İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Necati Doğru - Kim demokrat! Kim darbeci!

Temmuz 16, 2008 - NECATİ DOĞRU, VATAN

Darbe yapacaklar. Halkın seçtiğini silah zoruyla indirecekler. Başbakan Tayyip Erdoğan korkacak, Brüksel’e siyasi sığınmacı olacak, yerini Sinan Aygün’e bırakacak. Evi polislerce arandığında gizli kasasında milyon milyon euro ile diğer gizli çekmecesinde kilolarca altın ve ziynet bulunan(!) Sinan Aygün, darbeci örgütlenmenin kasası çıktı.

Böyle yazmışlardı.

Onlar şimdi demokrat!

Süzme, katıksız demokrat!

Eskiden süzme darbeciydiler!

Darbecilerin çantasını, bombasını, paltosunu taşımışlardı Mahir Çayan’ların “parti-cephesine” Marksist ideolojinin imbiğinden süzerek kaleme aldıkları yazılarıyla destekler sunmuşlardı. Ordunun “sol-Kemalist kanadının” darbe yaparak Ankara’ya çöreklenmiş kıytırık ABD işbirlikçisi bezirgân-burjuva demokrasisine son vermesini ve “proleterya iktidarı”nı Türkiye’de de kurarak onları iktidara getirmesine gönüllerini yatırmışlardı. Ordu darbesiyle “sosyalizm gelmez” diyen o dönemin gerçek solcu İşçi Partisi’ni (TİP) de yerden yere vuruyorlardı. İşçi Partililer haklı çıktı 12 Mart darbesinde ordunun sağ-Kemalist kanadı iktidara geldi ve bu darbeci çantası taşıyıcılarını da birkaç aylığına içeri tıktı.

Sonra bir darbe daha geldi.

Turgut Özal da çıkageldi.

Eski darbeci çantası taşıyan sol Kemalist orducu darbeciler, döndüler solculuk tasladıklarını unuttular. Turgut Özal ile birlikte “liberal-muhafazakâr-demokrat” oldular. Darbe yapıp kendilerini iktidara getirmek yerine hapislere atan orduya gücünü halktan alarak bir etkili tokat indireceğine inandıkları Tayyip Erdoğan’ın “İslamcı-mütedeyyin-demokrat” iktidarına da “değişimi-dönüşümü sağlayacak” yenileşme olarak sarıldılar.

Darbelere karşı oldular.

Bu iyi bir gelişmeydi.

Fakat gerçekten demokrat olmak “yargının tam bağımsız olmasına” dikkat etmek, gözaltına alma, tutuklama, yargılama sırasında “hak ihlallerine” karşı çıkmak, 2 bin 500 sayfalık iddianamenin “göz boyama şüphesi taşıyacağına” ihtimal vermek, “86 sanıklı davada 20 gizli tanığın” muhbirler, köstebekler, ajanlardan oluşması halinde bu davanın lekeleneceğine dikkat çekmek, iddianamede “bir numarayı” aramayı da ihmal etmemek, ayrıca “darbe günlüklerinde adı geçen darbecilerin” neden bu iddianamede yer almadıklarını da sorgulamak demekti. Gerçek demokrat tavır bu olsa gerekti.

Açıkçası “iktidarı eleştireni vurmayı, iktidarı kollamayı gerçek demokrat olmaya” kurban ettiler.

Neler yazdılar neler!

Onlara sızdırılıyordu.

Servis ediliyordu.

Onlar da “Sinan Aygün, darbecilerle beraber… Mustafa Kemal’i seviyorum diyor fakat gizli kasasında üstünde Mustafa Kemal’in resmi olan Türk parası yerine üstünde krallar, kraliçeler olan yabancı paralar stokluyor, sırf kargaşa doğsun, hükümet yıpransın diye Kemalist yazarı öldüren, Kemalist Cumhuriyet Gazetesi’ni bombalatanlarla beraber hareket ediyor” diye çamur dozu yüksek yazı yazıyorlardı.

İddianameyi beklemiyorlardı.

Gerek de duymuyorlardı.

İktidar partisi AKP’yi kim sorguluyorsa, Başbakan’ın, bakanların, bürokratların yanlışlarını “demokratik hakların ve basın özgürlüğünün sınırlarını aşmadan” kim eleştiriyorsa Ergenekoncu, demokrasi düşmanı, orducu, Kemalist, AB’ye düşman, çetelerden yana çürütmeciliğiyle damgalanıyordu.

Sinan Aygün serbest kaldı.

Ankara Ticaret Odası’nda “darbeye de darbeciliğe de karşıyım” diye konuşma yaptı. Dakikalarca ayakta alkışlandı.

Gerçekten kim demokrat!

Kim gerçekten darbeci!

Bugün “demokrat geçinenlerin gerçekte darbeci, darbeci diye leke sürülenlerin ise gerçekten demokrat” olması ihtimali çok yüksek.

Zaman bize gösterecek!

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS