Taylan Sorgun - Ergenekon İddianamesi Ardındakiler- Yargısız İnfazcı Takım- Almanya’nın Terör Siyaseti- Kıbrıs Ve Terör- Şampiyonlar Nerede?- Ulusalcılık…
Temmuz 15, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN
“Ergenekon” soruşturması ile ilgili “iddianame”nin bugün açıklanacağı söylenmiştir. Ancak, “iddianame”nin içeriğinin mahkemenin “iddianameyi kabul etmesinden önce açıklanmasının” hukuken yanlış olacağıda başta Cumhuriyet Başsavcılığı Onursal Başkanı Sabih Kanadoğlu olmaz üzere yargı çevrelerince ifade edilmiştir. Görevli mahkemenin “iddianameyi kabul edip etmeyeceği ise” iddianamenin görevli mahkemeye verilmesinin ardından belli olacaktır. Yargıtay Onursal Başsavcısı Kanadoğlu söz konusu soruşturmanın durumu ile ilgili olarak da şu açıklamayı yapmıştır: “…Sadece yargının bakacağı bir iş olmasına rağmen ortaya konulan manzara doğrudan doğruya siyasi etkilerin de egemen olduğu bir kısım medyanın da soruşturmaya kılavuzluk yaptığı bir soruşturma biçimine geldi…” demiştir.
1- YARGISIZ İNFAZ…
Kanadoğlu’nun sözünü ettiği bazı medya çevrelerinin yayınlarına, kimi ekranlarda sıram sıram sıralanarak sanki “yargı karar vermiştir de iddialar sabit olmuştur” gibi konuşmalara bakılır ise, ortada tam bir “yargısız infaz” manzarası görülmektedir. Daha çok siyasi iktidarı destekleyen bu medya çevlerelerinin söz konusu “İnfaz gayretleri” kendi kendileri ile de çelişkilerini ortaya koymaktadır. “…İnsan hakları…” iddiasının da adeta şampiyonları gibi görülen bu kimi medya çevreleri kendilerine yeni bir vazife edinmişler adeta “durmadan vazife” çıkarmak şampiyonu olmuşlardır.
2- HESAPLAŞMA ZAMANI İMİŞ…
O yargısız infaz “ekran gösterilerinde” “geçmişle hesaplaşmak” sözleri öyle bir hale dönüşmüştür ki 1- Türk Ordusu’nun konumu 2- Hatta Cumhuriyet’in temel esasları bile o “hesaplaşma taleplerine” dahil edilir olmuştur. Ergenekon soruşturması üzerindeki kimi yayınsal hareketler ile kimi siyasal açıklamalar, giderek kimi çevrelerce “Cumhuriyet’in başlangıcı ile de hesaplaşma” bandına getirilmek istenilmektedir.
3- BİR TUTUKLU DAHA…
Ergenekon soruşturması ile ilgili olarak, “Ergenekon”un mali destekçisi olduğu iddiası ile tutuklanıp ardından hastalanarak hayatını kaybeden ve bir yılı aşkın süre ile önüne iddianame konulmayan Kuddisi Okkır’ın ardından, bu defa yine Ergenekon iddiası tutuklularından Asuman Özdemir’in de “siroz” hastalığına yakalandığı haberleri gündeme gelmiştir. Şimdi “insan hakları şampiyonu geçinen kimilerinin” derin sessizliği ibretle izlenmektedir.
4- ÜSKÜL NEREDE…?
TBMM İnsan Hakları Komisyon Başkanı AKP’li Zafer Üskül, ise Kuddisi Okkır konusundaki “derin sessizliğini” sürdürdüğü gibi bu olay karşısında da dün sabaha kadar sessizliğini sürdürmüştür. Üskül‘ün iddialı “insan hakları” tavrı nerede kalmıştır? Üskül “derin hatalar içinde” sanki “siyasal bir suskunluk” içindedir. Şimdi bu surumda kimlerin hangi samimiyet içinde oldukları da tarihen bir bir ortaya çıkmaktadır.
5- SIRAM, SIRAM İDDİALAR…
Ergenekon soruşturması ile ilgili olarak “kimi yayın merkezlerinden” sıram sıram iddialar havada uçuşturulmaya başlarken, yine aynı çevreler bu “sıram sıram darbe iddialarını” şal olarak kullanarak “kendi maksatlarına matlup” sonuçlar almaya çalışmakta, yeni yargısız infazlar peşine düşerek, Türk Ordusu üzerindeki amaç ve çabalarını “gerçekleştirmek” istemekte, hatta Cumhuriyet Rejimi ile de adeta hesaplaşmaya girmek telaşındadırlar.
6- HARİÇTEN MÜDAHALE…
Brüksel, ise tabii kendi kendisine biçtiği vazife ile “Ergenekon” soruşturmasına dayalı olarak çirkin iddialar ortaya atabilmekte “utanmadan” arlanmadan “cinayet örgütü” tabirini kullanabilmektedir. Ama, tabii kimi Avrupa Birlikçilerinin “Aman canım Avrupa Birliği” davulculuğu da, tabii ki buna yardakçılık etmiştir. Brüksel’in bu soruşturma ile ilgili siyaset şalı altında “Türk Ordusu” ile ilgili siyasetine de şal yapılmıştır.
