İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

ŞÜKRAN SONER - Yüzümüze Gözümüze..

Temmuz 15, 2008 - CUMHURİYET, ŞÜKRAN SONER

Bugünlerde Ergenekon davası ile yatıp kalkıyoruz ya.. Bu sabah Türkiye, hatta dünya kamuoyu yüreğimiz ağzımızda İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın iddianamesini açıklamasını bekliyorduk. Yaklaşık 2500 sayfalık iddianamenin içeriğini bir anda öğrenmemiz olanaksızdı elbet. Ancak en azından uzman hukukçuların hızlı bir tarama ile kendileri için önemli vurgulamalarla kamuoyuna açıklamalar yapabileceklerini sanıyorduk. Hep birlikte küçücük bir ayrıntıyı meğer atlamışız..

Savcılığın hazırladığı iddianamenin içeriği ancak ilgili mahkemenin davayı kabul etmesi aşamasında açıklanabilirmiş. Başsavcılığın dün açıkladığı bilgiler ilgili savcılığın iddianamesinin teknik boyutlarını içerebilirmiş. Özetle dünkü açıklamanın boyutu Zekeriya Öz başkanlığındaki savcılık soruşturmasının sonucunda hazırlanmış iddianamenin sanık sayısı, kapsamı.. türünden bilgilerle sınırlı kalacakmış. Mahkemenin söz konusu iddiaları ciddi bulmayarak davayı kabul etmemesi gibi bir olasılık bile varmış.. Dün sabah televizyon kanallarının haberlerinde tartışmalar işte bu kez bu olasılıklar üzerinde yapılıp duruyordu..

***

Henüz kesinlik kazanmamış, resmen ortada olmayan bir iddianame üzerinden başlatılan tartışmaları bir düşünün. Hele de AKP kapatma davasının ardından, iki karşıt siyasi saldırı alanı gibi, Ergenekon üzerinden yürütülen tartışmalar, iddianameye kaynak yapılmış saldırı ve açıklamaların boyutlarını.. Neler yazılmadı, neler söylenmedi..

Dün yabancı bir televizyon kanalı için çekim yapan gazeteci arkadaşlar, yaratılmış bilgi kirliliği içinde soru yöneltirlerken, kesinleşmiş kanıtlar elde avuçtaymış gibi; “Gazetenizin iki önemli yazarı Ergenekon sanığı, gazetenize atılan bombalar da Ergenekon örgütünden, bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?” demezler mi? Daha birkaç gün önce dünyanın en yüksek tirajlı gazetelerinde, “Orhan Pamuku öldürme emrini veren paşalar tutuklandı” haberleri çıkmamış mıydı? Neresini düzeltebiliriz, neresinden başlayabiliriz ki? Dilimin döndüğünce işte tam da bu tablo, yaratılmış bu hukuk dışı sorgulama, kamuoyuna yansıtma, tartışma süreci nedeniyle Ergenekon davasının gerçek bir terör örgütü operasyonu niteliğini taşıma olasılığının ortadan kalktığını anlatmaya çalışıyorum. Evet ortada yasal, hukuk içinde kalınmış bir sorgulama, hazırlanmış, hukuki geçerlilik kazanmış iddianame olmadan, makul süreler içinde gözaltına alınmış, tutuklanmış sanıklar için işlemeye başlamış bir yargı süreci söz konusu değilken, anı defterleri, yasadışı yolla sızdırılmış bilgiler eksen yapılarak yapılmış bunca sansasyonel tartışma, suçlama, operasyon.. özetle Ergenekon davası ile yaratılan karabasan, eğer gerçekten kanıtları varsa darbeyi amaçlamış terör örgütü davası kimliğine hukuk darbesi indirilmesi anlamındadır. Ergenekon davası bugüne kadarki insan hakları, hukuk ihlalleri, sorgulama biçimleri, basına sızdırılmış tartışmaları, siyasetin ağzına dolanmış sunumları, başka ülkelerin siyasi, uzman kişilerinin çıkış ve dayatmaları da katılınca, kendisi ortada olmadan siyasi amaçlı darbe hukuku içeriğine bürünmüştür. Soruşturmacılarının kasti kusurları olmasa da..

***

On üç ay öncesinde Ümraniye’de ele geçirilen el bombaları üzerinden başlatılmış soruşturmada aylar ve bir yıllık süreçte tutuklu kalmış, yargı karşısına çıkarılmamış sanıklar açısından insan hakları hukuku zaten ayaklar altında. Sadece bu nedenle bağlı olduğumuzu dilimizden düşürmediğimiz AB kriterleri İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargılanma, mahkûm olma olasılığımız çok yüksek. Üstüne AKP kapatma davasında iddianamenin okunduğu gün gündeme gelen çok sansasyonel operasyonda, en yüksek rütbelerden emekli komutanların emekli olmadan önce ya da emekli olduktan sonra işin içinde oldukları varsayılan darbeden söz edecek kanıtların ek iddianameye bırakıldığını ekleyin. Şimdilerde Hizbullah ilişkilerini de ortaya koyacağı varsayılan yeni operasyonlar haberlerini düşünün..

Ortaya AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana, AKP iktidar icraatlarından kaygı duyan asker-sivil her kesimden ünlü isimlerle, örgütlenmeleri bir araya getiren, tüm suç eylemlerini, AKP karşıtı çıkışları aynı davada toplayan, başı tarihte, sonu gelecekte bir dava çıkıyor. Yaşanmış suç ve terör olaylarının bütününde, zıt cephelerden sanıklar ve mağdurlar aynı örgütlenmenin içinde yer alıyorlar. Daha doğrusu diktatoryal eğilimli Kemalistlerin asker sivil oluşturdukları bir gizli terör örgütü var. Bu odak terör örgütü, türban için cinayet işleyenden, radikal İslamcı terör örgütlerine kadar uzanan bir halkada pek çok terör örgütünü de taşaron olarak kullanıyor..

Siz gerçekten ancak darbeler sürecinde her kesimden karşı duruşu sindirmek, susturmak mantığı ile yazılan senaryoların kötü bir kopyası, baştan ağır insan hakları ihlalleri ile donanmış, darbe hukuku çağrışımlı bu büyük medyatik şov tartışmasının gerçek bir hukuk yargılamasının içinde sonuçlandırılabileceğine inanıyor musunuz?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS