kimi yayın merkezlerinin havaya uçuşturdukları” darbe senaryoları varken kim bakacaktır Toprak Mahsulleri Ofisi”nin haline. O da gitti gideeeer… 6- UNUTULAN SATIŞLAR…
Tabii bu arada 1- Limanların yabancılara satışları, 2- Kapitülasyonlar dönemindeki Maadin Nizamnamesi’nin (tarihi 1870 yılıdır), siyasi iktidarca tarihsel bir hata ile yeniden ihyası Türkiye’nin topraklarının yabancılara satışının önünü yeniden açmıştır. Yine Kapitülasyonlar dönemindeki imtiyazlar hayata geçirilmektedir. Mesela hep dediğim gibi Yeni Vakıflar Kanunu tarihsel hatalarla yabancılara geniş imtiyazlar tanımıştır. Bunlar da unutulanlar arasındadır. E ama canım, yedi darbe senaryoları ortalıkda uçuşurken kim bakacaktır buna? 7- ÖYMEN’İN AÇIKLAMASI…
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, yaptığı açıklamada şöyle demektedir: “…TSK’nin içindeki birlik, bütünlük, disiplin, dayanışma duygusu hakkında kamuoyunda kuşkular uyandıracak açıklamların TSK ve Türk Develti’ne zarar vereceği kanısını taşıyoruz…” E ama zaten kimilerinin maksadı TSK’nin de “yıpratılmasına” dayanmıyor mu? Çünkü, elde kalan sağlam Anayasal kuruluşlarının başında gelmektedir. 8- BAZILARININ İŞİNE GELMEZ…
Türk Ordusu’nun sağlam disiplini, Türk Ordusu’nun Mustafa Kemal Paşa’nın Atatürk’ün başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nden aldığı felsefe tabii ki “Dahiliyette ve hariçte” kimilerinin işine gelmemektedir. Şimdi “o merkezlerin” işleri Türk Ordusu üzerinde tartışmalar açmak haline gelmiştir. Ama beyhude gayrettir. 9- “TAKSİM’DE POSTAL SESİ”… Hava Harp Okulu öğrencileri her yıl kampa giderler. Bir süre önce yine kampa gitmek için hareket halindeydiler. O kampa gidişlerde Taksim’deki Atatürk anıtına çelenk koymak bir bir gelenek haline gelmiştir. Bu yılda öyle olmuştu. İşte o gün genç komutan namzetleri Taksim’e çıkmışlardı. O gün not almıştım. Bir televizyon ekranındaki takdim şöyle olmuştu: “…Taksim’de postal sesleri…” Ama onu söyleyenler, öyle takdim edenler, o postalar ile çok zafer kazanıldığını, terörle mücadelede şehit olanların ayaklarında o postalların olduğunu unutmuş görülmektedir.
10- ABD KARADENİZ’DE…
Haaa nerede kalmıştık? Gündemin öteki maddelerinde. Şimdi Ergenekon iddianamesi gündemi kilitlemişken bakınız ne olmaktadır? Son haberlere göre ABD şirketleri Karadeniz’de petrol aramaya başlayacaklarmış. Karadeniz’in Türk kara sularında petrol yatakları olduğu haberleri çok önceleri verilmişti. Şimdi bu petrol kaynaklarının kullanıma açılması ve petrol arama gündemdedir. Ama bunun şartları ne olacaktır? Türkiye hangi imkânları elde edecektir? Birinci soru budur. İkinci soru da şudur: Türkiye “milli kuruluşları, milli sermayesi ile bunu yapamaz mı?” 11- MİLLİ SERMAYE…
Şimdi bizim karıştırdığımız şu işe bakın siz: Canım artık “Milli sermayenin sözümü kalmıştır? Bunca yabancılaşma içinde milli sermayeden söz etmek de ne demek olmaktadır? Yabancılaşma varken, tarihsel hatalar ile bütün iktisadiyat yabancılaştırılırken “Milli sermayeden söz etmek de ne demek olmaktadır” demezler mi? Derleeer, derleeer. Çünkü kendileri “Çoook liberaldirler ya” Onun için de derler.
12- NEREDE YUNUS NADİ?…
Şimdi bakınız: Cumhuriyet’in ilk yıllarıdır. Dokuma fabrikaları da Anadolu’nun her yerinde açılmaktadır. Bakınız, zamanın geçmişteki Kuvvacı yazarı Yunus Nadi Bey o açılışlardan birisini şöyle anlatmaktadır: “…Cumhuriyet Türkiyesi’nin yeni endüstri hamleleri arasında yaratılan örneklerdir bunlar. Bunlar arasında aslında bembeyaz bir ziraat mahsulü olan pamuğun sanat elinde şeklini değiştire değiştire vermiş olduğu neticeler vardır…” Bu satırların anlamı şudur: 1- O pamuğı işleyen fabrika işçileri bir sanatçı olarak tanımlanmaktadır. 2- Bu satırlar milli endüstriye geçişin anlatımıdır. 13- ŞİMDİ VAR MI?…
Hadi bakalım şimdilerde artık bu çoşku kalmış mıdır? Çoşku “…Aman canım yabancı para, yaman canım yabancı sermaye…” İşte o vardır. Vardır da alıp 25 Milyar Dolar’ı da götürüvermiştir. Şimdi öteki “Götürdüklerinin” üzerine bu rakamı katınız. Götürsünleeeer. Götürebildikleri kadar. Bunlar gündemde yoktur. Peki ne vardır? Kimi “yayın merkezlerince” havada uçuşturulan darbe senaryoları… Toplum şimdi buna kilitlendirilmiştir. Yalnız, köylü, esnaf, emekli, işçi, memur, sanayi sormakta ve beklemektedir: “…Sıra bize ne zaman gelecek?…” Bu gidişle pek geleceği de yoktur ya.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.