7- KIBRIS VE TERÖR…
“Ergenekon soruşturması” gündemin başına oturtulurken bütün dikkatler siyasi manevralar ile oraya düğümlenirken 1- KKTC tarihe intikal ettirilmek üzeredir. 2- Soruşturma başladığında ve ilerlediğinde emperyalizmin tetikçisi PKK terör örgütüne kapsamlı af da Abant Platformu’nda açıkça gündeme taşınmıştır. 3- PKK terör başının İmralı’daki durumu ile ilgili iddialar için sıram sıram müfettişliğe soyunan ve bu müfettişliği “insan haklarına dayandıran” Brüksel Komiserleri, “Kuddisi Okkır” olayında “kuzuların sessizliğine” bürünmüşler.
7- MEDYA’NIN HALİ PÜRMELALİ…
Tabii bu arada kimi medya çevlerelerinin hali pürmelali de ortaya çıkmıştır. “Yargısız infazcı” bu kimi medya çevreleri, aslında “iyi incelenmesi gereken bir konuma” da düşmüşlerdir. Medya tarihe geçecek tavırları ile “tarihen not edilmişlerdir”. Medyanın dünden bugüne incelenmesi de artık gereken bir durum haline gelmiştir.
8- ALMANYA VE TERÖR…
Şimdi dikkat: Üç Alman dağcı PKK terör örgütü tarafından kaçırılmıştır. Bu kaçırmayı “derin devlete bağlayan” kimileri de olmuştur. Onlar zaten ellerine diken batsa “Oooo derin devlet” davulu çalmakta mahirdirler. Üç Alman dağcının kaçırılmasının ardından DTP devreye girerek “Alman dağcıları geri alabileceklerini” belirtmişlerdir. Ama şimdi, Alman Hükümeti çevrelerinin açıklaması şudur: “…Terörle müzakere etmeyiz, pazarlık yapmayız…” Bu durum kendilerinin terör siyasetini de ortaya koymuştur.
9- “SİYASİ ÇÖZÜMCÜLÜK”…
Peki Almanya “terörle pazarlık etmezmiş” ama, Türkiye’ye “teröre siyasi çözüm bulun” diyenler arasında kendileri yok mudur? Vardırlaaaar vardırlaaar hem de en şampiyon biçiminde vardır. Türkiye’ye gelince “Teröre siyasi çözüm için pazarlık”, ama kendilerine gelince “Terörle pazarlık etmeyiz.” İşte bu artık bir tarihsel belgedir. Bundan sonra ağızlarından “teröre siyasi çözüm” sözü çıktı mı, suratlarına bunu vurmak birinci vazife olmuştur.
10- VE KOMUTAN ÖZKÖK…
Genelkurmay Eski Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök de “Ergenekon” soruşturması ile ilgili olarak devreye girmiştir. Cumhurbaşkanı Gül ile bir görüşme yapmıştır. Emekli Orgeneral Hilmi Özkök “Darbe girişimi iddiaları” ile ilgili olarak kendisine sorulan bir soruya “…Ne var ne de yok derim…” demişti. Özkök bu tavrını eleştirenlere de verdiği cevap da şöyle demiştir: “…Niye söylemiyor diyorlar. Söyleyemiyorum, çünkü ben hüküm koyamam. Bunu mahkeme yapar…” Tabii hükmü yargı verecektir. Ancak, böylesine haberler verilirken “darbe toplantısı iddiaları” yerine sadece “darbe toplantıları” tabirini kullanmak da kimilerinin adeta “yargısız infazı” olmaktadır.
11- ULUSALCILIK MİLLİYETÇİLİK…
Şimdi kimileri almışlardır ellerine davulu. Tabii tokmak kimin elindedir ya da kimlerin ellerindedir o başkadır da ama, “Ulusalcılığa”, “milliyetçiliğe” fırsat bu fırsattır” diye saldırmaktadırlar. Peki siz “ulusalcı” değilseniz necisiniz? Ulusalcılık şimdi “ulus devlet üniter yapı esasını” tanımlamaktadır. Siz buna mı karşısınız?” Hemen söyleyebiliriz ki “Eyaletçiler federasyoncular” ulusalcılığa saldırmanın fırsatını ellerine geçirmişlerdir.
12- YA NESİNİZ…?
Bu sütundan kaç defa sormuşumdur: Milliyetçilik, Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali Felsefesi’ne de dayanmaktadır. Şimdi milliyetçiliğe karşı olduklarını söyleyenler buna da mı karşıdırlar? Milliyetçiliğe karşı iseniz necisiniz? Aaaa ama şimdi 1- Müstemlekecilik Türkiye’nin adeta bir müstemleke haline getirilmesine neden olabilecek “Globalleşme liberalleri” kimilerinin ellerine verilmiştir davula, tokmağı vuran vuranadır. 2- Ortalık da dolaşan eyaletçiler ve federatifçi “kimi liberaller” aynı makamdan şarkılarını söylemektedirler. Fakat tabii “tarihen de bir imtihanı” vardır ki, işte orada “çuvalladınız mı” gelecekte nasıl anılacağı da tarihen sabittir.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.